Precipitant türkçesi Precipitant nedir

  • Çöktürücü.
  • Presipitan.
  • Kimya alanında kullanılır.
  • Çökeltici bir madde.
  • Acele giden.
  • Çökeltici madde.
  • Aceleci.
  • Çökeltici.
  • Acele ile yapılmış.
  • Bir çözeltiye eklendiğinde az çözünen bir özdeğin oluşumuna yol açan kimyasal özdek ya da çözeltisi.
  • Çökeltme maddesi.

Precipitant ingilizcede ne demek, Precipitant nerede nasıl kullanılır?

Precipitantness : Acelecilik.

Precipitance : Telaş. Acelecilik. Atılma. Acele.

Precipitancy : Telaş. Acele. Tez canlılık. Atılma. Acelecilik.

Precipitable : Tortulaşabilen.

Precipitate : Çözünebilir antijenle antikorun birleşmesi sonucu büyük molekül ağırlıkta komplekslerin oluşumuna bağlı olarak oluşan çökelti, presipitin. kimyasal reaksiyonun çözünmeyen ürünü, presipitat. bir örneğin santrifüjden sonra dipteki çöken kısmı, presipitat. Çökelti. Sürat vermek. Acele. Düşürmek. Yağmak. Zemin hazırlamak. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kimyasal bir tepkime sonucunda, çözeltide çözünmediği için katı olarak ayrılan ve tanecik büyüklüğü nedeniyle dipte toplanan özdek. Çökelek.

Precipitate phase : Çökelti evresi. Çökelti fazı.

Precipitateness : Çökelme. Acelecilik. Telaş. Acele.

Precipitate morphology : Çökelti biçimseli. Çökelti morfolojisi. Çökelti biçimlenimi.

 

Precipitately : Telaşla. Apar topar. Paldır küldür. Alelacele. Acele bir şekilde. Aceleyle.

Precipitated speech : Ses yuvarlanması. Birbirinden ayrı hecelerin karıştırılması ya da yitirilmesi; çabuk konuşmadan dolayı hecelerin birbiri üzerine kayması.

İngilizce Precipitant Türkçe anlamı, Precipitant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Precipitant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agent : Bir kimsenin, ya da bir ortaklığın kimi işlerini gören kişi. Mümessil. Yapan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yürüten gerçek veya tüzel kişi. Bilgisayar, gümrük, iktisat, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir koşul ya da bir durumun oluşumuna, bir sürecin gidişine etkide bulunan öğe. Yurda getirilen ve yurttan çıkarılan mallara ilişkin işlemlerle uğraşan, malların gümrükten çıkarılmalarında aracılık eden kişi. Distribütör. Etmen. Gizli ajan.

Brasher : Atılgan. New york eyaletinde yerleşim yeri. Yüzsüz. Küstah. Sırnaşık. Saygısız.

Flocculant : Topaklaştırıcı. Pıhtılaştırıcı. Pamuklaştırıcı. Topaklayıcı. Bulandıran. Yumaklaştırıcı. Yumuşatıcı (kil).

Hothead : Boku cinli. Asabi kimse. Çabuk kızan kimse. Öfkeli kimse. Deli fişek. Düşünmeden hareket eden kimse. Sinirli tip.

Hotheads : Deli fişek. Öfkeli kimse. Boku cinli. Çabuk kızan kimse. Sinirli tip. Asabi kimse.

Aldehydes : Bir (r) alkil köküne ya da hidrojene bağlanmış, (-cho) formil kökünü taşıyan organik bileşikler. Aldehit. Aldehitler.

 

Gadarene : Çökelen. Hızlı ve düşünmeden. Apar topar.

Aliphatic saturated compounds : Molekülündeki karbonlar arasında tek bağlar bulunan organik bileşikler. örn. propan (. Alifatik doymuş bileşikler.

Additive : Katkı. Eklenecek. Katılacak. Katık. Katılan kimyasal madde. Bir ürüne, kimyasal ya da fiziksel özelliklerini geliştirmek, kalımlı kılmak, çekici yapmak vb. nedenlerle eklenen özdek. Toplamsal. Ek katkı. Toplanır.

Acier inoxydable : Krom, nikel gibi uygun metallerin katkısıyla havanın, nemin ve pek çok kimyasal özdeğin etkisine karşı dayancı artırılmış olan çelik türü. Paslanmaz çelik.

Precipitant synonyms : acid radical, alicyclic compounds, precipitator, choleric, active metals, hotheaded, alcoholometry, precipitate, brash, brashes, activated coal, aliphatic compounds, hasty, dimethylglyoxime, hastier, active passive metal, hustler, additive properties, overhasty, acidimetry, brashest, headlong, acid salt, hastiest, high handed, hurried, alabaster, headfirst, alcohols, precipitous.

Precipitant zıt anlamlı kelimeler, Precipitant kelime anlamı

Unhurried : Acelesiz. Telaşsız. Sakin. Rahat.

Precipitant ingilizce tanımı, definition of Precipitant

Precipitant kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Moving precipitately. Rushing swiftly, violently, or recklessly. Falling or rushing headlong. Any force or reagent which causes the formation of a precipitate.