Hurriers türkçesi Hurriers nedir

  • (kadın veya çocuk) kömür çekme işçisi.
  • Ustabaşı (ingiliz ingilizcesi).

Hurriers ingilizcede ne demek, Hurriers nerede nasıl kullanılır?

Hurrier : (kadın veya çocuk) kömür çekme işçisi. Ustabaşı (ingiliz ingilizcesi).

Hurried : Acele. Acele içinde olan. Telaşla yapılmış. Aceleyle yapılan. Acele eden. Aceleye gelen. İvedi. Telaşlı. Aceleyle yapılmış.

Hurriedly : Acele. Paldır küldür. İvedilikle. Apar topar. Çabucak. Hızlı şekilde. Acele ile. Alelacele.

Hurriedness : Acele ettirilme. Acelecilik. Aceleye getirilme. Telaşlandırılma durumu.

Hurries : Acele. Aceleyle götürmek. Çabuk olmak. Acele ettirmek. Telaş. Hız vermek. İvmek. Koşmak. Aceleye getirmek. Hızlandırmak.

Hurricane deck : Üst güverte. Gezinti güvertesi.

Hurricanes : Tropik siklon. Fırtına. Kasırga. Urağan. Bora. Hortum.

Hurrahing : Yaşasın. Hurray. Oley.

Hurricane : Kasırga. Hortum. Urağan. Bora. Tropik siklon. Fırtına.

Unhurried : Telaşsız. Rahat. Acelesiz. Sakin.

İngilizce Hurriers Türkçe anlamı, Hurriers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hurriers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Overhasty : Aşırı aceleci. Aşırı telaşlı. Aşırı tez canlı. Tezcanlı. Fazlasıyla sabırsız.

Precipitous : Yalçın. Acele. Atılgan. Çabuk. Uçurum gibi. Dik. Hızlı. Aceleci. Yüksek. Sarp.

 

Precipitate : Acele. Yoğunlaşıp yağmak. Yüksekten atmak. Hızlandırmak. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sürat vermek. Çözünebilir antijenle antikorun birleşmesi sonucu büyük molekül ağırlıkta komplekslerin oluşumuna bağlı olarak oluşan çökelti, presipitin. kimyasal reaksiyonun çözünmeyen ürünü, presipitat. bir örneğin santrifüjden sonra dipteki çöken kısmı, presipitat. Aceleci. Çökelmek. Sıvı içindeki bir tepkime sonucu, dibe çöken çözünmez özdek (deney tüpünde olduğu gibi).

Hawk : Doğan. İşportacılık. Sertlik yanlısı politikacı. Sıvacı tahtası. Avlanmak. Harç tahtası. Şahin. İşporta işini yapma. Atmaca.

Quick : Hemen. Faal. Çabuk. Tez. Ateşli. Tırnak altındaki hassas et. Can evi. Hayat dolu. Çabuk kavrayan. Çabucak.

Rushed : Aceleye gelmiş veya getirilmiş. Hızlı performans göstermiş. Acele. Acele edilmiş. Aceleyle. Alelacele yapılmış.

Headlong : Burnunun dikine. Başı önde. Başı önde olarak. Bodoslama. Apar topar. Sakınmadan. Düşünmeksizin. Aceleyle. Aceleci. Tepeüstü.

Rush : Hızlı akmak. Sıkıştırmak. Kazıklamak (ingiliz ingilizcesi). Düşünmeden girişmek. Koşturmak. Saldırmak. Telaş. Acele ettirmek. Acele etmek. Kur yapmak (amerikan ingilizcesi).

Precipitant : Çökeltme maddesi. Bir çözeltiye eklendiğinde az çözünen bir özdeğin oluşumuna yol açan kimyasal özdek ya da çözeltisi. Çökeltici madde. Çöktürücü. Presipitan. Aceleci. Acele ile yapılmış. Çökeltici bir madde. Acele giden.

Marsh harrier : Kırmızı doğan. Kızıl doğan. Saz tuygunu. Saz delicesi. Üsküflü doğan.

 

Hurriers synonyms : marsh hawk, circus pygargus, genus circus, montagu's harrier, circus cyaneus, circus aeruginosus, northern harrier, flying, pell mell, hen harrier, helter skelter, fast, hurrier, circus, hasty.

Hurriers zıt anlamlı kelimeler, Hurriers kelime anlamı

Slow : Sıkıcı. Geç anlayan. Geri. Yavaş. Eli ağır. Hızı azaltan. Ağırlaşmak. Kesat. Yavaşlatmak.

Unhurried : Acelesiz. Telaşsız. Rahat. Sakin.