Kaldırım nedir, Kaldırım ne demek

  • Yaya kaldırımı
  • Yollarda taşlarla yapılmış olan döşeme.

"Kaldırım" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Döndük, karşı kaldırıma atladık." - S. M. Alus
  • "Araba bozuk kaldırımların üstünde sallanıyor, devrilecek gibi oluyordu." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

Kerpiç kalıbı: Üç yüz kaldırım kerpiç keselim.

Bilimsel terim anlamı:

Bir yolun, sokağın kenarında yalnız yayaların geçmesine ayrılan, azıcık yükseltilmiş dar bölüm.

İngilizce'de Kaldırım ne demek? Kaldırım ingilizcesi nedir?:

sidewalk, pavement, footway

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Kırıkkale şehrinde, Çelebi ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Eskişehir şehrinde, Sivrihisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Adana kenti, Yumurtalık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kaldırım hakkında bilgiler

Kaldırım veya tretuvar, sokaklarda ve caddelerde yayaların rahat ve güvenli hareket etmesi için ayrılmış yol. Özellikle trafik eğitim terminolojisinde yaya yolu kavramı da kaldırım anlamında kullanılır. Kaldırımlar genellikle taş yığınlarından ve araç yolundan yüksek şekilde inşa edilir.

Kaldırım sözcüğü Türkçedeki kaldırmak fiilinden türemiştir. Tretuvar ise Fransızca "trottoir"dan Türkçeye girmiştir.

 

Kaldırım ile ilgili Cümleler

  • O, kız kardeşini kaldırımda bilinçsizce yatarken buldu.
  • İnsanlar kaldırımda yürür. Arabalar caddeleri geçer.
  • Kaldırımda bir şemsiye vardı.
  • Kaldırımdan gidin.
  • Kaldırımda bisiklete binmemelisin.
  • Ali işlek kaldırımdan yavaşça aşağıya doğru yürüdü.
  • Ali kaldırımda bir şey gördü.
  • Kaldırımda bozuk para buldum.
  • Onlar nihayet caddemize kaldırım döşedi.
  • O, kızını baygın halde kaldırımda yatarken gördü.
  • Ali ve Mary yoğun kaldırımdan aşağıya doğru yürüdü.
  • Kaldırımda buz var ve o kaygandır.
  • Kaldırım dökülen yapraklarla kaplıydı.
  • Kaldırıma kadar çekin.

Kaldırım kısaca anlamı, tanımı:

Kaldırım çiğnemek : Şehirde yaşayarak görgüsü artmak.

Kaldırıma düşmek : Önemini, değerini yitirmek. ucuz fiyatla sokakta satışa çıkarılmak.

Kaldırımları arşınlamak : İşsiz güçsüz dolaşmak.

Kaldırım çiçeği : Hayat kadını.

Kaldırım işçisi : Kum, çimento veya hazırlanmış yataklar üzerine parke taşı, beton blok, tuğla, bordür taşı döşeyen kimse, kaldırımcı.

Kaldırım kabadayısı : Basit, seviyesiz veya ucuz kahramanlık gösterisinde bulunan kimse.

Kaldırım mühendisi : İşsiz güçsüz sokaklarda dolaşan kimse.

Kaldırım süpürgesi : Hayat kadını.

Kaldırım taşı : Kaldırım döşemeye elverişli olan sert bir taş türü.

Kaldırım yosması : Hayat kadını.

Orta kaldırım : Taşıt trafiğinin yoğun olduğu yollarda yayaların karşıdan karşıya daha kolay geçmesi için yolun ortasında düzenlenmiş kaldırım, refüj.

Arnavut kaldırımı : Yollarda irili ufaklı taşlarla gelişigüzel yapılmış olan kaldırım.

 

Yaya kaldırımı : Sokaklarda, caddelerde yürümek için yapılmış yüksekçe yer, kaldırım, tretuvar.

Kaldırım kabadayılığı : Adi ve basit, seviyesiz, yersiz veya gereksiz güç gösterisi.

Kaldırım mühendisliği : İşsiz güçsüz sokaklarda dolaşma.

Kaldırım taşlı : Kaldırım taşı olan.

Kaldırımcı : Mağazada alışveriş yapan kimsenin çantasını tezgâh üzerinden kaparak çalan kimse. Kaldırım döşeyen kimse.

Kaldırımcılık : Kaldırımcının yaptığı iş. Kaldırımcı olma durumu.

Kaldırımsı : Oluşu, kaldırım görünüşünü andıran (doku).

Kaldırımsız : Kaldırım olmadan. Kaldırımı olmayan.

Döşeme : Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Döşemek işi. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama.

Sokak : İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol.

Cadde : Ana yol.

Güvenli : Güven verici, emniyetli, emin.

Hareket : Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Devinim. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Yola çıkma. Deprem. Davranış, tutum.

Trafik : Önemli görevlerde bulunan kişilerin bir yere gidiş gelişi. Ulaşım yollarının yayalar ve her türlü taşıt tarafından kullanılması, gidiş geliş, seyrüsefer. Yoğunluk. Ulaşım yollarında bulunan taşıt ve yayaların tümü.

Eğitim : Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye. Eğitim bilimi.

Yaya : Osmanlılarda Yeniçeri Ocağından önceki dönemlerde Türklerden kurulan asker teşkilatı ve askeri. Yürüyerek giden kimse. Yayan. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş kimse.

Kaldırımbaşı : Çanakkale şehrinde, Biga belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Kaldırımköy : Diyarbakır kenti, Pirinçlik bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kaldırımlı : Kaldırımı olan.

Kaldırımsızlık : Kaldırımsız olma durumu.