Kepirdetmek nedir, Kepirdetmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Açıp kapamak, kırpmak (göz için).

Kepirdetmek anlamı, tanımı

Kepi : Un elde etmek için değirmen taşlarının arasına konan deri ya da bez parçası. Keçe, paçavra. Ayakkabı derisi, kösele, gön. Eski ayakkabı parçası. Av tüfeklerinde saçma barutu sıkılamak için konulan bez, keçe parçası, tıpa. Bıçak, tırpan, keser gibi eşyalarda sapın sıkıştırılması için kullanılan çivi, teneke ya da ağaç yongası. Ocaktaki tencereyi yüksekte tutmak için yerleştirilen tuğla parçaları. Çivi. Demir çivi. Yumuşak, dayanıklı deri parçası. Hamurun üstünde kuruyarak oluşan kabuk. Çocukların kuş avlamak için kullandıkları sapanın taş konan meşin kısmı. (Çaltı Gelendost Isparta). Ayakkabıların içine konan keçe. (Ilıca Kütahya). İki küçük yuvarlak taştan oluşan el değirmeninde, üstteki taşın ayarını yapmakta kullanılan bez halka. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya). Culfa adlı tezgâhta, oku yandaki deliklerden birine sıkıca tutturmağa yarayan yonga. (Ağıl Eğridir Isparta)

Kepir : Çorak, çamurlu, verimsiz toprak.

Kırpmak : Parçalara ayırmak, kesmek, kırkmak. Göz kapaklarını açıp kapamak, kıpmak. Kesinti yapmak, tutumlu davranmak.

Kapamak : Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Tıkamak, içini doldurmak. Ortalıktan alıp saklamak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.

 

Kapama : Kapamak işi. Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği. Üst baş, giyecek takımı. Metres.

Kırpma : Kırpmak işi.

Kırp : Donmuş kar. Havanın biraz ısınmasiyle satıhtan erimeye başlamış, fakat, yeni bir soğukla buzlaşmış kar; üzerinde yüründüğünde yalnız ayakların bastığı kısımlar çöker, ve çökerken 'kırp' diye ses çıkarır.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Göz : Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

Diğer dillerde Kepekli sorgum glüteni anlamı nedir?

İngilizce'de Kepekli sorgum glüteni ne demek ? : sorghum gluten with bran