Kıç nedir, Kıç ne demek

  • Kuyruk sokumu bölgesi, kaba et, kaba but, popo, makat.
  • Bacak, ayak.
  • Deniz teknelerinde art taraf
  • Arka bölümde olan.

"Kıç" ile ilgili cümleler

  • "Pantolonunu, ceketini fırlatır, kıç altındaki âdeta kamaramsı yere sokulur, düşünürdü." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

Arka.

Bacak

Ayak bileği.

Bacağın uyluk bölümü.

Baharda kayısı ve erik ağaçlarında görülen parlak ve yapışkan madde, zamk

Bir şeyin ucu.

Topuk.

Sağrı.

Ayak.

Arka, son taraf: Vapurun birinci mevkileri kıç taraftadır.

Bacağın dizkapaktan aşağı bölümü.

Ayak : Soğuktan kıçlarım sızladı.

Kıç, arka

Diz.

Fransızca'da Kıç ne demek?:

siège, fondement, anus

Kıç anlamı, tanımı:

Kıç atmak : Çifte atmak. çok istemek.

Kıç attırmak : Ondan üstün olmak.

Kıçına tekmeyi atmak : Birini kovmak.

Kıçına bakarak : Başvurduğu yerden olumlu sonuç alamayarak.

Kıçına kına yakmak : Karşısındaki kişinin uğradığı bir olumsuzluğa aşırı derecede sevinmek.

Kıçını yırtmak : Bütün gücünü kullanarak uğraşmak. bağırıp çağırmak.

Kıçüstü : Kıçı yere gelmiş durumda.

Kıçı kırık : Önemsiz, değersiz (şey veya kimse).

Kıçın kıçın : Geri geri.

Kıçtan bacaklı : Kısa boylu (kimse).

Kıçtankara : Baştan demirleyen, kıçtan da halatlarla kıyıya bağlanan gemi.

 

Deniz : Aydaki düzlükler. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Geniş alan. Çokluk, yoğunluk. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.

Art : Arka, geri. Bir şeyin öbür yüzü. Arkada bulunan.

Taraf : İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yön, yan, doğrultu. Bir şeyin belli bölümü, kısmı.

Arka : Kayıran, destekleyen. Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Arkada olan, arkada bulunan. Geçmiş, geride kalmış zaman. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Geri kalan bölüm. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer.

Bacak : Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak.

Ayak : Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Halk edebiyatında uyak. Göl ayağı. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Basamak. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Bacak. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.

 

Kıç ayak : Arka ayak

Kıç dingili : Kara güreşde kalçanın yardımıyla yapılan kafa, kol oyunu.

Kıç serpmek : Kıç atmak

Diğer dillerde Kıç anlamı nedir?

İngilizce'de Kıç ne demek? : [Mesa Del Rey Airport] adj. stern

n. backside, rear, fundament, rear end, behind, tail end, stern, breech, tail, posterior, haunches, hip, bottom, buttocks, hindquarters, butt [sl.], ass [sl.], arse [sl.], bum [sl.], prat [sl.], nates [sl.], rump [sl.], slats [sl.], fanny [sl.]

Fransızca'da Kıç : derrière [le], fesse [la], postérieur [le], séant [le], cul [le], (gemi) arrière [le]

Almanca'da Kıç : n. Arsch, Gesäß, Hintere, Hintern, Hinterste, Hinterteil

Rusça'da Kıç : n. зад (M), корма (F), ют (M)

adj. кормовой