Kaptır nedir, Kaptır ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hayvan kırkmakta kullanılan makas.

Kaptır ile ilgili Cümleler

  • Kız, parmaklarını kapıya kaptırdı.
  • “Ooo ... dedi, konukların en yaşlısı, sen yakanı iyice kaptırmış gibisin.”
  • “Kendini genç yaşında rakıya kaptırdı, çok sürmedi, sonunda perişan oldu.”
  • “Yumuşak durmak, yalvarmak, sakalı ele vermek demektir, sonra artık evin idaresi ne olacak?”
  • Kendini çok kaptırma.
  • “Kız kaptırdı gönlünü / Sevdiği kalpsizin biri”
  • Ona elini verirsen kolunu kaptırırsın.

Kaptır ile ilgili Atasözü veya Deyim

gönlünü kaptırmak : âşık olmak.

kendini kaptırmak : bir şeyin etkisinden kurtulamayacak duruma düşmek uğraşmaya başladığı bir işten kendini kurtaramamak.

paçayı kaptırmak : yakalanmak, ele geçirilmek karıştığı ancak sonradan ayrılmak istediği bir işten kendini kurtaramamak dilediği gibi davranamamak.

sakalı ele vermek (veya kaptırmak) : başkasının sözünden çıkmayacak bir duruma düşmek.

yakasını kaptırmak : bir şeyin, bir kimsenin etkisinden kendisini kurtaramamak.

yuları ele vermek (veya kaptırmak) : birinin sözünden çıkmayacak duruma gelmek, kendi iradesiyle davranmamak.

Kaptır anlamı, kısaca tanımı

Kaptırgaç : Kereste yapılan tomruğun yan tarafından çıkan kapak tahtası

Kaptırka : Kutu. Kaburga, iskelet.

 

Oskur kaptırmamak : Birisine parasız, karşılıksız bir şey kaptırmamak.

Kaptırma : Kaptırmak işi. Marangozlukta kullanılan küçük el testeresi.

Kaptırmak : Bir şeyin ele geçirilmesine, kapılmasına yol açmak. Elinden kaçırmak. Yanlış bir davranış sonucu birine uygun imkânı sağlamak, fırsat vermek. Vücudun herhangi bir organı, bir kaza sonucunda makine tarafından ezilmek veya koparılmak.

Kırkmak : Bir şeyi uçlarından kesmek. Saç, sakal ya da tüyü kesmek. Koyun, keçi vb. hayvanların tüylerini kesmek.

Kırkma : Kırkmak işi. Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Makas : Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç, sındı. Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet. Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı. Su topunda iki ayağın teker teker yarım daire biçiminde çevrilmesiyle yapılmış olan bir hareket. Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi. Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni. Dirsek. Çalma, kırpma. Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay. Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç. Birbirini kesen demir yolu kavşağı.

 

Maka : Büyük hayvanların aşık kemiği. Hayvanlara nazar değmemesi için takılan büyük, mavi boncuk. Kurbağa.

Kırk : Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 40 ve XL rakamlarının adı. Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık.

Diğer dillerde Kaptanpaşa baştardesi anlamı nedir?

Osmanlıca Kaptanpaşa baştardesi : baştarde-i hümayun