Kambur nedir, Kambur ne demek

"Kambur" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Omuzları çökmüş, kambur bir dilenciye benzetiyorum kendimi." - A. Ümit
  • "Bu genç bir deve idi. Semeri yoktu. Çok tüylü kamburu meydandaydı." - Ö. Seyfettin

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Ortaoyunu ve gölge oyunu tiplerinden biri. Çoğu kez geveze, saldırgan ve sevimsiz bir kişi olarak görülür.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Dikiş açmak için kullanılan tahta araç. (*Aksaray -Niğde)

Ceket ve paltoların omuz kısımları ütülenirken kullanılan araç. (Bozova -Urfa)

Fransızca'da Kambur ne demek?:

bssu, gibbeux, euse

Kambur kısaca anlamı, tanımı:

Kambur üstüne kambur : Sıkıntı ve tersliklerin üst üste geldiğini anlatan bir söz.

Kambura yatmak : Ayakta duran birini sırtüstü düşürmek için gizlice arkasında iki büklüm olup eğilmek ve başka birinin onu önden üzerine itmesini sağlamak.

Kamburu çıkmak : Sırtı kambur olmak. eğilerek yapılmış olan işler için çok çalışmış olmak. ihtiyarlamak.

 

Kamburunu çıkarmak : İnsan, kedi vb. sırtını tümsek duruma getirmek.

Kambur felek : Kahpe felek.

Kambur zambur : Kambur.

Kambura : Kitapların ciltlenmesiyle sırt bölümünde oluşan yuvarlaklık.

Kambura makinesi : Ciltçilikte, kitapların sırtını yuvarlaklaştırma ve sırt kenarlarını düzgünleştirmekte kullanılan makine.

Kambura vermek : Ciltlenecek kitabın sırtını, formalar dikildikten sonra çekiç veya makine yardımıyla yuvarlaklaştırmak.

Kamburlaşma : Kamburlaşmak işi.

Kamburlaşmak : Kambur duruma gelmek.

Kamburlaştırmak : Kambur duruma getirmek.

Kamburluk : Kambur olma durumu.

Göğüs : Meme. Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine. Bu bölümün içindeki organlar. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı.

Eğrilme : Eğrilmek işi.

Raşitizm : Özellikle süt çocuklarında D vitamini eksikliği ile kalsiyum, fosfor eksikliğinden veya dengesizliğinden ileri gelen, biçim bozukluğuna sebep olan kemik hastalığı.

Sırt : Kesici araçların kesmeyen kenarı. İnsanın üstü. Dağların veya tepelerin üst bölümü. Bir şeyin üstü, üst bölümü. Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı.

 

Tümsek : Çıkıntılı yer, kabarıklık, şişkinlik. Küçük tepe, tüm, tümbek.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

Çıkıntı : Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm. Kambur. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma.

Bazı : Bazen. Birtakım, kimi.

Ütü yastığı : Giysilerin omuz ve kol ağızlarının kolaylıkla ütülenmesini sağlayan, içi pamukla dolu araç, kambur.

Ütü : Bu araçla yapılmış olan iş. Genellikle giysilerin buruşukluklarını gidermek için bunların üzerinden geçirilen kızgın demir araç.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Sıkıntı : Sorun, mesele, sendrom, problem. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı.

Dert : Üzüntü. Ağrı. Hastalık. Ur. Sorun, kaygı.

Kambur balina : Balinalar (Cetacea) takımının, çatal kuyruklu balinagiller (Balaenopteridae) familyasından, 16 m kadar uzunlukta, göğüs yüzgeçleri geniş, sırtı kara, karnı ak, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan bir tür. (zooloji) Balinalar (Cetacea) takımının, çatal kuyruklu balinagiller (Balaenopteridae) familyasından, 16 m kadar uzunlukta olabilen, göğüs yüzgeçleri geniş, sırtı siyah, karnı beyaz, Atlantik Okyanusu’nda yaşayan bir tür. (Megaptera nodasa): Balinalar (Cetacea) takımının çatalkuyruklubalinagiller (Balaenopteridae) familyasın bir memeli türü. Uzunluğu 16 m. Göğüs yüzgeçleri geniştir. Sırtı kara karnı ak olur, Atlantik Okyanusunda yaşar.

Kambur levrek : Aslanbaş çiklit.

Kambur majorant :

Kambur üstüne kambur : sıkıntı ve tersliklerin üst üste geldiğini anlatan bir söz.

Kamburbaş çiklit : Aslanbaş çiklit.

Kamburlaştırma : Kamburlaştırmak işi.

Kambursinekler : Göğüsleri kamburca, kanat damarlarının önden ilk üçü kalınlaşmış olup, yara ve bağırsak kurtlanmalarına yol açabilen ufacık sinekler familyası.

Kamburu : Ciltlenecek kitapların sırtlarını yuvarlatmak için kullanılan araç. (-İzmir)

Kambur ile ilgili Cümleler

  • Yaşlı bir kamburun caddeyi geçmesine yardım ettim.
  • Ayın diskinin yarısından daha fazlası aydınlanır aydınlanmaz, kambur dediğimiz bir şekle sahiptir.
  • Kambur ay biz ayın tam güneşli yüzünü görene kadar her gece şişmanlıyor gibi görünür. Biz bu faza dolunay diyoruz.
  • Bir kamburum var.

Diğer dillerde Kambur anlamı nedir?

İngilizce'de Kambur ne demek? : adj. hunchbacked, crook backed, humpbacked, humped, gibbous

n. hunchback, hunch, humpback, crookback, humpy, hump

Fransızca'da Kambur : bosse [le], voûté/e, bossu/e [le][la], cabosse [la]

Almanca'da Kambur : n. Ast, Buckel, Bucklige, Höcker, Krumme

adj. bucklig, höckerig

Rusça'da Kambur : n. горб (M), горбун (M)

adj. горбатый