Guiding türkçesi Guiding nedir

Guiding ile ilgili cümleler

English: Clearness should be a guiding principle of every technical writer.
Turkish: Açıklık her teknik yazarın bir yol gösterici ilkesi olmalıdır.

Guiding ingilizcede ne demek, Guiding nerede nasıl kullanılır?

Guiding fictions : Kılavuz kurgular.

Guiding telescope : Güdücü teleskop. Güdücü ırakgörür.

Guidings : Ana. Kılavuzluk. Güdücü. Yönetme. Kılavuzluk etme. Rehberlik. Temel. Gütme. Yol gösteren. Esas.

Misguiding : Baştan çıkarmak. Yanlış yönlendirmek. Yanlış yola saptırıcı. Kötü yola sevketmek. Yanlış yol göstermek.

Guidable : Sevkedilebilir. Yönetilebilir. Sevk edilebilir. Rehberlik edilebilir. İdare edilebilir.

Guidance : Kılavuzluk. Sevketme. Yol gösterme. Yönlendirme. Yardım. İdare etme. Akıl. Kılavuz. Rehberlik. İşaret.

Guidage : Kılavuzluk. Rehberlik. Rehberlik ücreti. Kılavuzluk ücreti. Kılavuz ücreti.

Guidance service : Rehberlik servisi. Kılavuzluk servisi. Rehberlik hizmeti. Bir eğitim kurumunda okuyan öğrencilere kendilerini ve çevrelerini tanıyabilmeleri, yeteneklerini anlayabilmeleri konusunda yardımcı olmak amacıyla örgütlenen kuruluş.

Guide : Bir kurumda, bir uğraş dalında, bir kentte vb. çalışanların kimliklerini ve oturdukları yeri belirten danışma kitabı. bir kent, bir bölge ya da bir ülke vb. üstüne bilgi veren danışma kitabı. Yönlendirmek. Kılavuz kitap. İdare etmek. Yol göstermek. Sevketmek. Budunbilimsel alan araştırmalarında araştırıcıya yardım eden, yol gösteren, araştırıcıyla araştırılan bölge insanları arasında aracılık yapan kişi. Götürmek. Kılavuz. Rehber olmak.

 

Guidance counselor : Rehberlik öğretmeni. Rehber öğretmen.

İngilizce Guiding Türkçe anlamı, Guiding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Guiding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Directions : Yönetim. Yön. Açıklama. Kumanda. Alıcı adresi. Emir. Yönergeler. Direktörlük. İstikamet.

Anas : Derlemenin bir kısmı. Antoloji. Antolojiden bir bölüm. Eşyalar koleksiyonu (özellikle belirli bölge veya kişi, vs. simgeleyen). Seçmeler.

Above the water : Başa çıkma (belirli bir durumda yada belirli koşullar altında). Su seviyesinden yukarda.

Leads : Önde olma. İskandil. Kılavuz. Kurşun. Öncülük. Kablo. Örnek. Kurşun levha. İlk oynama hakkı (iskambil).

Directing : Yöneltme (bir görevi). Reji. Hedef. İdare etme. Yöneltme. Yönlendirme. Tevcih etme. Yönetmenlik. Rejisörlük. Tevcih.

Broad : Geniş. Göze çarpan. Genel. Hoşgörülü. Açık. Engin. Kaba. Enli. Kadın. Karı.

Arterial : Atardamar. Merkez. Atardamarla taşınan. Atardamara ait. Atardamarla ilgili. Yürekten gönderilen. Damarsı. Atardamara ilişkin. Arteriyel.

Body : Kitle. Ceset. Sesini elektrik ve yardımcı düzenekler aracılığıyla duyurabilen telli çalgıların içi dolu geniş bölümü. Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup. Hacim. Karoser. Beden. Birlik. Öz yankılı telli çalgıların içi boş geniş bölümü.

 

Advisor : Danışman. Danışman öğretmen. Danışman hoca. Yol gösterici. Akıl hocası. Müşavir. Danışman öğretim üyesi.

Baseline : Başlama çizgisi. Taban çizgisi. Son cümle. (yazım) harflerin tabanlarının oturduğu varsayılan hayali çizgi (g, y, p, q, ve j harflerinin kuyrukları dışarıda kalarak). Taban hizası. Taban çizgisinde. Referans hattı. Başlama hattı. Ana hat.

Guiding synonyms : beginnings, running, regime, elemental, beginning, leadings, abecederian, counselling, essential, broadest, abecedarians, directive, bodying, bases, authentic, central, archimedean point, counseling, elementals, cardinal, leading, baselined, conductor, basilary, directional, base, chief, rection, capital, back drop, dom, coaching, polar.

Guiding zıt anlamlı kelimeler, Guiding kelime anlamı

Following : Maiyet. İzleme. Sonra gelen. Taraftarlar. Takip eden. Yandaş türkümü. Sonrasında. Sözü edilen. Belirtilen şey ya da kişiler. Müteakip.