Have a try türkçesi Have a try nedir

  • Bir kere denemek.
  • [#deneme Denemek].

Have a try ile ilgili cümleler

English: Let's have a try.
Turkish: Hadi deneyelim.

English: Come on over to have a try.
Turkish: Denemek için bana uğra.

English: Let me have a try at it.
Turkish: Onu denememe izin verin.

English: Let me have a try.
Turkish: Bir kere deneyeyim.

Have a try ingilizcede ne demek, Have a try nerede nasıl kullanılır?

Have : Etmek. Sahip olmak. Yapmak. Buyurmak. Dolandırmak. Olmak. Malik olmak. Göz yummak. Almak. -si olmak.

A : Argonun simgesi. Amperin simgesi. La (müzik terimi). Belirli bir tür veya nitelikteki. Miktar belirtir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Atom ağırlığı. İngiliz alfabesinin birinci harfi. En yüksek not. Bir.

Try : Uğraşmak. Denemek. Deney yapmak. Atış hakkı (ragbi). Yapmaya çalışmak. Kalkışma. Çaba. -e soyunmak. Sinirlerini bozmak. Sıkmak.

Have a baby : Çocuk sahibi olmak. Doğurmak. Bebeği olmak.

Have a bad name : Adı çıkmış olmak. Kötü şöhreti olmak.

Have a bad time : Kötü vakit geçirdi. Çok sıkıntı çekmek. Eğlenmedi. Sıkıcı zaman geçirdi. Kötü zaman geçirmek.

Have a bash at : El atmak. Girişmek. Bir denemek.

Have a bath : Banyoda kendini yıkamak. Yıkanmak. Banyo yapmak. Banyo almak.

Have a bad record : Kötü tanınmak. Kötü şöhreti olmak.

Have a bearing on : Etkilemek. Bir şeyle ilgisi olmak. İle ilgisi olmak. Bir şeyle ilgili olmak. Bir şeyden etkilenmek. Bir şeyin etkisinde olmak.

 

İngilizce Have a try Türkçe anlamı, Have a try eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have a try ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Essaying : Tecrübe etme. Deneme. Kalkışmak. Kalkışma. Teşebbüs etme.

Experience : Serüven. Başa gelen şey. Tatmak. Deneyim. Uğramak. Yaşantı. Görmek. Olayların zorunlu bağlantılarının, özelliklerinin ve yasalarının ortaya çıkarılmasına, ussal etkinlik yöntem ve araçlarının bulunup denenmesine olanak veren; insanın doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki kılgısal eylemi. Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Tecrübe.

Assayed : Değerli maden içermek. Çözümlemek. Kalkışmak. Ayarlamak. Yoklamak. Ayar etmek. Ayarını belirlemek. Tahlil etmek. Analiz etmek.

Endeavours : Uğraş göstermek. Çaba harcamak. Çabalamak. Emek harcamak. Çaba göstermek. Yapmaya çalışmak. Çalışmak. Uğraşmak. Gayret etmek.

Endeavor : Çalışmak. Emek harcamak. Çaba harcamak. Wisconsin'de bir köy (abd). Yapmaya çalışmak. Gayret etmek. Endeavour uzay mekiği. Şimdiye kadar yapılan 5'inci ve en kompleks nasa nihai harekat uzay mekiği. Uğraş göstermek.

Chancing : Göze almak. Olanak. Şans eseri olmak. İhtimal. Riske girmek. Tesadüfen olmak. Fırsat. Şans.

Attempts : Kalkışmak. Girişimde bulunmak. Teşebbüs etmek. Yeltenmek.

Assay : Tecrübe. Ayarlamak. Tahlil. Çözümlemek. Tahlil etmek. Kalkışmak. Ayar etmek. Ayarını belirlemek.

Chance : Şans eseri olmak. Planlanmamış. Olasılık. Kazanı. Risk. Fırsat. Riske girmek. Göze almak. Rastlantısal.

Chanced : İhtimal. Tesadüfen olmak. Riske girmek. Şans. Şans eseri olmak. Göze almak. Fırsat. Olanak.

Have a try synonyms : assays, attempt, experiences, endeavour, take a chance, essayed, essay.