Kalaylamak nedir, Kalaylamak ne demek

"Kalaylamak" ile ilgili cümleler

  • "Yıkılır kalırsam senin de seni besleyenin de gelmişini geçmişini kalaylarım, anladın mı?" - M. Ş. Esendal

Yerel Türkçe anlamı:

Azarlamak.

Kalaylamak anlamı, kısaca tanımı:

Kalaylama : Kalaylamak işi.

Kalay : Aldatıcı görünüş. Sövme, küfür. Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası. Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element (simgesi Sn).

Oksitlenme : Oksitlenmek işi, yükseltgenme.

Korumak : Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek.

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Bu maddeden yapılmış. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

 

Parça : Müzik eseri. Nesne. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Pasaj. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Tane. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Güzel, alımlı kız veya kadın.

Tabaka : Derece. Katman. Katman. Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu. Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt.

Kaplamak : Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Her yanını örtmek, istila etmek. Doldurmak. Doldurmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Çepeçevre sarmak, kuşatmak. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak.

Eksiklik : Eksik olma durumu, eksik olan miktar, noksan, nakisa, fıkdan.

Görünüşte : Dıştan göründüğüne göre, görünene inanmak gerekirse, görünene bakılırsa, zahiren.

Çalışmak : Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak. Herhangi bir iş üzerinde olmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak.

 

Sövmek : Onur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek.

Diğer dillerde Kalaylamak anlamı nedir?

İngilizce'de Kalaylamak ne demek? : v. tin, tin coat, blanch, swear

Fransızca'da Kalaylamak : étamer, pester

Almanca'da Kalaylamak : v. verzinnen

Rusça'da Kalaylamak : v. лудить