High colour türkçesi High colour nedir

High colour ingilizcede ne demek, High colour nerede nasıl kullanılır?

High : Direnmek. Necip. Kabarmak. Yüksek yer. Pikap. Zirve. Lise. Yüksek. Yüksek basınçlı bölge.

Colour : Bet beniz. Renk değiştirmek. Çarpıtmak. Duyulanmanın niteliğinde, ışığın tayfsal bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı cinsten olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir duyulanmanın belirtisi, ıralayıcı niteliği. Nüans. Renk vermek. İçyüzü. Yüzü kızarmak. Algılamanın niteliğinde, ışığın görüntüsel bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı türden olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir algılanmanın belirtisi. renk bir dalga uzunluğudur. örnek ; kırmızı, görüntüsü açısından en uzun, mor ise en kısa dalga uzunluğu içindedir. Doğrudan ya da üzerine düştüğü nesnelerde yansıma, kırılma, soğurulma gibi olaylar sonucu göze ulaşan ışığın, dalga boyuna göre bilinçte uyandırdığı imge. belli bir dalga boyundaki elektromıknatıssal ışınımın niteliği.

High alloy steel : Yüksek alaşım çeliği.

High altitude : Yüksek irtifa. Yüksek rakım. 10 bin metrenin üzeri.

High altitude airplane : Yüksek irtifa uçağı.

High altitude disease : Yüksek irtifa hastalığı. Yüksek rakım hastalığı.

 

İngilizce High colour Türkçe anlamı, High colour eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak High colour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Darks : İzbe. Bilgisizlik. Cehalet içinde. Koyu renkler. Akşam. Gölge. Çepel. Belirsizlik. Koyu.

Dark : Çepel. İzbe. Akşam. Bilgisizlik. Gizli. Gölge. Koyu. Cehalet içinde. Karanlık.

Fuscous : Koyu. Gri-kahverengi. Koyu renkli. Grimsi kahverengi.

High colour synonyms : intense colour.