Joint offender türkçesi Joint offender nedir

  • Suçortağı.
  • Suç ortağı.

Joint offender ingilizcede ne demek, Joint offender nerede nasıl kullanılır?

Joint : Eklem. Birleştirmek. Birleşme yeri. Ortak. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Müşterek. Birleşmiş. Ek. Kırılmış bir kayacın parçaları arasında, gözle görülebilecek derecede bir ayrılma ya da kayma devimi göstermeyen kırık. Raptetmek.

Offender : Fail. Suç işleyen. Kabahatli. Suçlu. Mücrimin. Suç işlemiş kimse.

Joint account : Üzerinizdeki sayışımlar. Müşterek hesap. Karı ve dokuncası saptanan bir oranla dağıtılmak üzere, bankanın bir tecimci ile giriştiği tecimsel işlem için açılan özel sayışım. Müşterek banka hesabı. Tecimsel bir ortaklığın başka bir ortaklık üzerindeki üçüncü ortaklığa ilişkin sayışımı. Ortak hesap (bankada). Katılma sayışımı. Toplu sayışım. Ortak hesap.

Joint action : Ortak eylem. Birleşik eylem. İnsanların birbiriyle bağlantı içindeki davranışları. Müştereken ikame edilen olunan dava. Müştereken ikame takip olunan dava.

Joint adventure : Ortak girişim. Ortak girişimi. Ortaklık. Müşterek teşebbüs. Birden fazla işletme tarafından bir üretim için birlikte çalışılması.

Joint agreement : İki ya da daha çok işveren ile iki ya da daha çok işçi sendikası, bir işverenle iki ve daha fazla işçi sendikası, iki ve daha çok işverenle bir işçi sendikası arasında imzalanan toplu sözleşme. Toplu sözleşme. Müşterek anlaşma. Müşterek sözleşme. Ortak sözleşme.

 

İngilizce Joint offender Türkçe anlamı, Joint offender eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Joint offender ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abetters : Teşvikçi. Birisine birşeyler yapması için yardım eden ve onu cesaretlendiren kimse (özellikle yasadışı şeyler). [#yardak Yardakçı]. Muharrik. Müşevvik. Birisini özellikle yasadışı işler yapması konusunda kışkırtan kimse. Tahrikçi.

Confederating : Bağlaşmak. İttifak etmek. İttifak ettirmek. Birleşmek. Hempa. Konfederasyona bağlı kimse. Birleştirmek. İttifak olmak.

Assisters : Asistan. Yardakçı. Yatak. Yaver. Yardımcı. Yatakçı. Muavin. Yardak.

Accomplice : Şerik. Yardak. Müşterek fail. Yardakçı.

Coconspirator : İşbirlikçi. Suikast tertipçisi. Bir plan veya entrika veya komploda işbirlikçi veya ortak. Komplo tertipçisi. Komplo tertipleyen kimse. Fesatçı. Komplo işbirlikçisi. Bir tertipte işbirlikçi veya ortak. Komplocu.

Accessary before the fact : (hukuk terimi) bir suça istişare eden ancak işlendiği sırada orada olmayan kimse.

Accomplices : Şerikler. Suç ortakları. Koşuntu. Avene.

Accessaries : Aksesuar. Yardımcı. Suç ortağı olan. Yardakçı.

Cohort : Kalabalık. Arkadaş. Lejyonun onda biri. Yardakçı. Bir lejyonun onda biri. Eski romada bir alayın onda biri. Taraftar. Çoğa kuşağı. Destekçi.

Accessory before the fact : Kışkırtan kimse. Kışkırtıcı. Azmettiren kimse. Suça ön ayak olan kimse. Suçun işlenmesine teşvik suretiyle önceden iştirak eden ferifail.

Joint offender synonyms : accessory, abetter, confederate, abettors, assister, abettor, accessary, bottle holder.