Hurrier türkçesi Hurrier nedir

  • (kadın veya çocuk) kömür çekme işçisi.
  • Ustabaşı (ingiliz ingilizcesi).

Hurrier ingilizcede ne demek, Hurrier nerede nasıl kullanılır?

Hurriers : Ustabaşı (ingiliz ingilizcesi). (kadın veya çocuk) kömür çekme işçisi.

Hurried : İvedi. Aceleyle yapılmış. Acele eden. Acele. Acele içinde olan. Aceleyle yapılan. Telaşla yapılmış. Aceleye gelen. Telaşlı.

Hurriedly : İvedilikle. Paldır küldür. Acele. Çabucak. Acele ile. Alelacele. Apar topar. Hızlı şekilde.

Hurriedness : Aceleye getirilme. Acele ettirilme. Acelecilik. Telaşlandırılma durumu.

Hurries : Acele. Acele ettirmek. Çabuk olmak. Aceleyle götürmek. Sıkıştırmak. Hızlandırmak. Koşmak. Telaş. Acele etmek. Aceleye getirmek.

Unhurried : Telaşsız. Sakin. Rahat. Acelesiz.

Unhurriedly : Acele olmayan bir şekilde. Alel acele olmayan bir tarzda. Sakim bir şekilde. Sakin bir yolla. Telaşsız bir şekilde.

Dhurrin : Sorgum türleri başta olmak üzere bazı bitki türlerinde bulunan ve geviş getirenler tarafından ağız yoluyla alınması durumunda siyanür gazı açığa çıkaran siyanojenik bir glikozit. Durrin.

Hurricane : Tropik siklon. Urağan. Fırtına. Hortum. Kasırga. Bora.

Hurrah : Yaşa. Hurra. Bkz.hurray. Oley. Yaşasın. Hurray.

İngilizce Hurrier Türkçe anlamı, Hurrier eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Hurrier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blood brain barrier : Kan-beyin engeli. Kan beyin engeli. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kandaki birçok maddenin beyin dokusuna ve serebrospinal sıvıya girmesini engelleyen yapısal ve fizyolojik engel. Kan beyin bariyeri. Kandaki birçok maddenin beyin dokusuna girmesini engelleyen, merkezi sinir sistemindeki sinir hücrelerinin iç ortamını değişmez tutan, merkezi sinir sisteminde protoplazmik astrositlerin beyin dokusunun dış kısmında yapmış olduğu membrana limitans gliositi eksterna ve damarlar boyunca beyin dokusunun derinlerinde yapmış olduğu membrana limitans gliositi internanın oluşturduğu intraserebral kan damarları arasındaki geçiş engeli.

Bearer : Hamil. Meyve veren ağaç. Götüren. Tabut taşıyan. Getiren. Destek. Çek, bono, poliçe, gönderim belgesi, hisse senedi, tahvil vb. her türlü değerli kağıdı yasalara uygun olarak elinde bulunduran kişi. Tabut taşıyan kişi. Hamiline. Tabut taşıyıcı.

Bar : Dansçıların çalışma yerinde bulunan, gövdelerini doğru olarak yerleştirmelerine yarayan duvara çakılı çubuk. bir türk halk dansı çeşidi. Demir çubuk. Kısıtlamak. Baro. Taşıma çubuğu. Hapsetmek. Panoları ya da gergileri taşımakta kullanılan demir çubuk. Kalıp. Kapatmak. Dışında.

Mechanism : Gerçeğin aslında özdeksel olduğunu, doğal özelliği bakımından gerekirci bir nitelik taşıdığını, ruh ve doğa üstü güçlere bağlı olmaksızın neden-sonuç ilişkileri çerçevesinde belirdiğini ileri süren ve bütün olayları devimlerle açıklamaya çalışan bir felsefe çığırı. Düzenek. İşlerge. Makineyi oluşturan bütün kısımlar. Oluşbiçimi. Mekanik görüş. Mekanizma. İşleyiş. Mekanikçilik. Yöntem.

 

Traveler : Seyyah. Pazarlamacı (ingiliz ingilizcesi). Seyyar iskele. Seyahat eden. Gezgin. Satış temsilcisi (gezici). Gezmen. Bkz.traveller. Seyahat eden kimse. Pazarlamacı.

Traveller : Seyyar iskele. Gezmen. Transbordör. Pazarlamacı (ingiliz ingilizcesi). Grek perdesi. Çerçeve sahneli tiyatrolarda, en çok kullanılan yanlara doğru açılan tiyatro perdesi. Pazarlamacı. Satış temsilcisi (gezici). Yolcu. Seyahat eden kimse.

Curtain : Perde kapanış sözü. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri. ilk kez seneca bölmüştür, beş perde - beş bölüm (bk. bölüm.) tiyatronun sahneyi seyirciye açan ve kapayan perdesi. ilk kez roma ve barok tiyatrolarında kullanılmıştır. bundan başka da bugünkü tiyatroda çeşitli perde biçimleri var: a) kulis perdesi, b) projeksiyon perdesi (bk. gergi,) c) arka perde, fon perdesi, ufak perde, d) ses perdesi: seste pesliği ve tizliği gösteren kesimler. Sahne içinde çeşitli amaçlar için kullanılan kumaş perde. Perde takmak. Havalandırma bezi. Ölüm. Madencilik, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Perdelemek. İç perde. Bölme.

Toter : Taşıyan kimse. Taşıyıcı.

Hurrier synonyms : hurriers.

Hurrier zıt anlamlı kelimeler, Hurrier kelime anlamı

Slow : Kesat. Ağır. Geç olan. Geç anlayan. Ağırlaşmak. Hızı azaltan. Eli ağır. Uzun süren. Yavaşlatmak. Zor anlayan.

Unhurried : Rahat. Sakin. Telaşsız. Acelesiz.

Hurrier ingilizce tanımı, definition of Hurrier

Hurrier kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who hurries or urges.