Kabak çekirdeği nedir, Kabak çekirdeği ne demek

  • Bal ve sakız kabağının tohumu.
  • Genellikle vakit geçirmek için yenilen bir kuru yemiş türü

"Kabak çekirdeği" ile ilgili cümle

  • "Annemin hastalığının geçmesi için bol miktarda tuzsuz kabak çekirdeği yemesi gerekiyormuş." - A. Kutlu

Bilimsel terim anlamı:

Çok eski çağlardan beri, kabuklarıyle birlikte öğütülüp, özellikle çocuklarda şerit düşürücü olarak kullanılan bitki tohumu.

İngilizce'de Kabak çekirdeği ne demek? Kabak çekirdeği ingilizcesi nedir?:

pumpkin seed

Kabak çekirdeği kısaca anlamı, tanımı:

Kabak : Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita). Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği). Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılmış olan ürünü. Esrarkeşlerin kullandığı bir tür nargile. Kabak kemane. Tüysüz, dazlak. Bilgisiz, görgüsüz, kaba. Kısa boynuzlu hayvan. Ham, tatsız (kavun, karpuz).

Sakız : Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine. Şekerli ve kokulu ağızda çiğnenen eğlence yiyeceği, ciklet. Vücudu beyaz olup başta ve ayaklarda belirgin siyah işaretler bulunan, ince kemik yapılı ve yüksek ayaklı, ince yağsız uzun kuyruklu bir tür koyun. Sakız ağacı.

 

Tohum : Soy sop, döl, nesil, sülale. Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. Spermatozoit.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

Vakit : Çağ. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Geçim, para bakımından elverişli durum. Belirlenmiş olan zaman. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Zaman.

Geçirmek : Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Vurmak. Giymek, giyinmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Zaman harcamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Etmek, yapmak. Birine kötü söz söylemek. Hastalık bulaştırmak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak.

Yemiş : İncir. Meyve.

Bal : Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı. Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.