İnkılap nedir, İnkılap ne demek

İnkılap; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılmış olan köklü değişiklik, iyileştirme, devrim, reform.
  • Bir durumdan başka bir duruma geçiş, dönüşüm

"İnkılap" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yazı inkılabı."
  • "Münevver Türk kadını inkılaptan çok evvel çarşafı atmış ve kaçgöçü kaldırmıştı." - P. Safa

İnkılap isminin anlamı, İnkılap ne demek:

Erkek ismi olarak; Bir durumdan başka bir duruma dönme, dönüşüm. Devrim. Kız ismi olarak; Bir durumdan başka bir duruma dönme, dönüşüm. Devrim.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Gümüşhane ilinde, Torul ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Gaziantep şehri, Doğanpınar bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

İnkılap tanımı, anlamı:

İnkılap etmek : Bir durumdan başka bir duruma dönüşmek.

İnkılapçı : İnkılap yanlısı kimse. İnkılap yapan kimse.

İnkılapçılık : İnkılapçı olma durumu.

Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.

Düzen : Alet edevat takımı. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Dolap, hile. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Yerleştirme, tertip. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri.

 

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Getirmek : İletmek, bildirmek. Bir makama atamak veya seçmek. Sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. İleri sürmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Gelmesini sağlamak.

Köklü : Kökü olan. Soylu, soyu sopu belli, iyi tanınan. Kökleşmiş, iyi yerleşmiş, kalıcı olan, esaslı.

Değişiklik : Farklılık. Değişik olma durumu. Amaca uygun biçime getirmek için yapılmış olan değiştirme, tadil. Bir bütünün bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum.

İyileştirme : İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme, rehabilitasyon, rehabilite. İyileştirmek işi, ıslah. Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi, rehabilitasyon, rehabilite.

Islahat : Düzeltme.

Diğer dillerde İnkılap anlamı nedir?

Almanca'da İnkılap : Revolution

Rusça'da İnkılap : n. революция (F), переворот (M), переход (M)