Grins türkçesi Grins nedir

Grins ingilizcede ne demek, Grins nerede nasıl kullanılır?

Chagrins : Üzmek. Ümidini kırmak. Can sıkmak. Hayal kırıklığına uğratmak. Rezil etmek. Tasalanmak. Gücenmek. Sıkmak. Utandırmak. Üzülmek.

Integrins : İntegrinler. Hücre dışı matrikste bulunan fibronektin, kollagen ve fibrinojen gibi yapışma proteinlerindeki arjinin, glisin, aspartik asitten oluşan tripeptitlere bağlanan hücre zarındaki reseptör gruplarından biri. lfa-1, mac-1, gp 150/95, ps antijenleri, vla antijenleri gibi.

Grin and bear it : Sineye çekmek. Çekmek. Sabırla katlanmak. Gıkını çıkartmadan boyun eğmek. Dişini sıkmak. Bağrına taş basmak. Düş kırıklığına katlanmak. Şikayet etmeden acı çekmek. Yakınmadan katlanmak. Katlanmak.

Grin like a cheshire cat : Otuz iki dişini göstermek. Pişmiş kelle gibi sırıtmak. Otuz iki dişini göstererek sırıtmak. Pişmiş kelle gibi gülmek. Otuz iki dişini göstererek gülmek. Sırıtmak.

Big grin : Büyük gülüş. Büyük sırıtış.

Evil grin : Günahkar ve fena gülümseme. Şeytani sırıtış.

Very big grin : Çok büyük gülme. Çok büyük sırıtış.

Grindery : Söz konusu aletlerin ve donatımın satıldığı dükkan. Bileme yapılan yer. Bileyici dükkanı. Sivri keskin kenarı olan aletler bileme atölyesi. Ayakkabı veya deri işi yapan kimseye ait olan malzemeler ve aletler.

 

Grinder : Diş. Öğüten. Değirmen. Aşındırıcı makine. Öğütücü (makine veya alet vb). Azı diş. Bileği. Zımpara tezgahı. Azıdiş. Taşlama tezgahı.

Grin : Sırıtma. Pis pis gülmek. Sırıtmak. Sırıtış.

İngilizce Grins Türkçe anlamı, Grins eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grins ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chuckle : Gizli ve sessiz gülme. Kıkırdama. Kıkır kıkır gülmek. Gurklamak (tavuk). Kendi kendine gülme. Kıkırdamak. Kendi kendine gülmek. Gurklama tavuk. Kısık sesle gülmek.

Smile : Lütuf. Gülümseyerek (bir şeyi) göstermek. Gülücük. Onamak. Gülümseme. Gülücük yapmak. Gülmek. Parlamak. Tebessüm etmek. Gülümseme ile karşılık vermek.

Break up : Bitirmek. Ayrılmak. Dağılmak. Parçalamak. Eğlendirmek. Sona ermek. İlişkiyi kesmek. Bitmek. Tatil olmak. Sinirsel çöküntü yaşamak.

Fragment : Bölük börçük olmak. Kırıntı. Kırılmış küçük kemik parçası. Kırılmış parça. Bilgisayar, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Parça. Yazılı bir yapıttan alınan bir bölüm. tümü değil de bir bölümü bize kalabilmiş yapıt. örn. büchner'in "woyzek". Bölüm. Küçük parça. Parçalara ayrılmak.

Chuckled : Kıkırdama. Gurklama tavuk. Kıkır kıkır gülmek. Kendi kendine gülmek. Kendi kendine gülme. Gizli ve sessiz gülme. Kahkaha. Gurklamak (tavuk). Kısık sesle gülmek. Kıkırdamak.

Grin like a cheshire cat : Otuz iki dişini göstererek sırıtmak. Pişmiş kelle gibi sırıtmak. Pişmiş kelle gibi gülmek. Otuz iki dişini göstererek gülmek. Otuz iki dişini göstermek.

 

Jaw : Omurgalılarda kemik ya da kıkırdak ile desteklenen, dişleri taşıyan ve ağzın açılıp kapanmasını sağlayan yapı. omurgasızlarda bu görevi taşıyan benzer yapı. Nasihat faslı. Uzun konuşmak. Ağız. Laflamak. Can sıkıcı öğüt. Vırvır. Sıkıcı öğütler vermek. Paylamak.

Masticate : Çiğnemek. Çiğnemek (sakız vb).

Grins synonyms : fragmentise, fragmentize, manducate, grinned, grin, simpers, show up, risus, chuckles, gnash, simper, smirk, rub, simpering, girns, smirked, chew, smirking, simpered, girn, grate, grinning, smirks, jar.