Kaydırmak nedir, Kaydırmak ne demek

  • Kaymasını sağlamak, kaymasına yol açmak

"Kaydırmak" ile ilgili cümle

  • "Sokağa çıkıp tahta kızağıyla onu kaydırmak istedim." - R. Mağden

Yerel Türkçe anlamı:

Çalmak, kaçırmak.

Koşturmak, kovalamak.

Develer çiftleşmek.

Diğer sözlük anlamları:

Göndermek, saptırmak

İngilizce'de Kaydırmak ne demek? Kaydırmak ingilizcesi nedir?:

scroll, slide

Kaydırmak anlamı, kısaca tanımı:

Kaydırma : Savunmanın belirli bir anında, oyunun güç noktasını birdenbire değiştirme. Kaydırmak işi. Alıcının herhangi bir araç üzerinde çeşitli yönlere hareket ettirilmesi.

Ayağını kaydırmak : Bir yolunu bulup birini işinden veya görevinden uzaklaştırmak.

Kayma : Kaymak (II) işi. Herhangi bir nedenle filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.

Açmak : Ferahlık vermek. Geçit sağlamak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Yapmak, düzenlemek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Beğenmek. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Alanını genişletmek. Engeli kaldırmak. Yakışmak, güzel göstermek. Alışverişi başlatmak. Yarmak. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Ayırmak, tahsis etmek. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Görünür duruma getirmek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.

 

Yol : Yolculuk. Gaye, uğur, maksat. Hile, tuzak. Gidiş çabukluğu, hız. Kez, defa. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.

Kaydırmak ile ilgili Cümleler

  • Buzdolabını yerinden kaydırmak çok güç oldu.
  • Şu durumda yatırımlarımızı başka ülkelere kaydırmaktan başka çaremiz yok.
  • Kızakla taşımak çok kolaydır. Yapman gereken tek şey sıkı oturmak ve onu kaydırmaktır.

Diğer dillerde Kaydırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kaydırmak ne demek? : v. dislocate, slide, slip, slip in

Fransızca'da Kaydırmak : glisser, évincer, riper

Almanca'da Kaydırmak : v. verschieben, vorschicken, vorschieben

Rusça'da Kaydırmak : v. перемещать, переместить