Kırk nedir, Kırk ne demek
- Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı

- Bu sayıyı gösteren 40 ve XL rakamlarının adı.
- Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık.
Yerel Türkçe anlamı:
Yakacak, çerçöp.
Kırk tanımı, anlamı:
Kırk basmak : Doğum yapmış annenin ve bebeğin kırk gün dolmadan dışarı çıkarılmasının tehlikeli olacağını geleneksel olarak kabul etmek.
Kırk bir kere maşallah : "pek çok, binlerce kez nazar değmesin!" anlamında kullanılan bir söz.
Kırk dereden su getirmek : Bin dereden su getirmek.
Kırk evin kedisi : Birçok eve girip çıkan (kimse).
Kırk kapının ipini çekmek : İçinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak.
Kırk tarakta bezi olmak : Her tarakta bezi olmak.
Kırkı çıkmak : Doğumdan veya ölümden sonra kırk gün geçmek.
Kırkı karışmak : Çocuklar için aynı kırk günlük süre içinde doğmuş olmak.
Kırkından sonra at olup da kuyruk mu sallayacak : "vakti geçmiş, artık işe yaramayacak durumda" anlamında kullanılan bir söz.
Kırkından sonra azanı teneşir paklar : "yaşlandıklarında ahlakları bozulanlar artık düzelemezler" anlamında kullanılan bir söz.
Kırkından sonra azmak : Yaşlandıktan sonra yaşına uymayan davranışlarda bulunmak.
Kırkından sonra saz çalmak : Yaşlandıktan sonra uzun ve güç bir işe girişmek.
Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar : "yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez" anlamında kullanılan bir söz.
Kırkambar : İçinde değişik türden şeyler bulunan kap veya yer. Birçok konuda bilgisi olan kimse. Çerçi.
Kırkayak : Kasık biti. Eklem bacaklıların çok ayaklılar sınıfına giren, taşların altında yaşayan, vücudu yuvarlak ve uzun bir böcek (Julus terrestris).
Kırk basması : Doğumdan sonraki kırk gün içinde çocuğun ateşli bir hastalığa yakalanması.
Kırkbayır : Geviş getiren hayvanların dört gözlü olan midelerinin üçüncü gözü.
Kırkbeşlik : Dönme hızı dakikada kırk beş devir olan plak. Çekirdeği 11,43 milimetre çapında olan mermiyi atabilen bir tabanca türü.
Kırkbudak : Bektaşilikte erenler meydanına konulan kırk kollu büyük şamdan.
Kırkgeçit : Üzerinden birçok kez geçilmesi gereken veya birçok geçidi bulunan ırmak.
Kırk hamamı : Kadının lohusalıkta ilk kırk günü doldurmasından sonra temizlenmesi için hamamda yapılmış olan özel toplantı.
Kırkikilik : Namlusu 42 milimetre çapında olan bir tabanca türü.
Kırkikindi : Bu yağmurun yağdığı dönem. Genellikle Orta Anadolu'da ikindi zamanı yağan sürekli yağmurlar.
Kırk kere : Pek çok kez.
Kırkmerak : Çok meraklı, her şeyi anlamak isteyen.
Kırkmerdiven : Dik yokuş.
Kırk para : Çok az para. Bir kuruş.
Kırkyama : Kumaş artıklarını birleştirerek örtü, yorgan yüzü vb.ni yapma işi.
Kırkyıl : Çok uzun süre.
Kırk gün günahkar bir gün tövbekar : Sürekli kötü işler yaptıktan sonra iyi bir iş yapan insan için kullanılan söz.
Kırk gün taban eti bir gün av eti : "avcılar bir av avlayabilmek için dağ demez, taş demez, günlerce taban teperler" anlamında kullanılan bir söz.
Kırk paralık : Oldukça değersiz.
Kırk yıl kıran olmuş eceli gelen ölmüş : "salgın ve öldürücü hastalık da olsa eceli gelmeyen ölmez" anlamında kullanılan bir söz.
Kırkağaç : Manisa iline bağlı ilçelerden biri.
Kırkağaç kavunu : Kabuğu alacalı sarı renkte olan bir tür kavun.
Kırkar : Her birine kırk, her defasında kırkı bir arada olan. Kırk sayısının üleştirme sayı sıfatı.
Kırkı : Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç. Kırkma işi.
Kırkıcı : Davarların yün veya kıllarını kırkan kimse, kırkımcı.
Kırkılmak : Kırkma işi yapılmak.
Kırkım : Davarların kırkıldıkları mevsim. Davarların kırkılması işi.
Kırkımcı : Kırkıcı.
Kırkıncı : Kırk sayısının sıra sıfatı, sırada otuz dokuzuncudan sonra gelen.
Kırkıntı : Kırpıntı.
Kırklamak : Doğumdan kırk gün sonra bebeği törenle yıkamak. Lohusa veya yeni doğmuş bebek için kırk günü doldurmak. Bir şeyi kırk defa yapmak ve özellikle birçok defa sudan geçirmek, çok yıkamak.
Kırklanma : Kırklanmak işi.
Kırklar : Kırk kişilik evliya topluluğu.
Kırklara karışmak : Bir kimse artık ortalarda görünmez olmak.
