Greasy türkçesi Greasy nedir

Greasy ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't like greasy food such as spareribs.
Turkish: Ali kaburga gibi yağlı gıdaları sevmez.

English: I have greasy skin.
Turkish: Yağlı bir cildim var.

English: He has greasy hair.
Turkish: Onun yağlı saçı var.

English: His sleeve touched the greasy pan.
Turkish: Onun kolu yağlı tavaya dokundu.

English: I came home very tired and with greasy clothes.
Turkish: Eve yağlı elbiselerle çok yorgun olarak geldim.

Greasy ingilizcede ne demek, Greasy nerede nasıl kullanılır?

Greasy heel : Bukağılık deri yangısı. Yağlı ökçe.

Greasy spoon : Kalitesiz lokanta. Yağlı kaşık. Genelde kızartma menüsü sunan küçük ve ucuz restoran. Küçük ve ucuz restoran. Ucuz kafe. Ucuz ve pis lokanta.

Grease : Yağ. Gresyağı. Yağ sürmek. Yağlamak. Katı yağ. Olağan koşullarda katı durumda bulunan yağlama yağı. Para yedirmek. Yağıltı. Makine yağı. (hayvansal) yağ.

Grease basin : Yağ tutucusu. Lokanta, kışla v.b. yerlerin mutfaklarından gelen kirli sulardaki yağları ayıran araç.

Grease box : Yağdanlık. Yağ kutusu. (silindirik rulmanlı) dingil yatağı. Buatagres.

 

Grease nipple : Gres rekoru. Gresör. Gresörlük. Çatal. Gresör memesi. Yağlık memesi. Katıyağın, yağlanacak olan yere doldurulmasını sağlayan delikli küçük meme. Gres memesi. Gres nipeli.

Grease gun : Katı yağ tabancası. Katı yağ basmada kullanılan küçük el basacı. Yağ spreyi. Gres pompası. Katı yağ basacı. Yağ tabancası. Yağlayıcı. Gres tabancası. Katıyağ tabancası.

Grease seal : Yağ contası. Gres keçesi.

Greased : Yağlı. Yağlanmış. Yağ sürülmüş.

Greaseball : Göbekli herif. Yağ tulumu. Güney avrupalı veya latin amerikalı birisine söylenen kaba söz. İğrenç olma. Yağ çuvalı. İtalyan asıllı serseri.

İngilizce Greasy Türkçe anlamı, Greasy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Greasy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clammy : Yaş. Islak. Soğuk. Rutubetli. Yapış yapış. Nemli ve soğuk. Nemli. Yapışkan ve soğuk. Soğuk ve nemli.

Clammiest : Yapış yapış. Soğuk. Yapışkan ve soğuk. Yaş. Nemli ve soğuk. Islak. Soğuk ve nemli. Rutubetli. Nemli.

Clingy : Sarılan. İlgi meraklısı. Yapışan.

Agglutinant : Yapışkan madde. Yapıştıran. Aglutinin. Aglutinant. Birbirine yapışan. Tutkal. Yapıştırıcı.

Fating : İçyağı. Tombul. Şişko. Yağ. Semirtmek. Şişmanlatmak. Besiye çekmek. Şişman.

Lubricated : Yağlamak.

Fickle : Kararsız. Vefasız. Değişken. Kelek. Maymun iştahlı. Dönek. Kalleş. Sebatsız. Vefasız (aşkta).

Clarty : Çamurlu. (argo terim) yapışkan ve tatlı. Pasaklı. Yapışkanlı. Çamur kaplı. Yapışkan madde ile kaplı. Karman çorman. İğrenç. Dağınık. Karmakarışık.

Fawners : Dalkavuk. Yalaka. Yaltakçı. Kıç yalayıcı. Yağdanlık.

 

Fatties : Dombili. Şişko. Şişman. Yağlı yiyecek. Semiz. Yağ tulumu. Yağdan oluşan. Dobişko. Dobiş.

Greasy synonyms : soiled, clammier, cajolers, fat, elusive, fattiest, eely, unclean, unbathed, uncontrollable, running, coaxers, adhesive, deadhead, madcap, clingier, fatter, pinguid, unwashed, greased, adherent, cloggy, slipperier, elfin, shiftier, slickest, impracticable, adherents, slick, bootlicker, sleeks, greasier, crawlers.

Greasy zıt anlamlı kelimeler, Greasy kelime anlamı

Nonfat : Yağsız. Zayıf. Yağ içermeyen. Şişman olmayan.

Clean : Parlatmak. Bitirmek. Yasal. Almak. Arı. Temizlemek. Yıkamak. Saf. Yazısız. Temiz.

Greasy ingilizce tanımı, definition of Greasy

Greasy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Unctuous. As, a greasy dish. Oily. Composed of, or characterized by, grease.