Sıralanmak nedir, Sıralanmak ne demek

  • Sıra oluşturacak biçimde yer almak
  • Sıraya, düzene konulmak.

"Sıralanmak" ile ilgili cümle

  • "Her lakırtı konuşulmuş, yapılacak şeyler sıralanmış, yalnız onları yapmak, yaptırmak kalmıştı." - M. Ş. Esendal
  • "Rafların üst katlarında düzenli düzenli sıralanmış kitaplar, alt katlara doğru bir karmaşa hâlini almış." - A. Ağaoğlu

Sıralanmak anlamı, tanımı:

Sıralanma : Sıralanmak işi.

Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri.

Düzen : Dolap, hile. Yerleştirme, tertip. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Alet edevat takımı. Bez dokuma tezgâhı. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo.

 

Konulmak : Koyma veya konma işi yapılmak.

Sıra : Tahtadan oturak. Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Düzen. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Nöbet. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu.

Yer : Durum, konum, vaziyet. Görev, makam. Ülke. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Yerküre. Durum, konum. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Önem. Gezinilen, ayakla basılan taban. İz. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Almak : Yer değiştirmek. Göreve, işe başlatmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Gidermek, yok etmek. Bürümek, sarmak, kaplamak. Soldurmak. Yol gitmek, mesafe katetmek. Tat veya koku duymak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Birlikte götürmek. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. İçecek veya sigara içmek. Kısaltmak, eksiltmek. Erkek, kadınla evlenmek. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Çalmak. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri girmesini sağlamak. İçine sığmak. Başlamak. Kabul etmek. Örtmek, koymak. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Kazanç sağlamak. Sürükleyip götürmek. Temizlemek. Yolmak, koparmak. Ele geçirmek, fethetmek. Yutmak, kullanmak. Görevden, işten çekmek. Satın almak. Kazanmak, elde etmek.

 

Diğer dillerde Sıralanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Sıralanmak ne demek? : v. be arranged, line up, align, aline, range

Fransızca'da Sıralanmak : se ranger, se mettre en rang, faire la chaîne, s'aligner, se suivre

Almanca'da Sıralanmak : antreten