Headline türkçesi Headline nedir

  • Haber başlığı.
  • Sıralanmak.
  • Serlevha.
  • Manşette vermek.
  • Tiyatro alanında kullanılır.
  • Afişte ismi olmak.
  • Bir yapıtın adı; bazı oyunlarda, özellikle anlatımcı tiyatroda, oynanan tablonun konusunu sahne üzerine iri harflerle ya da projeksiyonla yansıyan yazı.
  • Manşet.
  • Afişteki isim.
  • Başlık koymak.
  • Gazete manşeti.
  • Özet haber.
  • Başlık.

Headline ile ilgili cümleler

English: Ali picked up the newspaper and read the headlines.
Turkish: Ali gazeteyi aldı ve manşetleri okudu.

English: Ali usually only reads the headlines.
Turkish: Ali genellikle sadece başlıkları okur.

English: Ali only glanced at the headlines.
Turkish: Ali sadece başlıklara baktı.

English: Everyone was delighted by this morning's headlines.
Turkish: Herkes bu sabahki haber başlıklarından memnundu.

English: The headline caught my eye this morning.
Turkish: Bu sabah gözüme başlık takıldı.

Headline ingilizcede ne demek, Headline nerede nasıl kullanılır?

Headline news : Haber başlıkları. Ana başlıklar.

Banner headline : Büyük puntolu baş sayfa manşeti. Baş sayfadaki en büyük manşet. Büyük puntolu manşet.

Sensational headline : Bir sürü okuyucuyu cezbedecek şekilde yazılmış gazete başlığı. Sansasyonel başlık.

Streamer headline : Manşet.

Headlined : Haber başlığı. Sıralanmak. Gazete manşeti. Başlık koymak. Manşet. Başlık. Afişte ismi olmak. Serlevha. Manşette vermek.

 

Headlight : Ön lamba. Projektör. Araba farı. Pupa feneri. Görüş koşullarının uygunsuz olduğu durumlarda taşıtın önünü aydınlatan ışıtaç. Ön ışıtaç. Önışıtaç. Far. Ön far. Sonuçlanmak.

Headlines : Başlıklar. Haber başlıkları. Ana başlıklar.

Capture the headlines : Manşetlerden düşmemek. Manşetlerden inmemek.

Headlights : Pupa feneri. Far. Projektör. Farlar. Ön far.

Paraboloid headlight : Parabolik far.

İngilizce Headline Türkçe anlamı, Headline eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Headline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Newspaper : Genellikle günlük, kimi zaman haftalık ya da haftada birkaç kez olmak üzere yayımlanan, güncel haber ve bilgileri veren süreli yayın. Gazete.

Capping : Örtmek. Demir başlık. Kapak kapatma. Kapatmak. Başlık geçirme. Geçmek. Üst limit belirleme. Küpeşte kapağı. Kapaklama.

Cap : Bit takımyıldızın ve bir burcun adı; oğlak takımyıldızı ve oğlak burcu. Sırlamak. Oğlak. Ökoryatik mrna’nın 5' ucunda bulunan metillenmiş yapı, 7-metilguanozin. Kep. Şapka. Kapamak. Kapak. Tamamlamak. Daha iyisini yapmak.

Acting manager : Tiyatronun sanat dışındaki her türlü yönetsel ve parasal işlerinin başında olan yetkili. Tiyatro sorumlusu. Tiyatronun sanat dışındaki işlerini yürüten görevli. Yönetici.

Publicize : Reklamını yapmak. Kamulaştırmak. İlan etmek. Halka duyurmak. Halka tanıtmak. Tanıtımını yapmak. Tanıtmak.

Actor manager : Aynı zamanda tiyatroyu yöneten oyuncu için kullanılan terim. Aktör yönetmen. Oyuncular topluluğunu temsil eden oyuncu. Toplulukbaşı. Oyuncu-yönetmen. Bir oyuncunun aynı zamanda bir tiyatroyu yönetmesiyle aldığı ad. bizde özel ve ödenekli tiyatrolarda böyledir. Oyuncu yönetici.

 

Heading : Baş kısım. Başı çekme. Ana fikir. Rota. Konu. Kafa vuruşu. Galeri. İlerleme galerisi. Baş.

Caption : Altyazı koymak. Altyazı. Televizyon için hazırlanan, elle çizilmiş yazı ve resim gereci. Ünvan. Fotoğraf altı yazısı. Yazı. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Manşet başlık. Görüntüde yer alan, fakat görünçlüğün bir parçası olmayan her çeşit yazıyı anlatır terim.

Absurd theatre : İnsanın yaşama, doğaya olan uyumsuzluğunu, doğadan kopmuşluğunu sezdirici bir yolla xx. yüzyıl ortasında yeni bir öz ve biçimle veren tiyatro türü. aristocu anlamda usla bağdaşmaz bir öz ve biçim kullanır. örn. samuel beckett ve eugene lonesco'nun ilk oyunları. (us-dışı tiyatro). Absürt tiyatro.

Headline synonyms : staggered head, newspaper headline, stephead, stepped line, stagger head, streamer headline, act drop, casque, advertise, ranged, ranges, ranging, banner, adaptability, alining, drop line, line up, paper, casques, cuff, headlining, headlined, superscribes, publicise, bonneting, head, coiffure, coiffures, alines, cuffing, entitle, bedhead, frill.

Headline ingilizce tanımı, definition of Headline

Headline kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The line at the head or top of a page.