Karşıtlık nedir, Karşıtlık ne demek

  • Karşıt olma durumu, zıddiyet, mübayenet, tezat, zıtlık, kontrast.
  • İki organ, iki sistem arasındaki görevlerin zıt olması durumu, karşı gelim
  • Bir teoremin karşıtının da doğru olması durumu.
  • Başkalarının istek, dilek veya buyruklarının tersine davranma eğilimi.

"Karşıtlık" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Baştan ayağa karşıtlıklarla dolu bir varlık, aynı zamanda iğrenç ve saygıdeğer, aşağılık ve yüce, ödlek ve cesur." - A. İlhan

Felsefi anlamı:

-> Karşıtlar arasındaki -> karşıolum.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri.

Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme.

Hukuki terim anlamı:

i'tirâz. ~ yargılama süreci, ~ yargılayışı: i'tirâz muhâkeme usûlü.

Edebi terim anlamı:

(Söz sanatı terimi) Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu.

Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram.

Bilimsel terim anlamı:

Nesnel olarak: Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler.

Öznel olarak: Özelikle, mekan ya da zaman içinde (aynı anda ya da art arda - gecikmiş-karşıtlık) yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi.

 

Başkalarının istek, dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi.

elektrik: Bir televizyon görüntülüğünde, görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı.

Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi.

Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması: yaşayan ölüler. / Seni almak için seni verdim / Yaşamak için medfene girdim (A. Hamit Tarhan)

İngilizce'de Karşıtlık ne demek? Karşıtlık ingilizcesi nedir?:

contrast, opposition, contrariety, contrariness

Fransızca'da Karşıtlık ne demek?:

opposition, contraste

Osmanlıca Karşıtlık ne demek? Karşıtlık Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

tezat, zıddiyet, mütekabiliyet, tezâd

Karşıtlık hakkında bilgiler

Nitelik ve durumları itibariyle birbirine ve aykırı ve birbirlerinin karşısında, ters kutuplarında yer alan kavram ve olgular ile bunların durumları. Zıtlık, tezat. Kainat ve yaşam döngüsü zıtların birlikteliği üzerine kuruludur.

Yeryüzündeki gelmiş geçmiş medeniyetlerin tamamında bir biçimde varlıklarını hissettirirler.

İslam dini alemde her şeyin zıddıyla mevcut olduğunu açıkça ifade eder. “Her şeyden iki çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz.” (Zariyat-49) Fakat İslam dinine göre, iyilik daha ağır basar. Allah’ın Cemal sıfatlarının Celal sıfatlarına göre daha fazla kendisini belli ettiğini kabul eder.

Maniheizmde Aydınlık ve Karanlığın hiç bitmeyen ebedi ve ezeli savaşı anlatılır ve bu din bütünüyle ikili ve karşıtlıklar üzerine kurulu bir anlayış üzerine inşa edilmiştir. Bu aynı zamanda İyi ile Kötünün (ve de İyilik ve Kötülüğün) savaşıdır. Birbirlerini yenemezler.

 

Karşıtlık tanımı, anlamı:

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Tezat : Anlatımda birbirine karşıt iki sözü yan yana kullanma. Karşıtlık, karşıt olma, zıtlık, çelişki, kontrast, antagonizma.

Zıtlık : Karşıtlık.

Ters : Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Bir şeyin aksi, karşıtı. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Hayvan pisliği.

Karşıtlı : Karşıtlık, zıtlık gösteren, tezatlı.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Zıddiyet : Karşıtlık. Geçimsizlik, çekemezlik, birbini sevmeme.

Mübayenet : Ayrılık, başkalık. Karşıtlık, uyuşmazlık.

Kontrast : Karşıt. Karşıtlık.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Sistem : Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Dizge. Düzen. Model, tip. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Yol, yöntem.

Görev : İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Resmî iş, vazife.

Teorem : Mantıksal usa vurma ile kanıtlanan önermenin veya özelliğin bildirimi. Kanıtlanabilen bilimsel önerme.

Nitelik : Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite.

Karşıtlık algı hızı : Bir karşıtlığın, sunulmasından, öznel olarak algılanmasına dek geçen zamanın tersi.

Karşıtlık cümlesi : İki yargıdan birini diğerine karşı çıkararak aralarında karşıtlık ilişkisi kurulan, yardımcı cümle aracılığı ile temel cümlenin anlamını sınırlayan veya az çok çürüten; bağlaçlı veya bağlaçsız olarak oluşturulabilen cümle: Dün geleceklerdi, gelmediler. İnsan akıllıdır ama yine de hata yapar. Yapılan bütün yardımlara rağmen kendini toparlayamadı. Gitti gider, bir daha döneceğini sanmam! Ya sonucuna katlanırsın ya da oturur çalışırsın vb.

Karşıtlık duyarlığı : Algılanabilen en ufak bağıl ışıklılık farkının tersi.

Karşıtlık kuralı : İki karşıt önermenin aynı zamanda doğru olamıyacağını, ama aynı zamanda yanlış olabileceğini belirten kural. bk. karşıt

Karşıtlık kurmak : 1. Karşıt düşünceleri savunan kişileri karşı karşıya getirip çatışma yoluyla gerilim sağlamak. 2-Kahramanı daha iyi belirtebilmek için tam karşıtından yararlanmak. Karşıt düşünceleri savunan kişileri karşı karşıya getirip bir çatışma sağlamak. Kahramanı daha iyi belirtebilmek için tam karşıtından yararlanmak. Örn. Schiller'in "Haydutlar" ında Karl ile Franz Moor.

Karşıtlık yasası : Halk anlatılarında geçen olaylarla, bu olayları oluşturan ve bunlara karışan kişilerde, birbirinin tam karşıtı birçok özelliğin saptanmasını içeren halkbilim yasası, bk. halkbilim yasası. (…) biçimindeki önermelerin gevşek geçerli olduğunu dile getiren yasa. Krş.. karşıolum yasaları.

Diğer dillerde Karşıtlık anlamı nedir?

İngilizce'de Karşıtlık ne demek? : n. contrariness, opposition, reciprocity, antinomy, hostility

Fransızca'da Karşıtlık : antagonisme [le], antithèse [la], contraste [le], opposition [la], réciprocité [la]

Almanca'da Karşıtlık : n. Gegensatz, Gegenseitigkeit, Kontradiktion, Kontrast, Opposition, Polarität

Rusça'da Karşıtlık : n. противоположность (F), контраст (M), антитеза (F)