Juv türkçesi Juv nedir

Juv ile ilgili cümleler

English: That's so juvenile.
Turkish: Bu çok çocukça.

English: Ali seems rejuvenated.
Turkish: Ali gençleşmiş görünüyor.

English: Ali is a juvenile delinquent.
Turkish: Ali bir çocuk suçlu.

Juv ingilizcede ne demek, Juv nerede nasıl kullanılır?

Juvenescence : Genç olma. Büyüme. Gençlik. Gençleşme. Gençler. Çocukluktan çıkma.

Juvenescent : Delikanlı. Gençleştirici. Çocukluktan çıkan. Genç olmuş.

Juvenil hormone : Gençlik hormonu. Böceklerde corpora allata tarafından üretilen, larva evresinin geçirilmesinde etkili, ekdizon hormonunun antagonisti olan, farnesol türevi bir hormon. juvenil hormon.

Juvenile : Jüvenil. Temel olarak ergin bireylere benzeyen fakat henüz eşeysel olgunluğa erişmemiş olan genç bireyler. Genç erkek rolü. Çocuksu. Gençlere özgü. Gençlik. Gençlikte olan, gençliğe ait olan. Tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Juvenil. Delikanlı.

Juvenile book : Çocuk kitabı.

Juvenile delinquent : Suçlu çocuk. Çocuk suçlu.

Juvenile labour : Çocuk işçi.

Juvenile cellulitis : Aynı anneye ait, süt emen bir veya daha fazla köpek yavrusunda görülen, yüz, baş ve kulak derisinde kabartı, sivilce, kabuklanma, kıl dökülmesi ve çene altı lenf yumrularında irinleşmeyle belirgin, genellikle streptokok türleri izole edilse de, nedeni kesin olarak bilinmeyen deri enfeksiyonu, köpek eniklerinin steril granülomlu dermatitisi ve lenfadenitisi, köpek eniği pyoderması. Köpek eniği sellülitisi.

 

Juvenile delinquents : Çocuk suçlular. Çocuk suçlu.

Juvenile diabetes : Çocuklarda görülen akut diyabet şekli (günlük insülin enjekte etme gerektirir). Juvenil diabet. Juvenil diyabet.

İngilizce Juv Türkçe anlamı, Juv eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Juv ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Of full age : Yetişmiş. Büyümüş. Reşit. Ergin.

Mayings : Olası olmak. -ebilmek. -abilmek. Mayıs ayı. Kaynağı dinsel bolluk törenleri olan gösteriler. bunlara "hasat oyunları", "güz dönümü oyunları" da denir. Mayıs oyunları. -ebilir. Mayıs. Yılın beşinci ayı.

Water jug : Su testisi. Su sürahisi. Su taşıyıcı kap. Su saklamak için kullanılan kap.

Juvenile : Otuz yaşına kadar olan erkeklerin canlandırdığı rol. Çocuk. Gençlere özgü. Olgunlaşmamış. Genç erkek rolü. Genç. Jüvenil. Gençlikte olan, gençliğe ait olan. Juvenil.

Bottle : Kavanozlayıp saklamak. Biberon. Şişeye koymak. Emzik. Şişe. Şişelemek. Şişeye doldurmak. Susturmak. İçki. Metal silindir.

May : -ebilmek. Akdiken. Yılın beşinci ayı. Olası olmak. -abilir. -abilmek. Bahar. Mayıs çiçeği. Mümkün olmak. Mayıs ayı.

Pubes : Kasık kemikleri. Kasık kılları. Cinsel organ tüyleri. Cinsel organ çevresindeki kıllar.

Juvenilities : Çocukluk. Gençler. Çocukça davranış. Çocuklar.

Greybeard : Üzerinde kardinal bellarmine'nin karikatürü bulunan taştan yapılmış içki sürahisi. Beyaz veya ak sakkalı. İhtiyar adam.

 

Bellarmine : Belarmin. Üzerinde kardinal bellarmine'nin karikatürü bulunan taştan yapılmış içki sürahisi.

Juv synonyms : long beard, longbeard, whiskey jug, yonker, dewed, agelessness, dews, juvenescence, containerful, adolescence, juvenility, maying, teenager, jejuneness, adolescent, jugful, pubescent, dew, dewing.

Juv zıt anlamlı kelimeler, Juv kelime anlamı

Free : Serbest bırakmak. Serbestçe. Muaf. Serbest. Rahatlatmak. Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan. Bağımsız. Erkin. Özgür. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır.