İkili çatı nedir, İkili çatı ne demek

İkili çatı; bir dil bilgisi terimidir.

  • İki görevde de kullanılabilen çatı: alınmak, toplanmak, sanılmak sözlerinin hem dönüşlü hem de edilgen çatı olarak kullanılması gibi

Dil bilgisi olarak anlamı:

İki görevde de kullanılabilen çatı: Alınmak, avlanmak, tavlanmak, yakalanmak, toplanmak, sanılmak, yazılmak, atılmak, kapılmak, tutulmak, sıkılmak sözcüklerinin hem dönüşlü, hem de edilgen çatı olarak kullanılması gibi.

Gramer anlamı:

Bir fiil çatısının hem dönüşlü hem de edilgen olarak kullanılması: at-ıl-mak, al-ın-mak, bul-un-mak, sil-in-mek, sık-ıl-mak, kap-ıl-mak, tut-ul-mak, yık-ıl-ak gibi. Örnekler: ortaya atılmanın ne anlamı vardır? Tembelliği yüzünden işten atıldı. Arkadaşımın sözlerinden iyiden iyiye alındı. İstediklerimizin hepsi de alındı; Toplantıda bulunması iyi olacaktı. Kayıp eşya bulunamadı. Silinmek için havlu gerekli. Camlar silindi mi? Bu türlü işlerden sıkıldığını bilmiyorduk. Portakalların sıkılmasına yardım edecek ve benzeri

İngilizce'de İkili çatı ne demek? İkili çatı ingilizcesi nedir?:

syncretism

İkili çatı anlamı, tanımı:

İkili : İki kişiden oluşmuş topluluk. İkili bahis. İskambil, domino vb. oyunlarda iki işareti bulunan (kâğıt veya pul). İki parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden iki tane bulunan. İki taraf arasında yapılmış. İki çalgı veya iki ses için düzenlenmiş müzik parçası, düet.

 

Çatı : Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Barınılan, sığınılan yer. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü.

Görev : Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş.

Alınmak : Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak. Elde edilmek. Alma işi yapılmak. Uyarlanmak.

Toplanmak : Kendine çekidüzen vermek. Toplama işine konu olmak. Toplantı yapmak. Şişmanlamak. Bir araya gelmek. Seyahat etmek, taşınmak vb. için hazırlanmak.

Sanılmak : Düşünülmek, olabileceğine inanılmak, zannedilmek, zannolunmak.

Dönüşlü : Dönüşü olan. Öznesi ile nesnesi bir olan, mutavaat.

Edilgen : Edilgen fiil. Yapılan işten etkilenen, pasif, etken karşıtı.

Kullanılma : Kullanılmak işi.