Han nedir, Han ne demek

Han; bir tarih terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan.
  • Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan
  • Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı.
  • Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri.
  • Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı.

"Han" ile ilgili cümleler

  • "Kırım hanları. Altın Ordu hanları."
  • "Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık." - F. N. Çamlıbel

Yerel Türkçe anlamı:

Ekin biçilirken tarlanın bölündüğü küçük parçalar.

Kısa zaman, an.

At, eşek gibi hayvanların yattığı yer.

Dükkân.

Dükkan

Konak, han

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Mimarlık) Eskiden kent ve kasabalarda ya da önemli kavşak noktalarında, yolcuların hayvanları ile birlikte konakladıkları, içinde ahırları, yatacak odaları bulunan yapı. Ay. bk. kervansaray.

Tarih'teki anlamı:

1-Türk hükümdarlarına özgü bir san: Sultan Selim Han gibi. 2-Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan san. 3-Konaklama yeri.

Han isminin anlamı, Han ne demek:

Erkek ismi olarak; Eski Türklerde kağana bağlı veya kendi başına buyruk, ikinci derecede bir devlet başkanı. Osmanlı Padişahlarının adlarının sonuna getirilen san.

 

Almanca'da Han ne demek?:

herberge, wirthaus

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Şanlıurfa kenti, Ceylânpınar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Muş ilinde, Bulanık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Han kısaca anlamı, tanımı:

Han gibi : Gereğinden çok geniş olan (yer).

Han hamam sahibi : Malı mülkü çok, varlıklı kimse (olmak).

Han kapısından teğelti atmak : Defetmek, kovmak.

İş hanı : Birden çok iş yerinin bulunduğu çok katlı bina.

Yolgeçen hanı : "Girip çıkanı, geleni gideni çok ve belirsiz olan yer" anlamında kullanılan yolgeçen hanı gibi deyiminde geçer.

Eskişehir : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Kapatılmış olan, kapalı. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Sınırlanmış, sınırlı. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).

Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.

Han görünüşü : Kırım hanlarının başkanlığında toplanıp ülkedeki işlerin görüşüldüğü divan.

Han hamam sahibi : malı mülkü çok, varlıklı kimse (olmak).

Han kolu : (Ortaoyunu) : Ortaoyunu topluluklarından iki ünlü kolun ilki. Bu topluluğun başında o dönemde ün yapmış olan Kavuklu Agah Efendi vardı. Ötekisi için bk. zuhuri kolu. (Ort. O.) Orta oyuncularından iki ünlü kolun birincisi. Bu topluluğun başında o zamanlar ün yapmış olan Kavuklu Agâh Efendi vardı bk. Zuhuri Kolu.

 

Han ile ilgili Cümleler

  • Eski zamanda bir han varmış.
  • Benim okul, diğerleri arasında, Uygur, Han, Kazak, Hui, Moğol, Kırgız, Xibo, Tacik ve Özbek etnik kökenlere sahiptir.
  • Kubilay Han Yuan Hanedanı'nı 1271 yılında kurmuştur.
  • Şüphesiz Cengiz Han tüm zamanların en büyük fatihidir.

Diğer dillerde Han anlamı nedir?

İngilizce'de Han ne demek? : [Han] n. ancient Chinese dynasty that ruled continually from 206 B.C to 220 A.D. who unified and expanded the boundaries of China and promoted literature and arts; Chinese people in general; river in central China; collective name for ideographs developed in China

v. have, possess; get; live

n. inn, hostel, caravanserai, khan, road house, hostelry, rest house

Fransızca'da Han : kan [le]; auberge [la], hôtellerie [la]

Almanca'da Han : n. Bürohaus, Karawanserei, Khan

Rusça'da Han : n. хан (M), караван-сарай (M), дом (M)