Dokuz nedir, Dokuz ne demek
Yerel Türkçe anlamı:
Dokuz. bk. dokkuz
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Bilecik şehri, Gölpazarı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Dokuz hakkında bilgiler
Türk ve Altay mitolojisinde, halk kültüründe, halk inancında ve şamanizminde kutlu rakamdır. Tokus, tuğız, tugıs, dokıs, toğuz, tokız olarak da söylenir. Türkler’de kutsal rakamdır. Dokuzun as ve üs katları da yine önemli rakamlardandır. Dokuz Tuğ, Dokuz Oğuz, Dokuz Boy, Dokuz Yer, Dokuz Gök gibi… Tuva Cumhuriyetinin başkenti olan Kızıl şehrinin yakınlarında Dokuz Bulak adı verilen bir su kaynağı vardır. Türklerde 9, 19, 90, 99, 900 şeklinde bir sıralama önem kazanır. Slav kökenli kültürel anlamda Türkleşmiş olan Boşnaklarda Bosna Irmağı’nın 99 kaynaktan beslendiği söylenir. Moğollarda güneyde 99, kuzeyde 77 tanrı vardır. Ayrıca 17 ve 19 diğer kutsal ve önemli sayılar olarak görülür. Kahramanlar üçlü yol kavşakları arasında kalırlar ve seçim yapmaya zorlanırlar. Yine Moğollarda göğün dokuz oğlu olduğu kabul edilir. Dokuz Arka; eski dönemlerde soyluluk gösterme ve belli etmesi açısından, bir kişinin babasından itibaren geriye doğru dokuz atasının sayılıp açıklanmasıdır. Moğollarda Arban Gurban adı verilen dokuz tıp tanrısı vardır. Nart destanlarında da zaman zaman bu rakama rastlanır. Örneğin Demirci Debet’in dokuz oğlu olduğu söylenir. Dünyayı yaratan Kara Han, dünyanın tam göbeğine (merkezine) dokuz dallı bir çam ağacı diker. Altay Türkleri denizin dibinde dokuz çatallı bir karataş bulunduğunu, Kalgançı Çağ (kıyamet vakti) gelince bu taşın dokuz yerinden ayrılacağın söylerler, bundan sonra demirden ve koyu sarı renkli atlara binmiş dokuz savaşçı gelecek yeryüzünü dağıtacaktır. Türk efsanelerinde Dokuzoğuzlar adlı boy adından anlaşılacağı üzere dokuz büyük kavimden oluşur. Altay ve Sibirya inançlarında şamanlar göğe çıkarlar ve göğün dokuz katını dolaştıktan sonra yere tekrar inerler. Ama ilk önce bir tören yapılır, dokuz kişinin tuttuğu beyaz bir keçe üzerine oturtulan kam (şaman) dokuz defa döndürülür.
(Dok/Doğ) kökünden türemiştir. Bu kök, doğmak, doğa, dokumak, doymak anlamlarını içerir. Doksan sayısı da bu rakamdan türemiş bir sözcüktür. Kutlu alamet kabul edilen Tuğ kelimesi ile bağlantısı önemlidir.
Dokuz ile ilgili Cümleler
- O sadece on dokuz yaşındayken onun bekaretini aldı.
- Dokuz saat uykuya ihtiyacım var.
- Yarın gece saat dokuza ne dersin?
- Uçak tam dokuzda havalandı.
- Dokuz FIFA yetkilisi tutuklandı ve şantaj ve rüşvet ile suçlandı.
- Yarın gece saat dokuz olur mu?
- Dokuz çiçek aldım.
- Dokuz milyon insan seçimde oy kullandı.
- Dokuz canlıymışsın!
- Şubat artık yıllarda yirmi dokuz çeker.
- Kapı saat dokuzda kilitlenir.
- Dokuz olduğunu söyledi.
- Dokuz aydan beri Türkçe öğreniyorum.
- Trenimiz akşam saat dokuzda varacak.
Dokuz anlamı, kısaca tanımı:
Rakam : Sayıları göstermek için kullanılan işaretlerden her biri. Nicelik, miktar. Bu işaretlerle yazılmış sayı.
Dokuz at bir kazığa bağlanmaz : "bir işin başına, tanınmış, o işten anlayan birçok kimse birden getirilmemelidir, bunlar anlaşamaz ve birbirlerine düşerler" anlamında kullanılan bir söz.
Dokuz ayın çarşambası bir araya gelmek : Birçok iş birden ortaya çıkıp sıkışık bir durum yaratmak.
Dokuz doğurmak : Merakla, heyecan içinde, sabırsızlıkla beklemek.
Dokuz körün bir değneği : Birçok kimsenin tek yardımcısı, tek dayanağı.
Dokuz köyden kovulmuş : Geçimsizliği veya başka davranışları yüzünden birçok yerden atılmış.
Dokuz yorgan eskitmek : Çok uzun yaşamak.
Dokuzaltmışbeşlik : Namlusu 9,65 milimetre çapında olan bir tabanca türü.
Dokuz babalı : Babası belli olmayan, birçok erkekle düşüp kalkan bir anadan doğan.
Dokuz canlı : Kolay kolay ölmeyen. Çok sağlıklı, herhangi bir hastalığı olmayan, dayanıklı.
