Counter türkçesi Counter nedir

  • Kontra yumruk atmak.
  • Marka.
  • Karşı gelmek.
  • Fiş.
  • Karşılık vermek.
  • Sayıcı.
  • Karşısında olmak.
  • Sayaç.
  • Aykırı.
  • Karşı.
  • Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, eskrim alanlarında kullanılır.
  • Ters.
  • Döner çelgi eyleminin yapılması için verilen komut.
  • Sayma amacıyla kullanılan herhangi bir yazmaç.
  • Karşılıkta bulunmak.
  • Karşı koymak.
  • Karşı çıkmak.
  • Dönçel.
  • Karşı atak yapmak.
  • Karşılamak.
  • Gelen tanecikleri tek tek sayan araç.
  • Muhalefet etmek.
  • Tezgah.

Counter ile ilgili cümleler

English: Can you get that medicine over the counter or do you need a prescription?
Turkish: Bu ilacı reçetesiz alabiliyor musunuz, yoksa reçete almanız gerekiyor mu?

English: His actions run counter to his words.
Turkish: Onun yaptıklarıyla söyledikleri birbirini tutmuyor.

English: Ali sat down at the counter and ate a tuna fish sandwich.
Turkish: Ali mutfak bankosuna oturdu ve ton balıklı bir sandviç yedi.

English: Ali went to the counter and bought us both a drink.
Turkish: Ali tezgaha gitti ve her ikimiz için bir içki aldı.

English: Please come to the counter at least an hour before your flight.
Turkish: Uçuşundan en az bir saat önce kontuara gel, lütfen.

Counter ingilizcede ne demek, Counter nerede nasıl kullanılır?

Counter attack : Karşı saldırı. Karşı atak. Karşı takımın yaptığı bir akını durdurup hemen akına geçme eylemi. Karşı taarruz. Karşı akın. Karşı yarışmacının son saldırı eylemi bitmeden, bir kılıçoyunu zamanından önce yapılan saldırı, ("engel vuruşu", "karşılama vuruşu" gibi). Karşı hücum. Misilleme saldırısı. Futbol, eskrim alanlarında kullanılır. Kontra atak.

 

Counter attraction : Başka bir çekime karşılık olarak sunulan çekim. Karşı çekim.

Counter balanced : Denk.

Counter check : Borç belgesi. Bankaya yapılan yatırım karşılığında verilen alındı. Sonradan kontrol. Zimmet fişi. Yatırım alındısı. Bankadaki sayışımından para çeken kişi için düzenlenerek kendisine imza ettirilen belge. Tekrar kontrol. Tevdiat makbuzu.

Counter claim : Karşı savunma. Karşı dava. Mütekabil dava. Karşı tazminat davası. Karşı iddia. Karşı duruşma.

Counter electromotive force : Zıt elektromotor kuvvet.

Counter decoder : Sayaçlı kodçözücü.

Counter demonstration : Karşı gösteri. Muhalif gösteri. Başka bir halk protestosunun görüşlerini veya hareketlerini protesto etmek için yapılan halk protestosu.

Counter current : Zıt akım. Karşıt-akım. Ters akım. Karşıakım. Ters akıntı. Çok kez boğazlarda görülen birbirine ters yönde biri üstte, öteki altta iki akıntının birbirine göre durumu. Karşıt akıntı. Karşı akım.

Counter cyclical budgeting : Dönemler itibariyle bütçe denkliğini öngören bununla birlikte bütçenin her yıl denk olması gerekmediğini, ekonominin genişleme dönemlerinde bütçe fazlası, daralma dönemlerinde ise bütçe açığı politikalarının uygulanabileceğini öneren, keynesçi yaklaşım doğrultusunda a.h. hansen tarafından geliştirilen görüş. Çevrimsel bütçeleme.

 

İngilizce Counter Türkçe anlamı, Counter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Counter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contradictory : Çelişkili iddia. Tezatlı. Muhalif. Çelişken. Mütenakız. Birbirini tutmayan. Tutarsız. Çelişkili.

