Have someone on türkçesi Have someone on nedir

  • Birini keklemek.
  • Birisini kandırmak.
  • Aldatmak.
  • Birinin üzerine oynamak.
  • Birini işletmek.
  • Kandırmak.

Have someone on ingilizcede ne demek, Have someone on nerede nasıl kullanılır?

Have : Olmak. Bulunmak. Elinde bulunmak. Kabul etmek. Elde etmek. Zorunda olmak. Aldatmak. Yaptırmak. Buyurmak. Almak.

Someone : Birisi. Bir kimse. Önemli kimse. Kimse. Şahsiyet. Biri.

On : Üzerinde. Hazır. Olmakta olan. Çakırkeyif. Açık. Giyilmiş. Makbul. Üstünde. Devrede.

Have someone on toast : İpi ellerinde olmak.

Have someone over : Birini misafir olarak davet etmek. Ziyaretçi kabul etmek. Ağırlamak.

Have someone over a barrel : Birisinin iplerini eline almak. Birisini kontrolü altına almak. Gafil avlamak.

Catch someone on the hop : Birini gafil avlamak. Boş bir anında yakalamak. Hazırlıksız yakalamak.

Touch someone on the raw : Yarayı deşmek.

Set someone on a pedestal : Birini idealize etmek. Yere göğe sığdıramamak. Ona yüksek paye vermek. Birine adeta tapınmak. Birine fazla değer vermek.

Keep someone on tenterhooks : Birini merak içinde bırakmak. Dokuz doğurtmak. Birini meraklandırmak.

İngilizce Have someone on Türkçe anlamı, Have someone on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have someone on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Blear the eyes : Gözleri kamaştırmak. Zorla kabul ettirmek. Gözler. Hile ile kabul ettirmek. Empoze etmek. Sulandırmak.

Beguile : Saptırmak. Ayartmak. Nasıl geçtiğini anlamamak. Çekmek. Eğlendirmek. Büyülemek. Aklını çelmek. Hoşça geçirmek.

Befool : İşletmek. Aptal yerine koymak.

Bamboozle : Kafeslemek. Yamuk yapmak. İşletmek. Şaşırtmak. Kazıklamak. Üçkağıda getirmek.

Beguiles : Hoşça geçirmek. Aklını çelmek. Eğlendirmek. Ayartmak. Büyülemek. Saptırmak. Cezbetmek. Nasıl geçtiğini anlamamak.

Bait : Yem. Yapay olta yemi. Mola. Eziyet etmek. Cezbetme. Fabrikasyon, rafinerasyon gibi yöntemlerle işlenip balık avı için kullanıma hazır halde sunulan cansız organik yemler. Cezbeden şey. Tuzak. Dikkati çeken şey. Kasten kızdırmak.

Betrays : Ağzından kaçırmak. Hiyanet etmek. Yanlış yola sevk etmek. Ele vermek. Hıyanet etmek. Kötüye kullanmak. Hainlik etmek. Açığa vurmak. İhanet etmek.

Bilk : Ödememek. Dubara. Hile. Dolandırmak. Dolandırıcı. Borç takmak.

Argued : Karşı gelmek. İspatı olmak. İtiraz etmek. İkna etmek. Göstergesi olmak. İddia etmek. Münakaşa etmek. Tartışmak. Savunmak. Belli etmek.

Bilked : Dolandırıcı. Dolandırmak. Borç takmak. Ödememek. Dubara. Hile.

Have someone on synonyms : argues, befooling, be unfaithful, arguing, lead someone up the garden path, befools, befooled, betray, bamboozles, bilks, argue, bamboozling, baited, bilking.