Karamak nedir, Karamak ne demek

  • Hor görmek.
  • Karalamak, kara çalmak, lekelemek.
  • Kötülemek, yermek

"Karamak" ile ilgili cümleler

  • "Merhametin çoktur beni karama / Beni görüp mah yüzünü bürüme" - Karacaoğlan

Yerel Türkçe anlamı:

Mızıkçılık etmek.

İyi görmek için dikkatle bakmak.

Dolup taşmak.

Birisinin arkasından kötü konuşmak, kötülemek.

Karıştırmak.

Diğer sözlük anlamları:

Lekelemek, karalamak.

Hor görmek, meyus, mahzun etmek.

Zemmetmek

Karamak anlamı, kısaca tanımı:

Karama : Karamak işi.

Görmek : Karşılaşmak, rastlaşmak. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Bir şeye erişmek. Yapmak, etmek. Vermek. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Ziyaret etmek. Anlamak, kavramak, sezmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak. Bir işleme uğramak. Yanına gidip konuşmak. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Almak. Sahne olmak, geçirmek. Gezmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek.

Karalamak : Taslak olarak yazmak veya çizmek. Leke sürmek, kötülük yüklemek, iftira etmek. Boya veya kalemle birtakım şekiller çizerek bir yeri kirletmek. Bir yazının üzerini çizerek onu geçersiz kılmak. Hızlı ve acele olarak yazmak.

 

Lekelemek : Birine, namusa dokunur bir suç yüklemek. Bir şeyi kirletmek, bir şey üzerinde leke oluşturmak.

Kötülemek : İnsanın sağlığı bozulmak. Biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söylemek. Nesnelerin niteliği bozulmak, kalitesi bozulmak.

Yermek : Beğenmemek, hoşlanmamak, tiksinmek. Birinin veya bir şeyin kusurlarını ortaya koymak, hicvetmek, övmek karşıtı. Kötülüklerini söylemek, zemmetmek.

Hor görmek : Bir kimseye değersiz gözle bakmak.

Hor : Değersiz, önemi olmayan, aşağı.

Kara : Bu renkte olan. Yüz kızartıcı durum, leke. Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. İftira. Esmer. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı.

Çalmak : Ses çıkarmak, ses vermek. Bozmak, zarar vermek. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Kumaşın bir parçasını kesmek. Süpürmek, temizlemek. Üzerine sürmek. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Benzemek, andırmak. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak.

Diğer dillerde Karamak anlamı nedir?

İngilizce'de Karamak ne demek? : v. brown

Rusça'da Karamak : v. порицать, высматривать, высмотреть