Dokuzgen : Bu biçimde olan. Dokuz kenarı olan çokgen.
Dokuztaş : Dokuz taşla oynanan ve taşların yerleri ile yürütme yolları çizgilerle gösterilen oyun, dokurcun.
Üçten dokuza : İslam hukukuna göre kocanın üçerli aralıklarla üç kez "boş ol" sözünü tekrarlayıp boşanma konusundaki kararlılığını göstererek karısını boşaması.
Mart dokuzu : Bahar mevsiminin başlangıcı. Gregoryen takvimine göre martın üçüncü haftasında görülen bir fırtına.
Dokuzar : Dokuz sayısının üleştirme sayı sıfatı. Her birine dokuz, her defasında dokuzu bir arada olan.
Dokuzlu : Dokuz parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dokuz tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda dokuz işaretini taşıyan kâğıt veya pul.
Dokuzuncu : Dokuz sayısının sıra sıfatı, sırada sekizinciden sonra gelen.
Dokuzunculuk : Dokuzuncu olma durumu.
Adı çıkmış dokuza inmez sekize : "birinin bir kere adı çıktıktan sonra onun hakkındaki yaygın inanç artık kolay kolay düzelemez" anlamında kullanılan bir söz.
Bir baba dokuz evladı besler dokuz evlat bir babayı beslemez : "çok çocuğu olan baba, her çocuk babasına bakılmasını ötekinden beklediği için sıkıntıda kalır" anlamında kullanılan bir söz.
Boğaz dokuz boğumdur : "bir söz iyice düşünmeden söylenmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar : Doğru olmakla birlikte başkalarının işine gelmeyen sözleri söyleyenlerin sevilmediğini anlatan bir söz.
Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer : "bir şeyden yoksun olan kişinin gönlünden hep o şeyden bol bol edinmek geçer" anlamında kullanılan bir söz.
Güzellik ondur dokuzu dondur : "güzelliğin büyük bir kısmı giyimle sağlanır" anlamında kullanılan bir söz.
Hafta sekiz gün dokuz : "tedirgin edercesine sık sık" anlamında kullanılan bir söz.
Mart dokuzunda çıra yak bağ buda : "mart ayının dokuzunda bağların kesinlikle budanması gerekir, bu iş gündüz yetiştirilemezse gece çıra ışığında yapılmaya değecek kadar önemlidir" anlamında kullanılan bir söz.
Sekiz : Bu sayıyı gösteren 8 ve VIII rakamlarının adı. Yediden bir artık. Yediden sonra gelen sayının adı.
Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.
Türk : Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse.
Mitoloji : Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ait mitlerin, efsanelerin bütünü. Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim.
Halk : Yaratma. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
Kültür : Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Bireyin kazandığı bilgi. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Tarım. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme.
Kutlu : Uğurlu.
Sonra : Yoksa, aksi hâlde. Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Daha uzak ve ileri bir yerde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz. Arkadan gelen bölüm veya zaman.
Gelen : Gelme işini yapan (kimse veya nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).
Adı : Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Aşağılık, alçak. Bayağı.
Bir : Sadece. Beraber. Eş, aynı, bir boyda. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Tek. Bir kez.
Artık : (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Daha çok, daha fazla. İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.
Dokuz bantlı armodilla : Memeliler (Mammalia) sınıfının, dişsizler (Edentata) takımından, Güney Amerika ülkelerinde yaşayan, vücutlarında 8-11 tane kemer bulunan, dördüz doğuran, keskin koku alma yeteneğinde bir memeli türü. Peba.
Dokuz dolanmak : Birçok defalar dolaşmak
Dokuz izli kuşak : Eşlik ikiliyle birlikte, üzerinde dokuz iz bulunan, demek ki sekizli damgalar biçiminde düğümler için kullanılan mıknatıslı kuşak.
Dokuz nokta çemberi : Bir üçgenin kıyılarının orta noktalarından, yükseklik ayaklarından ve tepeleri yüksekliklerinin kesişme noktasına birleştiren doğruların orta noktalarından geçen çember, Anlamdaş. Euler çemberi.
Dokuz yorgan eskitmek : çok uzun yaşamak.
Dokuz-kemerli tatu : (anlamdaş. peba, Dasypus novemcinctus) Dişsizler (Edentata) takımının kemerli-hayvanlar (Dasypodidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 30 kuyruğu 25 cm. Hareket edebilen 9 kemeri vardır. Güney Amerikanın sık ormanlarında karınca yuvalarının altına kazdığı inlerde yaşar.
Dokuza : Birincikânun ayı
Dokuzağaç : Van kenti, Gevaş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Dokuzan : Doksan. Doksan, 90
Dokuzarlama : Dokuz demetten yapılan ekin yığını.
Diğer dillerde Dokuz anlamı nedir?
İngilizce'de Dokuz ne demek? : n. nine
Fransızca'da Dokuz : neuf [le]
Almanca'da Dokuz : adv. neun
num. neun
Rusça'da Dokuz : n. девятка (F)
adj. девятый
adv. вдевятером num. девять, девятеро


Bu kısımda Dokuz nedir? Dokuz ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Dokuz tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Dokuz hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.