Kefe nedir, Kefe ne demek

Kefe; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

İpekli kumaş.

Leblebicilerin leblebi parlatmakta kullandıkları keçe.

Semercilerin kullandıkları bir araç.

Kirpi dikeni.

Hindi.

Fransızca'da Kefe ne demek?:

plateau

Kefe anlamı, kısaca tanımı:

Kefeki : Diş taşı. Yapılarda kullanılan açık renkli, delikli, hafif, işlenmesi kolay, ateşe dayanıklı bir taş türü.

Kefeki tutmak : Küflenmek.

Kefekiye dönmek : Delik deşik olmak.

Kefeleme : Kefelemek işi.

Kefelemek : Atı kefe (II) ile silip tüylerini parlatmak.

Kefeli : Kefesi olan.

Kefen : Ölünün gömülmeden önce sarıldığı beyaz bez, kefen bezi, yakasız gömlek, yakasız mintan.

Kefen alacak kişi yüzünden belli olur : "bir kimsenin herhangi bir eyleme girişeceği, o eyleme girişmesini zorunlu kılan durumlardan anlaşılır" anlamında kullanılan bir söz.

Kefen bezi : Kefen.

Kefen parası : Ölüm durumunda gerekli masrafların görülmesi için ayrılmış para.

Kefen soyucu : Mezar soyguncusu.

Kefenci : Cenaze gereçleri satan kimse. Zorba.

Kefeni boynunda olmak : Her an ölümü göze almak.

Kefeni yırtmak : Ağır bir hastalıkta ölüm tehlikesini atlatmak.

Kefenin cebi yok : "ölürken mal veya para götürülmez" anlamında cimrileri eleştirmek için söylenen bir söz.

 

Kefenleme : Kefenlemek işi.

Kefenlemek : Ölüye kefen sarmak, tekfin etmek.

Kefenli : Kefene sarılmış. Kefene sarılarak.

Kefenlik : Kefen olarak kullanılmaya elverişli (bez). Kefen almak için ayrılmış (para).

Kefensiz : Kefene sarılmadan. Kefene sarılmamış.

Kefere : Müslüman olmayanlar, kâfirler.

Kefesiz : Kefesi olmayan.

Terazi : Su terazisi. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Elektronik tartma aracı. Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan.

Semerci : Semer yapan veya satan kimse.

Parlatmak : Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak. Birini gereğinden fazla övmek. Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek. İçki içmek.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

Her : Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.

Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.

Kefek : Kolay işlenilen yumuşak taş. Gevrek. Gevrek, tatsız elma.

Kefeke : Kolay işlenilen yumuşak taş. 1. Diş diplerinde olan taş. 2.bk. kefek-1.

Kefelalesi : Utanmaz, arsız.

Kefeleşmek : Oynaşmak. Güreşmek. Ayaküstü konuşmak, özel olarak görüşmek.

Kefencilik : Kefencinin yaptığı iş. Kefenci olma durumu.

 

Kefene : Semercilerin kullandıkları bir araç Kirli, pis. Asma yaprağı. [kefine]: Semer dikilirken avuç içinde tutulan ortası oyuk demir. (*Yalvaç -Isparta; *Güdül -Ankara) [kefine] : (*Senirkent -Isparta)

Kefengi : Kolay işlenilen yumuşak taş.

Kefenimsi : Kefene benzer, kefeni andırır. İlgili cümle: "“Arkamıza kefenimsi bezler geçirip kuşakla bağladılar.”" F. R. Atay.

Kefenk : Kolay işlenilen yumuşak taş. 1.bk. kevek- Yumuşak maden. İçi delikli, hafif, çabuk kınlabilen, yumuşak (taş vb. için).

Kefenk suyu : İçilmeye elverişli olmayan acı su.

Diğer dillerde Kefe anlamı nedir?

İngilizce'de Kefe ne demek? : [Theodosia] n. scale

Fransızca'da Kefe : bassin [le]

Almanca'da Kefe : die Waagschale

Rusça'da Kefe : n. чашка (F)