Kırklamak nedir, Kırklamak ne demek

  • Lohusa veya yeni doğmuş bebek için kırk günü doldurmak.
  • Bir şeyi kırk defa yapmak ve özellikle birçok defa sudan geçirmek, çok yıkamak
  • Doğumdan kırk gün sonra bebeği törenle yıkamak.

"Kırklamak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Lohusa kırkladı."
  • "Ben bu yazının yüzünde itin murdar ettiği kabı kacağı nasıl kırklarım?" - O. Kemal

Yerel Türkçe anlamı:

Boğaz hastalıklarında boğaza masaj yapmak.

Kırklamak kısaca anlamı, tanımı:

Kırk : Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı. Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık. Bu sayıyı gösteren 40 ve XL rakamlarının adı.

Lohusa : Yeni doğum yapmış kadın.

Bebek : Göz bebeği. Plastik, tahta, bez vb.nden yapılmış olan insan biçiminde oyuncak. Sevgi bildiren bir seslenme sözü. Meme veya kucak çocuğu.

Doldurmak : Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Yaşını, yılını bitirmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Canlılık kazandırmak.

Yapmak : Olmasına yol açmak. Evlendirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Düzenli bir duruma getirmek. Edinmek, sahip olmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Onarmak, tamir etmek. Gerçekleştirmek. Salgılamak, çıkarmak. Dışkı çıkarmak. Üretmek. Olmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir durum yaratmak. Davranmak, hareket etmek. Yol almak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek.

 

Sudan : Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan.

Geçirmek : Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Birine kötü söz söylemek. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Giymek, giyinmek. Zaman harcamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Etmek, yapmak. Vurmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Hastalık bulaştırmak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak.

Yıkamak : Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek. Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek.

Diğer dillerde Kırklamak anlamı nedir?

İngilizce'de Kırklamak ne demek? : (nesne almayan fiil)