Guarantee türkçesi Guarantee nedir

  • Garanti etmek.
  • Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi. bk. kefalet.
  • Garantilemek.
  • Güvence altına almak.
  • Teminat vermek.
  • Söz vermek.
  • Aval.
  • Borçlanımı, borcun ödenmesinin üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya sağlanılması. kişisel inanca.
  • Garantiye almak.
  • Kefalet etmek.
  • Güvence vermek.
  • Garanti.
  • Senet vermek.
  • Garanti altına almak.
  • Üçüncül inanca.
  • Kefil olmak.
  • Güvence.
  • İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Tecim belgitlerinde üçüncü bir kişinin ödemeden sorumlu olanlar yararına alacaklılara karşı borçlanmada bulunması.

Guarantee ile ilgili cümleler

English: Can you guarantee our safety?
Turkish: Güvenliğimizi garanti edebilir misin?

English: Honesty is no guarantee of success.
Turkish: Dürüstlük başarının garantisi değildir.

English: I can almost guarantee that Tom won't get here on time.
Turkish: Tom'un buraya zamanında gelmeyeceğini neredeyse garanti edebilirim.

English: Can you guarantee that?
Turkish: Onu garanti edebilir misin?

English: Ali won't be here tomorrow. I guarantee you that much.
Turkish: Ali yarın burada olmayacak. Sana bu kadar çok garanti veriyorum.

Guarantee ingilizcede ne demek, Guarantee nerede nasıl kullanılır?

Guarantee and sponsor of state : Verilen belgenin sağladığı korumanın, devletçe inanca altına alınması ve herhangi bir elatma durumunda güvenliğinin sağlanması. Devletin inanca ve güvenliği.

 

Guarantee credit : Teminat kredisi. Güvence kredisi. Kefalet kredisi.

Guarantee function : Güvenirlik görevi. Markanın halk üzerinde güven duygusunu uyandırma görevi.

Guarantee fund : Şirketler arası garanti fonu. Garanti fonu. Teminat akçesi. Teminat fonu.

Guarantee of bank : Banka borçlanımı. Bir bankanın kişi yararına diğer bir gerçek ya da tüzel kişiye borçlanımda bulunması.

Accept guarantee : Teminat olarak kabul etmek (iş anlaşmasında). Garanti almak. Teminat almak (örneğin, çekinceler).

Multilateral investment guarantee agency : Çok yanlı yatırım garantisi ajansı. Çok taraflı yatırım garanti ajansı. Az gelişmiş ülkelerde gerçekleştirilen yabancı sermaye yatırımlarını; millileştirme, siyasal istikrarsızlık, yatırım sözleşmesinin bozulması ve kar transfer güçlükleri gibi risklere karşı korumak amacıyla 1985 yılında dünya bankası grubu içinde kurulan bir örgüt. Çok taraflı yatırım garanti kurumu.

European agricultural guidance and guarantee fund : Avrupa tarımsal yönlendirme ve garanti fonu. İktisat, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Avrupa birliğinin ortak tarım politikasının finansmanını sağlamak amacıyla 1962 yılında oluşturulmuş fon. krş. avrupa birliği ortak tarım politikası.

Guarantee sign : Halka güven vermek üzere seçilip kullanılan im. Güvenirlik imi.

Will you guarantee the repairs : Tamirat garantisi veriyor musunuz.

İngilizce Guarantee Türkçe anlamı, Guarantee eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Guarantee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Covenant : Anlaşma. Sözleşme. Mukavele yapmak. Uzlaşmak. Antlaşma. Tüzük. Vaat etmek. Ahdetmek. Sözleşme yapmak.

Cover : Üstünü kapatmak. Ödemeye yetmek (bir masrafı). Kapamak. Kaplamak. Örtmek. Bir oyuncunun başka bir oyuncunun önüne kayarak seyircinin onu görmesini engellemek. yapılmayan bir işi yapılıyormuş gibi. göstermek için oyuncunun gövdesiyle, yaptığı işi seyircinin görüşüne kapaması, örnek : eğer masa lambasının üstünde lambayı yakacak bir düğme yoksa, o lambanın yanması anında ışıklar parlatılacaksa oyuncu lambayı gövdesiyle görüşe kapayıp yakar gibi yapar. İnanca. kağıt para karşılığı değerli maden. herhangi bir nesnenin karşılığı olan para. Sakınmalık. Örtü.

Plighting : Sözlenmek. Hal. Durum. Vaade bulunmak. Vaat. Kötü durum. Vaadde bulunmak. Söz takmak. Söz kesmek.

Aval : Kefil. Ticari kefalet. Kefalet.

Certify : Tevsik etmek. Kabul etmek (çek). Rapor vermek. Belgeleme. Tasdik etmek. İlan etmek. Onaylamak. Belgelendirmek.

In the bag : Kesin. Çantada. Emin. Doğru. Kesinlikle tamam. Çantada keklik.

Commits : Suç işlemek. İşlemek. Vaat etmek. Önermek. Emanet etmek. Komisyona sunmak. Teslim etmek. Adamak.

Warrant : Ruhsat vermek. Yetki vermek. İzin belgesi. Genel koruyum yerlerine korunmak üzere bırakılan mallar için ilgilisine verilen belge. Rehin senedi. Haklı göstermek. Belirlenen bir fiyat üzerinden belli sayıda adi hisse senedini satınalma hakkı veren bir tür taşınır değer. bk. güvence. Ruhsat. İzin vermek.

Guarantee synonyms : give an assurance, guaranteeing, stipulates, indemnities, gawkiest, indemnifications, certifying, commit oneself to, affirm, stand security, stand bail for, stand security for somebody, sponsors, ensure, surety, impignorate, go bail, warranty, stipulate, security, fuse, cinch, assure, insure, pledge, avouching, stipulated, deposit, sponsor, avouched, assuring, avouch, hedge.

Guarantee zıt anlamlı kelimeler, Guarantee kelime anlamı

Break : Dizginlemek. Yenmek. Yakın dövüşü bırakmak. Yarmak. Parçalanmak. Kontrol etmek. Parçalamak. Kırık. Bozdurmak. Ani değişim.

Guarantee ingilizce tanımı, definition of Guarantee

Guarantee kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To give a guarantee concerning. In law and common usage: A promise to answer for the payment of some debt, or the performance of some duty, in case of the failure of another person, who is, in the first instance, liable to such payment or performance. To undertake to secure (a possession, right, claim, etc.) to another against a specified contingency, or at all events. As, to guarantee the execution of a treaty. In law and common usage: to undertake or engage for the payment of (a debt) or the performance of (a duty) by another person. To engage, assure, or secure as a thing that may be depended on. A security. Same as Guaranty. An engagement which secures or insures another against a contingency. A warranty. To warrant.