Kağa nedir, Kağa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ağabey.

Baba.

[Bakınız: kada].

Evlerin yazın oturulan serin yeri, oturma odası.

Kağa tanımı, anlamı

Kağal : Yıkıntı, döküntü yığını

Kağalamak : Karşısındakini terslemek, susturmak.

Kağallamak : Cevizi yeşil kabuğundan ayırmak.

Kağallaşmak : Kargalar bağrışmak.

Kağam kağşak : İhtiyarların yürüyüşünü anlatır : Kağam kağşak yürüme.

Kağarmak : Geri bükülmek.

Kağaş : İçinde buz parçaları olan akarsu.

Kağaş kağaş : Buzlu suyun akarken çıkardığı ses için: Geceleri ırmağın kağaş kağaş kağıştısından durulmuyor.

Kağaşak : Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.

Kağaver : Yaban otu : Buğday tarlasında bütün kağaver bitmiş.

Kağan : Hanların bağlı olduğu devlet başkanı, hakan, imparator.

Kağanlık : Kağan olma durumu. Kağanın yönetimindeki ülke.

Oturma odası : Ev halkının oturması için ayrılmış oda.

Oturma : Oturmak işi. Kısa süre için konukluğa gitme.

Ağabey : Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

Yazın : Yaz mevsiminde, yaz aylarında. Edebiyat.

Serin : Az soğuk, ılık ile soğuk arası. Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren.

Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

 

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Evle : Öğle. Öğle vakti. Öğle, öğleyin.

Diğer dillerde Kafur anlamı nedir?

İngilizce'de Kafur ne demek ? : camphor