Garniture türkçesi Garniture nedir

Garniture ingilizcede ne demek, Garniture nerede nasıl kullanılır?

Garnitures : Garnitür. Süs. Takı.

Bouquet garni : (fransız mutfağı) pırasa yaprağına sarılmış defne gibi kokan bitkiler içeren demet (çorbalarda soslara ve diğer yiyecekler kullanılır). Garni demeti. Pırasa yaprağına sarılmış defne gibi kokulu bitkiler içeren demet.

Garnierite : Nikel taşı. Mineral. (ni, mg6) (oh6) (si4o11) h2o; metalimsi olmayan parıltı, yeşil, açık yeşil; sertlik 2-4, özgül ağırlık 2.2-2.7; amorf. değişik oranlarda nikel kapsayan önemli nikel minerali.). Garniyerit. Garnierit.

Garnish : Süslemek. Garnitürlemek. Garnitür. Garnitürle süslemek. Allayıp pullamak. Donatmak. Allayyıp pullamak. Haczetmek. Süs. Süslenmek.

Garnishable : Süslenebilir. Haczedilebilir. El konabilir. Süslenebilir (yiyecek hakkında). Kanunen el konulabilir (örneğin, mülkiyet, para).

Garnisheeing : Haczetmek. Haczetme.

Garnishee order : Borç sahibine tebliğ edilen haciz emri. Alacağın haciz emri. Borçluya bildirilen haciz emri. Sahibinin mülkiyeti altından olmadan servete el konulması için alınan mahkeme kararı. Haciz emri. Haciz bildirisi.

Garnisheed : Haczedilmiş. El konulmuş (para veya mülkiyet hakkında). Yasal olarak alıkonulan.

Garnishee : Haczetmek. Yediemin. Hacze bağlamak.

 

Garnishing : Süslenmiş. Süslü gizleme. Süsleme. Süslenmiş veya donatılmış yiyecek.

İngilizce Garniture Türkçe anlamı, Garniture eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Garniture ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Office furniture : Büro mobilyası. Büro eşyası. Ofis mobilyası.

Chest of drawers : Konsol. Çekmeceli dolap. Şifonyer. Şifoniyer.

Habiliments : Tören elbisesi. Tören kıyafeti. Kıyafet. Özel elbise.

Table : Ertelemek. Cetvele yazmak. İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı. Sunmak. Keste. Yemek. Masaya koymak. Üzerinde masatopu oynamağa yarayan, uzunluğu 274 cm., genişliği 152,5 cm., yerden yüksekliği 76 cm. olan, üstü koyu donuk boyalı, kenarlarına oyun alanını belirten 2 cm. kalınlığında beyaz çizgiler çekilmiş masa. Tablo. Birbiriyle ilgili verilerin toplu ve düzenli sunumu.

Apparel : Üst baş. Giyim kuşam. Donatmak. Elbise. Kıyafet. Kılık. Esvap. Giyecek. Giysi.

Side order : Meze.

Counter : Fiş. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, eskrim alanlarında kullanılır. Marka. Sayma amacıyla kullanılan herhangi bir yazmaç. Karşı. Sayaç. Karşı atak yapmak. Aykırı. Karşılık vermek. Karşı gelmek.

Bedframe : Karyola çerçevesi. Yatak çerçevesi. Bir yatağın taban bölümünü oluşturan dörtgen şeklinde çerçeve (başlık, kenarlıklar ve ayakucu tahtasından oluşur).

Sideboard : Dresuar. Büfe (bir mobilya). Büfe. Yan masa. Musandra.

Bedstead : Yataklık. Karyola.

Garniture synonyms : dining room furniture, wall unit, article of furniture, bedroom furniture, baby's bed, lawn furniture, baby bed, piece of furniture, attires, chest, buffet, decoration, embellish, jewellery, seat, bureau, trimmings, sheraton, sectional, wash hand stand, lamp, case ending, apparels, press, wardrobe, closet, garnitures, decors, attiring, colors, jardinieres, colours, etagere.

 

Garniture ingilizce tanımı, definition of Garniture

Garniture kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Furniture. Embellishment. That which garnishes. Ornamental appendage. Dress.