Keep in türkçesi Keep in nedir

Keep in ile ilgili cümleler

English: Do you keep in touch with Tom?
Turkish: Tom'la bağlantı halinde misin?

English: Do you still keep in touch with Tom?
Turkish: Tom'la hâlâ teması sürdürüyor musun?

English: An athlete must keep in good condition.
Turkish: Bir atlet formda olmalıdır.

English: Be sure to keep in mind that you're supposed complete the work within a week.
Turkish: İşi bir hafta içerisinde bitirmen gerektiğini aklından çıkarma.

English: Do you still keep in touch with her?
Turkish: Hâlâ onunla teması sürdürüyor musun?

Keep in ingilizcede ne demek, Keep in nerede nasıl kullanılır?

Keep : Bakmak. Saklamak. Yiyecek. Kalmak. İç kale. Konumunda tutmak. Bakım. Geçim. Kayıt tutmak. Yönelmek.

In : İçeri doğru yönelen. Halinde. Da. Olarak. İktidardaki. Dahili. Tutulan. Çok moda olan. İçine. Mevsimi gelmiş.

Keep in check : Disiplin sağlamak. Kontrol altında tutmak. Denetim altında tutmak.

Keep in dark : Gizlemek. Bilgi vermemek.

Keep in good repair : Düzenli bakımını yapmak.

Keep in memory : Zihinde tutmak.

Keep in mind : Aklına kazımak. Dikkate almak. Akıldan çıkarmamak. Akılda tutmak. Unutmamak. Hesaba katmak. Hafızada tutmak. Aklında tutmak. Hatırda tutmak. Unutma.

 

İngilizce Keep in Türkçe anlamı, Keep in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Keep in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Braked : Fren yapmak. İşlemek (keten, kenevir vb.).

Alleviating : Azaltmak. Yatıştırmak. Dindirmek. Teskin etmek. Hafifletmek.

Bind : Bağlamak. Yarayı sarmak. Engel olmak. Ciltlemek. Yapıştırmak. Bilgisayar, eskrim alanlarında kullanılır. Sargılamak. Sarmak (çimento) tutmak. Donmak (beton). Usandırmak.

Check : Kontrol etmek. Şah demek. Kontrol. Karelerle kaplamak. Bir kişinin, bir banka ya da başkası üzerinde bulunan alacağının tümünü ya da belirli bir çek karnesi bölümünü diğer bir kişiye ödetmek amacıyla düzenlediği belge, ödeme buyruğu. Karşılaştırmak. Çek. Bagaja vermek (bavulu). Kontrol altına almak.

Bosomed : Balkon. Kucak. Göğüslü. Kucaklamak. Döş. Orta. Gizlemek. Merkez. Göğüs.

Bosom : Elbisenin göğüs kısmı. Merkez. Koyun merkez. Sine. Gizlemek. Bağır. Yakın. Kucaklamak. Samimi.

Appeasing : Gidermek. Yatıştırmak. Sakinleştirmek. Gönlünü almak. Yatıştırma. Yatıştıran. Yatıştırıcı. Hafifletmek. Azaltmak.

Allayed : Dindirmek. Azaltmak. Sakinleştirmek. Hafifletmek. Gidermek. Yatıştırmak.

Curbs : Zaptetmek. Uzak tutmak. Gem vurmak. Gemlemek.

Blinded : Hızlı sürmek. Kör etmek. Karartılmış. Göz kamaştırmak.

Keep in synonyms : bespeaking, appeases, capture, affect, bury, alleviate, detaining, bespoken, abduct, deters, block, choke back, assuaging, assuaged, book, conceals, curbed, book up, bosoms, stay in, detain, buries, affects, conceal, curb, contain, deter, assuage, delays, abide by, abducts, bosoming, bottle up.