Had a great time türkçesi Had a great time nedir

  • Çok hoş zaman geçirdi.
  • Çok eğlendi.
  • Hoş vakit geçirdi.

Had a great time ile ilgili cümleler

English: I had a great time in Boston.
Turkish: Boston'da çok eğlendim.

English: Ali said he had a great time with you.
Turkish: Ali seninle çok eğlendiğini söyledi.

English: I had a great time last night.
Turkish: Dün gece harika zaman geçirdim.

English: I think Moustapha had a great time.
Turkish: Sanırım Mustafa harika bir zaman geçirdi.

English: Ali had a great time.
Turkish: Ali muhteşem zaman geçirdi.

Had a great time ingilizcede ne demek, Had a great time nerede nasıl kullanılır?

Had : Aldatmak. Göz yummak. Etmek. Elde etmek. Zorunda olmak. Bulunmak. Almak. Have fiilinin ikinci hali. Olmak. Kabul etmek.

A : Amperin simgesi. (herhangi) bir. Herhangi bir. La (müzik terimi). Atom ağırlığı. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Argonun simgesi. Miktar belirtir. Belirli bir tür veya nitelikteki. En yüksek not.

Great : Kocaman. Muazzam. Mükemmel. Ünlü. Hayvani. Hevesli. Büyük. Çok iyi. Asil. Yetenekli.

Time : Müddet. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Zamanlama yapmak. Kere. Zaman. Belirli bir zamana göre ayarlamak. -in zamanını ölçmek. Vakit. Yerbilim zamanı. Zamanlamak.

Had a great success : Büyük başarı elde etti. Büyük ölçüde başarılıydı. Aşırı başarılıydı.

 

Had a bad reputation : Tehlikeli biri olarak görüldü. Kötü biri olarak düşünüldü. Kötü itibara sahipti.

Had a bad time : Sıkıcı zaman geçirdi. Eğlenmedi. Kötü vakit geçirdi.

Have a great time : İyi vakit geçirmek. Hoşça zaman geçirmek. Çok eğlenmek. Hoş vakit geçirdi. Çok eğlendi. Çok hoş zaman geçirdi.

Had a bad experience : Tatsız hatıra bırakan bir olay geçirdi. Kötü deneyim geçirdi.

İngilizce Had a great time Türkçe anlamı, Had a great time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Had a great time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Have a great time : İyi vakit geçirmek. Hoşça zaman geçirmek. Çok eğlenmek.

Had fun : Bir yerde veya biriyle hoş vakit geçirdi. Eğlendi.