Keep from türkçesi Keep from nedir

Keep from ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't keep from smiling.
Turkish: Ali gülmekten kendini tutamadı.

English: I couldn't keep from crying.
Turkish: Kendimi ağlamaktan tutamadım.

English: Ali could hardly keep from laughing when he saw Mary trying to juggle some balls.
Turkish: Ali Mary'yi top cambazlığı yapmaya çalışırken gördüğünde gülmemek için kendini güçlükle frenledi.

English: He wore a pullover sweater to keep from getting cold.
Turkish: Kendini soğuktan korumak için kazak giydi.

English: I could hardly keep from laughing.
Turkish: Gülmemek için kendimi zor tuttum.

Keep from ingilizcede ne demek, Keep from nerede nasıl kullanılır?

Keep : Bakmak. Yerine getirmek. Kalmak. Yönelmek. Konumunda tutmak. Geçim. Saklamak. Kale. İlerlemek. Himaye.

From : İtibaren. Bir farkı gösterir. -den beri. Den beri. Nedeniyle. -den. Yüzünden. -den bu yana. Beri. -den ötürü.

Keep a close watch : Dikkatli izlemek. Gözetim altında tutmak. Yakından takip etmek. Yanında durmak.

Keep a close watch on : Sürekli izlemek. Yakından izlemek. Sıkı bir gözetim altında tutmak. Gözetim altında tutmak.

Keep a cool head : Sakin olmak. Kendine hakim olmak. Panik yapmamak. Kontrolünü kaybetmemek. Sakin kalmak. Soğukkanlı olmak.

 

Keep a diary : Günlük tutmak.

İngilizce Keep from Türkçe anlamı, Keep from eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Keep from ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Baulks : Sürülmemiş tarla. Duraksamak. Durdurmak. Kaçınmak. Ket. İnatla yürümemek. İnat etmek. Engel. Ayak diremek.

Baulked : İnat etmek. Duraksamak. İnatla yürümemek. Kaçınmak. Durdurmak. Ayak diremek.

Brought through : Ayıltmak. Hayatını kurtarmak. Korunmuş. Kendine getirmek.

Abduct : Birini zorla kaçırmak. Kız kaçırmak. Dağa kaldırmak. Zorla kaçırmak. Çekme. Kaçırmak. Adam kaçırmak. Tebit etmek. Uğrulamak.

Bury : Saklamak. Daldırmak. Defnetmek. Defin etmek. Toprağa vermek. Cenaze kaldırmak. Örtmek. Cenazeyi kaldırmak. Defin yapmak.

Bosomed : Merkez. Balkon. Göğüs. Döş. Kucaklamak. Kucak. Bağır. Saklamak. Orta.

Camouflage : Kamufle yapmak. Kamuflaj. Kamufle etmek. Kılıfına uydurmak. Peçelemek. Alalama. Maskeleme. Maskelemek. Alalamak.

Check : Bir soru ya da görüşme çizinliğinde yer alan soruyu yanıtlamak üzere saptanmış yanıt seçeneklerinden biri ya da birkaçına x ya (...) biçiminde belirteçler koyularak yapılan bildirim. Frenlemek. Denetlemek. Belirtim. Çek. Kontrol altına almak. Kısmak. Bagaja vermek (bavulu). Durdurmak.

Balks : Kaçınmak. Duraksamak. İnat etmek. İnatla yürümemek. Bir engel karşısında duraklamak. Yürümemekte direnmek. Önünü kesmek. Engel olmak. Ayak diremek.

Absolved : Affedilmiş. Affetmek. Aklamak. Temize çıkarmak. Bağışlamak. Suçu affedilen.

Keep from synonyms : bodycheck, blot out, baulking, belie, caches, forbear, delays, cleared, detain, belied, refrain from, buries, control oneself, bosoms, circumvent, bottle up, balk, deforce, bosoming, circumvented, forbears, balking, absolve, block, caching, cache, delay, hold in, bail, forborne, forbearing, brought off, hold back.