Has been türkçesi Has been nedir

  • Önemini yitirmiş şey.
  • Hükmü kalmamış şey.
  • Eski özelliği kalmamış kimse.

Has been ile ilgili cümleler

English: "Your work has been causing a lot of complaints from customers; I'm ordering you to leave immediately." "Oh, up yours! I didn't want to work here in the first place."
Turkish: "Çalışman müşterilerin birçok şikayetine neden oluyordu.; Buradan hemen ayrılmanı emrediyorum." "Defol git ha! Ben zaten burada çalışmak istemedim"

English: A cat has been on the table.
Turkish: Bir kedi masadaydı.

English: A catastrophe has been averted.
Turkish: Bir felaket engellendi.

English: "The Little Prince" by Antoine de Saint-Exupéry has been translated from French into many languages.
Turkish: "Küçük prens" Antoine de Saint-Exupéry tarafından fransızca dilinden bir çok dile çevirildi.

English: 2015 has been declared the International Year of Light by the United Nations.
Turkish: 2015, Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Işık Yılı ilan edilmiştir.

Has been ingilizcede ne demek, Has been nerede nasıl kullanılır?

Has : Sahip olmak. Dolandırmak. Almak. Yapmak. Elde etmek. Aldatmak. Göz yummak. Kabul etmek. Etmek. Olmak.

Been : Var olmak. Be. Mal olmak. Anlamına gelmek. Tutmak (para). Durmak. Olmak. Bulunmak.

Has been entered : İçine girmiş. Erişilmiş. Nüfuz olmuş. Girmiş.

 

Has been through : Geride bıraktı. Çekti. Görüp geçirdi. Başından geçirdi. Deneyim yoluyla öğrendi.

The decision has been made : Mesele veya konu bir karara bağlandı. Karar verildi. Konuya karar verildi.

The position has been filled : Pozisyon dolduruldu. İş alındı. Halen bu pozisyonda bir kimse çalışıyor.

There has been a break in : Bir hırsızlık oldu.