Walk into türkçesi Walk into nedir

  • Kendi hatasıyla başını belaya sokmak.
  • Fırça atmak.
  • Çatmak.
  • Aşağılamak.
  • Kalaylamak.
  • (birinin üzerine) saldırmak.
  • Başını belaya sokmak.
  • Saldırmak.
  • Gözünü kırpmadan saldırmak.
  • Burun buruna gelmek.
  • Girmek.
  • Azarlamak.
  • Pervasızca saldırmak.

Walk into ile ilgili cümleler

English: Ali used to walk into the bar and order three beers right off.
Turkish: Ali bara giderdi ve derhal üç bira ısmarlardı.

English: Ali cringed when he saw Mary walk into the room.
Turkish: Ali Mary'nin odaya doğru yürüdüğünü gördüğünde yalakalık yaptı.

Walk into ingilizcede ne demek, Walk into nerede nasıl kullanılır?

Walk : Gezmek. Taşımak (iterek). Gezdirmek. Dolaştırmak. Gezinmek. Yürüyerek gitmek. Yürüyüş yeri. Yürümek. Adımla ölçmek. Yürüyüşe çıkarmak.

Into : -e. İçeriye. Haline. Biçimine. Ye. Şekline. -a. İçine. -in içine. E.

Walk into a trap : Tuzağa düşmek.

Walk a thon : Katılımcıların yapabildikleri kadar yürüdükleri ve bağışların her etap (mil, kilometre vs) için belirlendiği bağış toplama etkinliği.

Walk about : Amaçsızca dolanmak. Dolaşmak. Kolaçan etmek. Gezinmek. Etrafta dolanmak. Etrafta gezinmek. Dolaştırmak. Gezdirmek.

Walk across the bridge : Köprüden geçmek.

İngilizce Walk into Türkçe anlamı, Walk into eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Walk into ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tining : Konservelemek. Mangiz. Teneke. Kalay. Teneke kutu içine koymak. Kutulamak. Teneke kutuya koymak. Teneke kutu. Kalay tabakasıyla kaplamak.

Tin : Teneke kutuya koymak. Makaraların korunması, saklanması, sıralanması için yerleştirildikleri amüminyum, paslanmaz çelik ya da yoğruktan, yassı ve yuvarlak kap. (ayrıca, bir makaralık film taşıdığından, makara gibi film uzunluk birimi olarak da kullanılır. bir kutu film, 35 mm'lik fimlerde, 1.000 ayaktır (yaklaşık 300 m). büyük göstericilerde, aygıtın üst ve altında yer alan, verici ve alıcı makaraların takıldığı, kapaklı yuva. Teneke kutu. Teneke kutu içine koymak. Kutulamak. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kalay. Kutu. Konservelemek.

Call down : Yerin dibine sokmak. Fırça çekmek. Niyaz etmek. Paylamak. Dilemek.

Bawling out : Bağırıp çağırmak. Paylama. Haşlamak. Azarlama.

Assaults : Üstüne varmak. Irza geçmek. Saldırı. Hücum etmek. Tartaklamak. Taarruz etmek. Tecavüz etmek.

Call on the carpet : Paylamak. Fırça çekmek.

Disdaining : Hafife almak. Küçümseme. Horgörmek. Küçümsemek. Tenezzül etmemek. İğrenmek. Küçük görmek. Hor görmek. Reddetmek.

Jump on : Çıkışmak. Üzerine binmek.

Disdained : Küçümseme. Horgörmek. Küçük görmek. İğrenmek. Hafife almak. Reddetmek. Hor görmek. Tepeden bakmak. Tenezzül etmemek.

Walk into synonyms : tin coat, lace into, chew out, be enrolled, baste, affronting, impinge on, berate, come into, give the stick, lash into, swear like a trooper, blister, get into hot water, get into mess, berates, affronts, meet up, bring into contempt, chide, blow up, admonish, enter on, belittle, assault, get into a row, lam into, disdain, enter into, tinning, came down on, get into hot water, give somebody a roasting.