Braked türkçesi Braked nedir

  • İşlemek (keten, kenevir vb.).
  • Frenlemek.
  • Fren yapmak.

Braked ile ilgili cümleler

English: I braked suddenly.
Turkish: Aniden fren yaptım.

Braked ingilizcede ne demek, Braked nerede nasıl kullanılır?

Brake actuating cable : Fren icra kablosu.

Brake adjustment : Fren ayarı.

Brake air bleeding : Fren devresine giren havanın alınması. Fren havasını alma.

Brake anchor bracket : Fren tespit plakası.

Brake anchor pin : Fren tespit pimi.

Brake bleeding : Durduraç havasının alınması. Fren havasının alınması. Fren hava tahliyesi. Sıvılı durduraçlarda basınç etkisinin azalmaması için donanımdaki havanın boşaltılması işlemi. Fren havasını alma.

Brake band : Fren çanağının etrafından bulunan esnek kuşak. Fren takımı. Fren bandı. Fren kuşağı. Çoğu el freni sisteminde kullanılan ve fren balatalı diskini saran bant.

Brake band anchor spring : Fren kuşağı tespit yayı.

Brake band pivot : Fren kuşağı mihveri.

Brake backing plate : Fren destek plakası. Fren pabuçlarının tutturulduğu rijit çelik plaka.

İngilizce Braked Türkçe anlamı, Braked eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Braked ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brake : Durduraç. Eğleç. Tokmak. Aracın hızını denetlemeye ya da durdurmaya yarayan aygıt. Keten tarağı. Büyük eğreltiotu.

 

Checks : Kılcal yüzey çatlakları. Çek yazmak. Tutmak. Kısmak. Alıkoymak. Şah demek. (kumar) fişler. Gemlemek. Çek keşide etmek. Kontrol etmek.

Injured : Yaralanmış. Mutazarrır. Mağdur. İnciniş. Dargın. Kırgın. Yaralı. Zarar gören. Zarar görmüş. Mecruh.

Motor vehicle : Motorlu nakil aracı. Motorlu taşıt. Motorlu ulaşım aracı. İnsan ya da yük taşıyan, iki ya da daha çok dingilli, motor gücüyle devinen araçlara verilen genel ad. Motorlu araç.

Brake light : Durduraç ayaklığına basıldığında yanarak arkadan gelen araçları uyaran ışıtaç. Fren stop lambası. Stop lambası. Eğleç lambası. Fren lambası. Durma ışıtacı. Sürücü fren pedalına bastığında aracın arkasında yanan ışık.

Check : Bir kişinin, bir banka ya da başkası üzerinde bulunan alacağının tümünü ya da belirli bir çek karnesi bölümünü diğer bir kişiye ödetmek amacıyla düzenlediği belge, ödeme buyruğu. Denetlemek. Çek keşide etmek. Bir soru ya da görüşme çizinliğinde yer alan soruyu yanıtlamak üzere saptanmış yanıt seçeneklerinden biri ya da birkaçına x ya (...) biçiminde belirteçler koyularak yapılan bildirim. Çek. Bagaja vermek (bavulu). Gemlemek. Kontrol işareti koymak. Belirtim. Şah demek.

Brake band : Fren çanağının etrafından bulunan esnek kuşak. Çoğu el freni sisteminde kullanılan ve fren balatalı diskini saran bant. Fren bandı. Fren takımı. Fren kuşağı.

Bridled : Zaptetmek. Başkaldırmak. Dizginlemek. Karşı gelmek. Gem vurmak. Dizginlenmiş.

Bridle : Yular. Kızmak. Dizgin. Karşı gelmek. Başkaldırmak. Yular takmak. Gem. Zaptetmek. Başını hafifçe kaldırarak öfkesini veya beğenmediğini belli etmek.

 

Bridles : Palamar. Zaptetmek. Başkaldırmak. Yular. Trol ağlarında makaradan vince kadar uzanan ve genellikle üç kat kurşun yakadan oluşan toplayıcı halatlar. Üçlük. Ata başlık takmak. Yular takmak. Gem. Karşı gelmek.

Braked synonyms : hydraulic brakes, automotive vehicle, curbs, hydraulic brake, stoplight, bottle up, imperfect, apply the brakes, bridling, choke back, unsound, wholeness, contain, unity, damaged, integrity, curbed, contains, curbing, brake system, curb.

Braked zıt anlamlı kelimeler, Braked kelime anlamı

Perfect : Bitirmek. Yetkin. Eksiksiz. Mükemmelleştirmek. Görülen geçmiş zaman kipi. Dört dörtlük. Geliştirmek. Kusursuz. Mükemmel.

Uninjured : İncinmemiş. Yaralanmamış. Zarar görmemiş.

Sound : Emin. Derine dalmak (balina). Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. bir nesnenin titreşimlerinin havada dalgalar halinde işitme duyumuza etki yapmasıyla ortaya çıkan ses. Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunun herhangi bir noktasındaki boğumlanması ile oluşan ve yayılarak kulakta, bir ünlü olarak veya bir ünlü ile birlikte algılanan titreşim: a, m, n, y, s. Yasal. Yerinde. Söylemek. Derin (uyku). Ses vermek.

Braked antonyms : unbroken, undamaged, cowardice, afraid, cowardly, unadventurous, timid, irresolute.