Grappling türkçesi Grappling nedir

Grappling ile ilgili cümleler

English: He is still grappling with religious beliefs.
Turkish: O hâlâ dini inançlarla boğuşuyor.

English: Cities and provinces along the Yangtze River in central China are grappling with the country's worst drought in more than 50 years.
Turkish: Merkezi Çin'de Yangtze nehri boyunca şehirler ve taşra 50 yıldan daha fazla bir süredir ülkenin en kötü kuraklığı ile boğuşuyor.

Grappling ingilizcede ne demek, Grappling nerede nasıl kullanılır?

Grappling iron : Ankraj demiri. Borda kancası. Kanca. Ucunda kancalar bulunan tutma aleti. Filika demiri. Tırmanma çengeli. Çengel.

Grapple : Uğraşmak. Kanca ile tutunmak. Cebelleşmek. Tutmak. Kavramak. Kucaklamak. Filika demiri kullanmak. Boğuşmak. Pençeleşmek. Kavgaya tutuşmak.

Grapple with : Boğuş. İle boğuşmak. Pençeleşmek.

Grappled : Kavramak. Cebelleşmek. Filika demiri kullanmak. Boğuşmak. Bağlamak. Tutmak. Kucaklamak. Kanca ile tutunmak. Kavgaya tutuşmak. Pençeleşmek.

Grappler : Yakalayan. Cebelleşen kimse. Boğuşan kimse. Çengel. Kıskaçlama düzeneği. Mücadele eden kimse. Yakalamak ve tutmak için kullanılan birkaç çengelden oluşan alet. Kanca.

Grapplers : Çengel. Cebelleşen kimse. Yakalayan. Yakalamak ve tutmak için kullanılan birkaç çengelden oluşan alet. Kanca. Mücadele eden kimse. Kıskaçlama düzeneği. Boğuşan kimse.

 

Grapples : Bağlamak. Kucaklamak. Kavgaya tutuşmak. Yakalamak. Boğuşmak. Pençeleşmek. Kanca ile tutunmak. Tutmak. Kavramak. Filika demiri kullanmak.

İngilizce Grappling Türkçe anlamı, Grappling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grappling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scuffle : İtişip kakışma. Kavga. Saç saça başbaşa kavga etmek. Saç saça baş başa kavga etmek. Ayaklarını sürümek. İtişmek. Çekişmek. Çekişme. Didişmek.

Ensnaring : Kapanla yakalamak. Tuzağa düşürmek. Tuzağa düşürme. Kapana kıstırmak. Kapana kıstırma.

Fray : Yıpranmak. Aşınmak. Tartışma. Yıpratmak. Karışıklık. Yarışma. Aşındırmak. Saçaklanmak. Boynuz tüylerini dökmek (geyik).

Mugging : Saldırıp soyma. Gasp olayı. Saldırı.

Clutch : Klaç. Kavramak. Kapmak. Güç. Debriyaj. Sıkıca tutmak. Boşa alma. Yakalamak. Motorla itici tekerlekleri birbirine bağlayıp ayırabilen dingil bağlantı aygıtı.

Interception : Tevkif. Ele geçirme. Kesme. Yolunu kesme. Durdurma. Tutma. Alıkoyma. Önleme. Dinleme.

Scuffling : Saç saça başbaşa kavga etmek. Boğuşmak. İtişip kakışmak. Saç saça baş başa kavga etme. Ayaklarını sürümek. Ayaklarını sürüme. İtişip kakışma.

Grasp : Tutmak. Kapmak. Sıkı sıkı tutmak. Kavrama. Sıkı sıkı tutma. Kavrayış. -in usulünü öğrenmek. Anlamak. Bir konuyu kavramak.

Swoop : Saldırmak (kuş). Üstüne çullanmak. Üstüne çullanma. Üzerine çullanmak. Ani saldırı. Üzerine çullanma. Baskın yapmak.

 

Rough and tumble : İtiş kakış. Kıran kırana. Alt alta üst üste. Saç saça başbaşa. İtişip kakışma. Arbede. İte kaka.

Grappling synonyms : flying mare, contact sport, rassling, professional wrestling, greco roman wrestling, sumo, onslaughts, grapple, encroachment, arrest, scuffles, wrestling hold, musses, onrush, encroachments, frays, onrushes, catch, ensnarement, struggle, onslaught, assaulting, aggression, aggressions, wrestling, wrestle, hand to hand struggle, mussed, enmeshments, enmeshment, muggings, struggling, entrapping.

Grappling ingilizce tanımı, definition of Grappling

Grappling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, that by which anything is seized and held, a grapnel. A laying fast ho1d of.