Keel türkçesi Keel nedir

  • Yaprak damarı.
  • Sıcak bir sıvıyı karıştırarak soğutmak.
  • Gemi.
  • Teknecik.
  • Karina.
  • Kuşların gemi omurgası biçiminde olan göğüs kemiği çıkıntısı. bazı kemiklerin çıkıntılı parçası.
  • Tomruk işaretlemek için kullanılan kırmızı bir boya.
  • Delta ve benzeri uçaklarda dengeyi sağlamak için kullanılan üçgen biçiminde parça.
  • Gemi omurgası.
  • Soğutmak.
  • Alabora etmek.
  • Kömür mavnası.
  • Omurga.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Keel ingilizcede ne demek, Keel nerede nasıl kullanılır?

Keel over : (fenalaşıp vb) düşmek. Kendini kaybetmek. Alabora olmak. Bayılmak. Alabora etmek. Pat diye düşmek. Karina etmek. Birden devrilip düşmek. Tepetaklak düşmek. Devrilip düşmek.

Be on an even keel : Başta ve kıçta çektiği su aynı olmak. Dengede olmak (gemi).

Bilge keel : Yalpa omurga. Yalpa omurgası.

False keel : Kontra omurga. Kuntra omurga.

Fin keel : Kotra omurgası.

Keelage : İskele parası. Rıhtım. İskele resmi. Geminin limanda kalması için ödenen vergi. Liman resmi. Liman vergisi. Rıhtım ücreti. Liman kullanma ücreti.

Inner keel : İç omurga.

Keeled : Omurgalı. Alabora edilmiş. Karina edilmiş.

Keelhauled : Ceza olarak geminin altından geçirilmiş. Azarlamak. Ceza olarak geminin altından geçirmek. Fırça atmak. Şiddetle azarlanmış.

Keelboat : Büyük sabit omurgalı yat (taşınabilir işler omurgalı olmayan). Altı düz mavna. (denizcilik) omurgalı gövdesi olan küçük derin olmayan kargo gemisi. Sabit omurgası olan yat. Irmaklarda çalışan büyük ve yassı gemi.

 

İngilizce Keel Türkçe anlamı, Keel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Keel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chill : Üşüme. Üşütmek. Korkutmak. Üşümek. Buz gibi. Soğumak. Titremek. (neşesini) kaçırmak. Ürpermek. Soğutmak (yiyecek veya içecek).

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

Bark : Kabuğunu soymak. Öksürmek. Yelkenli üç direkli gemi. Bağırmak. Derisini yüzmek. Çığırtkanlık yapmak. Havlama. Barka. Havlamak. Sıyırmak.

Projection : Çıkma. Gösterim. Projeksiyon. Yansıtma. Planlama. Tasarım. Uzanca. Fırlatma. İzdüşüm. Öznel bir yaşantıyı dış dünyaya bağlama; örneğin bireyin bir nesne, kişi ya da toplumsal kümede tasarladığı nitelikleri, duyguları ya da tutumları gerçekten varmış gibi düşünmesi.

Estranges : Uzaklaştırmak. Yabancılaştırmak. Aralarını bozmak. Aralarını açmak. Soğutmak (argo terim).

Columna vertebralis : Sayıları hayvan türlerine göre değişen omurların, birbiri ardına dizilmesinden oluşmuş baştan kuyruğun serbest ucuna kadar uzanan kemiksel sütun, kolumna vertebralis, omurga. Omur sütunu, spondilos. Kolumna vertebralis. Omur sütunu.

Spina : Sırt kemiği. Spina. Diken. Diken, kılçık, ucu sivri, dikensi çıkıntı. Belkemiği.

Abiotic environment : Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

 

Carinas : Kemik çıkıntısı (zooloji). Karena. Karina (takımyıldızı). Baklagil bitkilerinde dağ silsilesi gibi alçalıp yükselen iç taç yapragı (botanik terimi).

Keel synonyms : flying bird, carinate bird, keels, orthopedics, a protein, sailing ship, disinclining, disincline, upset, back bone, capsizing, indispose, sloops, spinal coloumn, abramis zone, abductor muscle, capsizal, nautical, backbones, tracheae, boat, estrange, ribs, costal, carinate, boated, acacia, a cell, spinal column, boarder, capsized, a cells, crafts.

Keel zıt anlamlı kelimeler, Keel kelime anlamı

Ratite : Karinasız kuş. Uçamayan kuş.

Ride : Üst üste binmek. Havada kalmak. Binmek (at veya bisiklet). Süzülmek. Geçmek (yol). Sürmek. Sataşmak. Yüzmek. Bindirmek. Sürüklenmek.

Keel ingilizce tanımı, definition of Keel

Keel kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A keelfat. To traverse with a keel. To cool. To navigate. A longitudinal timber, or series of timbers scarfed together, extending from stem to stern along the bottom of a vessel. It is the principal timber of the vessel, and, by means of the ribs attached on each side, supports the vessel`s frame. In an iron vessel, a combination of plates supplies the place of the keel of a wooden ship. A brewer`s cooling vat. To skim or stir. In a dirigible, a construction similar in form and use to a ship`s keel. In an aëroplane, a fin or fixed surface employed to increase stability and to hold the machine to its course.