Derogates : Küçültmek. Küçülmek. Azaltmak. Almak. Küçümsemek. Eksiltmek. Alçalmak. Bozmak. İhlal etmek.

Con : Sahtekarlık yapmak. Dolandırmak. İncelemek. Kafalamak. Dikkatle okumak. Yutturmak. Aldatmak. Aleyhte. Kandırmak.

Cachets : Hususiyet. Saygınlık. Alamet. Prestij. Kapsül. Hap. Özellik. Fark. Mühür. Damga.

Enumerator : Sayım memuru. Bir soruşturuda okuryazar olmayanlardan yanıt alarak ya da soru çizinliğini alınan yanıtlara göre doldurarak bilgi derleyen kişi. Soruşturucu. Sayan kimse. Nüfus sayım memuru. Numaralandırıcı. Sayım görevlisi.

Resisted : Dayanmak. Dayanıklı olmak. Engellemek. Kafa tutmak. Göğüslemek. Direşmek. Direnmek. Göğüs germek.

Crosswise : Çaprazlama. Enine. Kılıçlama. Çaprazında. Çapraz.

Antithetic : Zıt. Karşıt. Zıt olan. Tezatlı. Karşıt olan.

Disapproving : Onaylamamak. Uygun görmemek. Beğenmemek. Tasvip etmemek. Kınamak. Kabul etmemek. Katılmama ifade etme. Onaylamama. Reddetmek.

Oppose : Muhalefet yürütmek. Başkaldırmak. Karşısına koymak. İtiraz etmek. -e karşı olmak. Engel olmak.

Counter synonyms : countertop, checkout counter, notions counter, meat counter, counterbalance, beard, give back, stand against, initials, cachet, disapproves, riposte, counters, disapprove, sales booth, buck, antagonized, answer back, athwart, recorder, counteracted, ripostes, contravened, chip, antagonised, abrupt, riposted, before, answers, counterbalanced, breach, bench, derogate.

Counter zıt anlamlı kelimeler, Counter kelime anlamı

Positive : Pozitif görüntü elde etmekte kullanılan boş film. bu yolda basım aygıtında kullanılmış ancak henüz işlemelikte işlenmemiş dolu film. işlemelikte işlenerek pozitif görüntüleri belirmiş film. pozitif görüntü. (genellikle) doğadakinin aynı renk tonunda görüntü veren duyarkatları ve bu görüntüleri anlatır. Pozitif görüntü. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Pozitif resim. Vazıh. Pozitif görüntü (film). Kesin şey. Olumlu. Artı. Olumlu derece.

Neutral : Kıvıl yükü olmayan. ekşit ya da baz olmayan. Rengi belli olmayan. Tarafsız. Yayma özellikleri gelen ışığın dalga boyuna bağlı olmayan yayıcı. Ilın. Arı durumda ya da çözeltisinde asit ya da baz özelliği göstermeyen ve ph değeri 7 olan (özdek). üzerindeki artı ya da eksi elektrik yükleri denkleşmiş olan (özdek). Boşta. Cinsiyet organı olmayan. Biyoloji, fizik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Tarafsız kimse.

Refrain : Kendini tutmak. Alıkoymak. Kaçınmak. Sakınmak. Nakarat. Çekinmek. Geri durmak. Frenlemek.

Counter ingilizce tanımı, definition of Counter

Counter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Contrasted. In opposition. A prefix meaning contrary, opposite, in opposition. In an opposite direction. A counter revolution. To return a blow while receiving one, as in boxing. The after part of a vessel`s body, from the water line to the stern, below and somewhat forward of the stern proper. As, counteract, counterbalance, countercheck. [Bakınız: Counter]. A table or board on which money is counted and over which business is transacted. A long, narrow table or bench, on which goods are laid for examination by purchasers, or on which they are weighed or measured. Opposite. A counter poison. A counter agent. A reckoner. One who counts, or reckons up. Counter fugue. Opposed. Adverse. Used chiefly with run or go. Contrariwise. Contrary. An encounter. A calculator. Contrary. Antagonistic. As, a counter current.