Headlights türkçesi Headlights nedir

Headlights ile ilgili cümleler

English: She was blinded by the glare of headlights and could not avoid the accident.
Turkish: O, farların parlamasıyla kör oldu ve kazadan kaçınamadı.

English: Ali turned off the engine, but left the headlights on.
Turkish: Ali motoru kapattı ama farları açık bıraktı.

English: Ali killed the engine, but left the headlights on.
Turkish: Ali motoru kapattı fakat üzerindeki farları açık bıraktı.

English: How many headlights does this car have?
Turkish: Bu arabanın kaç tane farı var?

English: The headlights don't work.
Turkish: Farlar çalışmıyor.

Headlights ingilizcede ne demek, Headlights nerede nasıl kullanılır?

Headlight housing : Far taşı.

Broad beam headlight : Geniş huzmeli far. Geniş hüzmeli far.

Front headlight : Ön far.

Paraboloid headlight : Parabolik far.

Headlight : Görüş koşullarının uygunsuz olduğu durumlarda taşıtın önünü aydınlatan ışıtaç. Ön lamba. Far. Ön far. Ön ışıtaç. Projektör. Pupa feneri. Sonuçlanmak. Önışıtaç. Fener.

Banner headline : Büyük puntolu manşet. Baş sayfadaki en büyük manşet. Büyük puntolu baş sayfa manşeti.

Headlines : Başlıklar. Ana başlıklar. Haber başlıkları.

Headlined : Başlık koymak. Gazete manşeti. Sıralanmak. Afişte ismi olmak. Manşet. Haber başlığı. Başlık. Serlevha. Manşette vermek.

 

Headline : Manşet. Başlık koymak. Sıralanmak. Gazete manşeti. Bir yapıtın adı; bazı oyunlarda, özellikle anlatımcı tiyatroda, oynanan tablonun konusunu sahne üzerine iri harflerle ya da projeksiyonla yansıyan yazı. Serlevha. Afişte ismi olmak. Başlık. Afişteki isim.

Headliner : Tavan döşemesi. Star. Önemli kimse. (bir konserdeki) ana grup. Assolist. Başrol oyuncusu.

İngilizce Headlights Türkçe anlamı, Headlights eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Headlights ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flood lamp : Işıldak. Pröjektör.

Foglamp : Sisli havada yakılan tren ışığı. Sis lambası. Sis farı.

Klieg : Sinema fotoğrafçılığında kullanılan güçlü lamba.

Eyeshadow : Göz farı.

Headlamps : Göğüsler. Memeler.

Floodlighting : Projektör ile aydınlatmak. Işıldaklı aydınlatma. Bir nesnenin, bir sahnenin, bir mimarlık yapıtının ya da özel bir bölgenin, çevresinden çok daha fazla aydınlatılması amacıyla ve çoğunlukla geniş açılı ışıldaklarla yapılan aydınlatma. Projektörle aydınlatma. Işıklandırma. Işıldakla aydınlatma. Aydınlatma ışığı.

Headlight : Ön ışıtaç. Ön lamba. Sonuçlanmak. Fener. Araba farı. Görüş koşullarının uygunsuz olduğu durumlarda taşıtın önünü aydınlatan ışıtaç.

Lamp : Vurmak. Lamba. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Elektriksel ya da kimyasal erkeyi ısıya dönüştürerek ışık veren aygıt. Sinema ve televizyon çalışmalarının çeşitli aşamalarında, özellikle aydınlatmada, yapma ışık kaynağı olarak kullanılan ve değişik yapıda, boyda, güçte çeşitleri olan aygıt. (genellikle, havası boşaltılmış ya da içinde özel bir gaz bulunan camdan bir kap içinde bir telin elektrik akımıyla akkor duruma geçirilmesiyle çalışır). Işık. Kandil. Çırağ. Işık üretmek için yapılmış yapay kaynak.

 

Heathenism : Dinsizlik. Vahşilik. Putperestlik. Barbarlık.

Headlights synonyms : front headlight, film projector, projectors, light, headlamp, laterna magica, head lamp, tubercular, eye shadow, light source, shutter, photoflood, electrical system, beamer, knocker, motion picture projector, projector, floodlights, floodlight, floodlight projector, stern light, spotlight, fresnel lens, lamps, porthole, flood lighting, frontlighting.