Keep in touch türkçesi Keep in touch nedir

  • Temas halinde bulunmak.
  • Temas içinde olmak.
  • İletişimi koparmamak.
  • Münasebette bulunmak.
  • İrtibatta olmak.
  • İrtibat halinde olmak.
  • Temas halinde olmak.
  • İletişim halinde bulunmak.
  • İlişkiyi kesmemek.
  • Görüşmek.

Keep in touch ile ilgili cümleler

English: Even if you go far away, let's keep in touch with each other over the phone.
Turkish: Uzağa gitsen bile, telefon üzerinden birbirimizle temas kurmaya devam edelim.

English: Do you keep in touch with Tom?
Turkish: Tom'la bağlantı halinde misin?

English: Do you still keep in touch with her?
Turkish: Hâlâ onunla teması sürdürüyor musun?

English: Does Ali still keep in touch with Mary?
Turkish: Ali hâlâ Mary ile ilişkisini sürdürüyor mu?

English: Do you still keep in touch with Tom?
Turkish: Tom'la hâlâ teması sürdürüyor musun?

Keep in touch ingilizcede ne demek, Keep in touch nerede nasıl kullanılır?

Keep : İç kale. İşletmek (otel vb). Kalmak. Kayıt tutmak. Himaye. Konumunda tutmak. Kale. Bakım. Bakmak. Yiyecek.

In : Dahili. Halinde. Olarak. İçeri doğru yönelen. İçinde. Da. İçeriye. İktidardaki. De. Mevsimi gelmiş.

Touch : Boy ölçüşmek. Eline su dökmek. Tamamlayıcı ilave. Temas. Temas etmek. Kırmak. Değmek. Kullanmak. Dokunma duyusu.

Keep in touch with : Bağlantıyı koparmamak. Sürekli temasta olmak. Bilgi almak. İle ilişkiyi koparmamak. İle teması sürdürmek. İle ilişkiyi sürdürmek (bir kimse). İle iletişim içinde kalmak. İletişimde kalmak.

 

Keep in : Frenlemek. Karnını içe çekmek. İçeride tutmak. Salıvermemek. Tutmak. Saklamak. Yanmaya devam etmek. İçeride alıkoymak. Alıkoymak. Bastırmak.

Keep in dark : Gizlemek. Bilgi vermemek.

Keep in good repair : Düzenli bakımını yapmak.

Keep in repair : Düzenli bakımını yapmak.

Keep in memory : Zihinde tutmak.

Keep in order : Çekip çevirmek.

İngilizce Keep in touch Türkçe anlamı, Keep in touch eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Keep in touch ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arguing : İspatı olmak. Münakaşa etmek. Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması. Tartışma. İtiraz etmek. Tartışmak. Belli etmek. Karşı gelmek. Savunmak.

Canvass : Oy toplamak. Sipariş toplamak. Soruşturmak. Anket yapmak. Gözden geçirmek. Propaganda yapmak. Tartışmak. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Reklam yapmak.

Argues : Becelleşmek. İleri sürmek. İddia etmek. Kandırmak. Belli etmek. İspatı olmak. -e alamet olmak. İtiraz etmek. Göstergesi olmak.

Canvassed : Oy toplamak. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Propaganda yapmak. Soruşturmak. Reklam yapmak. Sipariş toplamak. Tartışmak. Kamuoyu yoklaması yapmak. Anket yapmak.

Approaches : Yaklaşımlar. Girişler. Benzemek. Ulaşmak. Ele almak. Yanaşmak. Temasta bulunmak. Girişmek. Koyulmak.

Confer on : Akademik derece vermek. Fikrini almak. Unvan vermek. Vermek. Görüşünü almak.

Argued : Göstergesi olmak. İkna etmek. Tartışmak. Karşı gelmek. Münakaşa etmek. İddia etmek. İtiraz etmek. Kandırmak. İspatı olmak.

 

Conferred : Danışmak. Vermek. Sunmak.

Touch base : Buluşmak. Bir insanla temasa geçmek. Bağlantı kurmak. Konuşmak.

Canvasses : Tartışmak. Reklam yapmak. Tuval. Branda bezi. Kamuoyu yoklaması yapmak. Brandayla örtmek. Propaganda yapmak. Gözden geçirmek. Sipariş toplamak. Kaputbezi.

Keep in touch synonyms : confers, confer with, consult, approach, keeping in touch, approached, confer, be connected, argue.