Kırklareli : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Kırklı : Birinin kırkı çıkmadan öbürü doğan (akraba veya komşu çocukları). Kırk parçadan oluşmuş. Kırk gününü doldurmamış (bebek veya lohusa kadın).
Kırklık : Kırk para. Kırk yaş dolaylarında bulunan (kimse). Doğacak çocuk için hazırlanan bez veya giysi. İçinde kırk tane bulunan.
Kırkma : Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç. Kırkmak işi.
Kırkmak : Koyun, keçi vb. hayvanların tüylerini kesmek. Saç, sakal veya tüyü kesmek. Bir şeyi uçlarından kesmek.
Kırktırma : Kırktırmak işi.
Kırkyılda bir : Çok seyrek olarak. Uzun süre sonunda.
Kırkyılın başı : Çok uzun süre içinde bir kez.
Kırkyıllık : Çok eski, köklü.
Kırkyıllık yani olur mu kani : "eskimiş bir alışkanlık kolay kolay değişmez" anlamında kullanılan bir söz.
Ayının kırk türküsü var kırkı da ahlat üstüne : Bir kimsenin hep aynı şeyi veya hikâyeyi anlatması karşısında söylenen bir söz.
Bir adama kırk gün ne dersen o olur : "sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir" anlamında kullanılan bir söz.
Bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek : Çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.
Bir deli kuyuya bir taş atar kırk akıllı çıkaramazmış : "bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılmış olan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz" anlamında kullanılan bir söz.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır : "iyilik küçük de olsa unutulmaz" anlamında kullanılan bir söz.
Biz kırk kişiyiz birbirimizi biliriz : "birbirimizi çok yakından tanırız, onun öyle bir üstün durumu olmadığını biliriz" anlamında kullanılan bir söz.
Geyikler kırkımında : Hiçbir zaman.
Güzele kırk günde doyulur iyi huyluya kırk yılda doyulmaz : "değerli olan yüz güzelliği değil huy güzelliğidir" anlamında kullanılan bir söz.
Kılı kırk yarmak : Titiz ve ayrıntılı bir biçimde incelemek, önemle üstünde durmak.
Kırdığı koz kırkı aşmak : Sürekli yakışıksız davranışlarda bulunmak.
Sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış : "insanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.
Üçler yediler kırklar : Halk inançlarında yaşayan ermişler topluluğu.
Otuz : Üç kere on, yirmi dokuzdan bir artık. Yirmi dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 30 ve XXX rakamlarının adı.
Dokuz : Sekizden sonra gelen sayının adı. Sekizden bir artık. Bu sayıyı gösteren 9 ve IX rakamlarının adı.
Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.
Rakam : Nicelik, miktar. Sayıları göstermek için kullanılan işaretlerden her biri. Bu işaretlerle yazılmış sayı.
Dört : Üçten bir artık. Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı. Dört sayısının adı.
Kırk boğum : Tilki kuyruğu da denilen su kenarlarında, çayırlarda biten boğum boğum olan dalları süpürge çöpüne benzeyen ve yiyen hayvanları ishale uğratan bir ot.
Kırk budak : Fesleğen çiçeği.
Kırk düğüm : Çözülmesi olanaksız (iş) : Bu iş kırk düğümdür, çözebilene aşkolsun.
Kırk gün günahkar, bir gün tövbekar : sürekli kötü işler yaptıktan sonra iyi bir iş yapan insan için kullanılan söz.
Kırk gün taban eti, bir gün av eti : avcılar bir av avlayabilmek için dağ demez, taş demez, günlerce taban teperler anlamında kullanılan bir söz.
Kırk günlük : Mayıs ayında çıkan ve kırk günde yetişen bir çeşit bakla.
Kırk kıran : Herkes : Kırk kıranla konuşurum.
Kırk kırıldı : Sıkı fıkı görüştüğü dostları çok olan : Kırk kırıklı sade kırıklarında düşüp kalkacağına bir gün de bize uğra.
Kırk kilit : Tilki kuyruğu da denilen su kenarlarında, çayırlarda biten boğum boğum olan dalları süpürge çöpüne benzeyen ve yiyen hayvanları ishale uğratan bir ot
Kırk tokmak : Lor peyniri.
Kırk ile ilgili Cümleler
- Sıcaklık sıfırın altında kırk derece.
- Kırk dört misafirimiz var.
- Ailesi kırk yıl önce anavatanından Brezilya'ya göç etti.
- Sınıfımızda kırk bir öğrenci var.
- Bu okulda kırk bir öğretmen ve yaklaşık sekiz yüz öğrenci var.
- Bu müzik kırklardan.
- Başkente kırk kilometre uzaklıktayız.
- Kırk kişi katıldı.
- kırk kişi katıldı
- Kırk dakika önce sipariş verdik.
- Kırk dakika içerisinde sınıftan çıkacaklar.
- Onun kırk yaşının üzerinde olduğunu düşünüyorum.
- Kırk gün yetecek kadar yiyecek vardı.
- Kırk dereden su getirme.
Diğer dillerde Kırk anlamı nedir?
İngilizce'de Kırk ne demek? : [Kirk] n. forty
v. shear, fleece
Fransızca'da Kırk : quarante
Almanca'da Kırk : num. vierzig
Rusça'da Kırk : num. сорок, сороковой

Bu kısımda Kırk nedir? Kırk ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kırk tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kırk hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.