Jewel türkçesi Jewel nedir
- Takı.
- Kıymetli taş.
- Cep saatinin içindeki taş.
- Saat taşı.
- Cevher.
- Değerli (kimse veya şey).
- Değerli taşlarla süslemek.
- Değerli taş.
- Mücehver.
- Mücevher.
- Pırlanta gibi insan.
- Değerli insan.
Jewel ile ilgili cümleler
English: The jewel was stolen during the night.
Turkish: Geceleyin mücevher çalındı.
English: I sold the best jewel that I had.
Turkish: Sahip olduğum en iyi mücevheri sattım.
English: Ali is an international jewel thief.
Turkish: Ali uluslararası bir mücevher hırsızıdır.
English: The jewel was found in an unlikely place.
Turkish: Mücevher beklenmedik bir yerde bulundu.
English: Ali has been accused of being a jewel thief.
Turkish: Ali bir mücevher hırsızlığıyla suçlanıyor.
Jewel ingilizcede ne demek, Jewel nerede nasıl kullanılır?
Jewel box : İçinde mücevher saklamak için kullanılan küçük kutu. Mücevher kutusu.
Jewel case : Cd kabı. Mücevher kutusu. İçinde mücevher saklamak için kullanılan kutu. Mücevher sandığı. Cd kutusu.
Jewel courier : Elmas ve mücevherat teslim eden kurye. Mücevher kuryesi.
Jewel in the crown : Bir grup içinde en iyisi. Kaymak tabaka. Bir grup içinde en alası. Eşitler arasında birinci olan.
The jewel exchange : Değerli taş değiş tokuşu. Mücevher alan ve satan mağazalar zinciri. Mücevherat alım satım mağazası.
Jeweled : Mücevherlerle süslenmiş. Mücevher. Nadir değerde. Değerli taşla veya taşlarla süslü. Murassa. Kıymetli taşlarla süslenmiş. Değerli taşlarla süslenmiş. Mücevherler takılmış.
Jewelfish : Parlak renkli akvaryum balığı. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, dişli sazangiller (cyprinodontidae) familyasından, 3-4 cm kadar uzunlukta bir tür. Mücevher balığı. Al ve yeşil tropikal balığı.
Jewellers : Kuyumcu.
Jeweling : Mücevherle süslemek. Mücevherle süsleme. Değerli taşlarla süslemek. Değerli taşlarla süsleme.
Jewelled : Kıymetli taşlarla süslenmiş. Değerli taşlarla süslenmiş. Mücevherler takılmış. Nadir değerde. Murassa. Mücevherlerle süslenmiş. Değerli taşla veya taşlarla süslü.
İngilizce Jewel Türkçe anlamı, Jewel eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Jewel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Endings : Ölüm. Son. Ecel. Sona erme. Bitirme. Sonek.
Ornament : Temelinde dinsel-büyüsel inançlar; kişinin kendini saydırma ve toplumsal yerini belirleme isteği; zenginlik, cinsel istek uyandırma vb. nedenlerle sırasında birtakım acılara da katlanarak gövdenin belli yerlerinin doğal biçimini ve görüşünü türlü yollarla değiştirme ya da iyice belirtme; bu amaçla incik boncuk takınma, boyalar sürünme ve giyinme, a. bk. diş biçimini değiştiririn, dövmecilik, gövde sakatlama, kafatası biçimini değiştirim, yarayla bezenim. Süs eşyası. Bezeme. Gurur kaynağı. Ziynet. Süslenme. Süs. Övünç kaynağı. Aksesuar.
Garniture : Süs. Garnitür.
Jewelry : Ziynet eşyaları. Bijuteri. Kuyumculuk. Mücevherat. Bkz.jewellery. Cevahir. Ziynet eşyası. Kuyum.
Solitaire : Tektaş. Tek taş. Yüzükte tek taş. Mücevheri süsleyen tek taş. Tek kişilik dama. Tek taşlı mücevher. Tek taş mücevher. Tek kişilik kağıt oyunu. Tek kişilik iskambil oyunu.
Jewels : Mücevherler. Erkek üreme organı. Takım taklavat.
Adornment : Ziynet. Süsleme. Süs. Güzelleştirme. Bezek. Dekor. Bezeme. Donama. Donatma.
Element : Bir parça. Eleman. Tek türdeki atomlardan oluşan ve olağan kimyasal yöntemlerle bozunmayan özdek. Küçük bir miktar. Öge. Ana unsur. Esas. İlke. Unsur.
Moment : Esna. Dem. Bir özdekten, eksenden bir noktaya olan uzaklıkla, o noktadaki kıvıl yük, kütle gibi bir niceliğin çarpımından elde edilen nicelik türü (ucay kolcuğu, mıknatıs kolcuğu, eylemsizlik kolcuğu gibi). Bir sıklık dağılımında gözlemlerin ortalamadan ve herhangi bir başlangıç noktasından sapmalarının çeşitli üstellerinin sayal (aritmetik) ortalaması. Önem. Döngü. Aralık. K. kuvvet vektörü ile r yol vektörünün vektörel çarpımı. burada r, verilen bir nokta ile k'nın başlangıcı arasındaki vektördür. Kolcuk. Ehemmiyet.
Jewel synonyms : crown jewel, precious stone, ice, goodness, emerald, kernel, gemstone, soul, rubies, individual, kerneling, colors, mortal, jeweling, pearl, sapphire, somebody, stone, gemstones, jewelling, ore, gem, essences, ores, diamond, formative, atom, person, ending, ice creams, colours, habiliments, case ending.
Jewel ingilizce tanımı, definition of Jewel
Jewel kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To dress, adorn, deck, or supply with jewels, as a dress, a sword hilt, or a watch. An ornament of dress usually made of a precious metal, and having enamel or precious stones as a part of its design. To bespangle, as with jewels.

Bu kısımda Jewel kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Jewel ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Jewel anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Jewel ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.