Kerosene türkçesi Kerosene nedir

Kerosene ile ilgili cümleler

English: We used very little kerosene last month.
Turkish: Geçen ay çok az gazyağı kullandık.

English: We've run out of kerosene.
Turkish: Gazyağımız tükendi.

English: This stove uses kerosene.
Turkish: Bu soba kerosen kullanır.

English: I warned little Mary to leave the kerosene heater alone.
Turkish: Küçük Mary'yi gazyağı ısıtıcısına dokunmaması için uyardım.

Kerosene ingilizcede ne demek, Kerosene nerede nasıl kullanılır?

Kerosene heater : Gazyağı ısıtıcısı.

Kerosene lamp : Gaz lambası.

Kerosene stove : Gaz sobası. Gaz ocağı. Parafin sobası.

Kerosenes : Gaz yağı. Mineral jöle. Saf vazelin. Taşyağı. Gazyağı. Lamba petrolü. Petrol jölesi. Gaz. Parafin.

Kerosine : Gaz. Gazyağı. Kerosin. Parafin.

Kerouac : Jack kerouac (1922-69). Amerikalı romancı ve beat kuşağı akımının üyesi. Yolda romanının yazarı.

Cantankerousness : Hırçınlık. Huysuzluk. Geçimsizlik. Aksilik. Sinirlilik. Kavgacı yapı. Terslik. Kavgacılık.

Kerosone : Gazyağı. Ham yeryağının ayrımsal damıtılmasıyla üretilen, yakıt ya da çözücü olarak çok çeşitli kullanımları olan bir hidrokarbon karışımı.

 

Cantankerously : Kızgın bir şekilde. İrrite ile. Huysuzluk yaparak.

Jackeroo : Çiftlikte seyis olarak çalışan deneyimsiz kimse. Koyun çiftliğinde çırak olarak çalışan deneyimsiz kimse. Sığır veya koyun çiftliğinde genç deneyimsiz işçi.

İngilizce Kerosene Türkçe anlamı, Kerosene eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kerosene ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Naphthas : Petrol. Neftyağı. Nafta. Neft. Nefyağı.

Petrolatum : Parafin yağı. Petrolatum. Mineral yağ. Vazelin (saf). Vazelin. Petrol merhemi.

Fume : Kızmak. Patlamak. Buhar. Bir uçun için de asılı küçük (0,1 -1 mikronluk) katı ya da sıvı taneciklerin oluşturduğu karışım. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Tütmek. Duman çıkarmak. Duman. Yerçekimi etkisiyle yavaşça çöken, boyutları 0,1-5 mm çapındaki katı taneciklerin gaz evresinde dağılmalarından oluşan asıltı. '.

Exhalation : Soluk. Soluk alıp verme. Nefes verme. Ciğerlerde kirlenen havayı ağız ya da burun yolu ile dışarı verme. Koku. Soluma. Oh çekme. Nefes.

Fuel gas : Yakıt gazı. Yanma gazı. Yakacak gaz. Yanıcı gaz.

Aero : Ero. Uçakla ilgili. Hava. Uçak veya uçan bir şeye ait. Uçak. Havayla ilgili. Hava, gaz. Havacılık.

Paraffin oil : Parafin yağı.

Gases : Gaz pedalı. Eğlenceli şey. Matrak şey. Gazlar. Hava civa. Benzin. Grizu. Övünme. Boş laf.

Exhalations : Oh çekme. Buhar. Nefes. Koku. Soluma. Soluk. Soluk verme. Nefes verme.

Accelerator : Kauçuk vulkanizasyonu oranını hızlandıran bir madde. Hızlandırıcı. Proton ve nötron iyonları gibi yoğun taneciklere büyük kinetik enerji sağlayan cihaz. Herhangi bir organın çalışmasını veya kimyasal bir olayın hızını artıran ilaç veya madde. Temel tanecikleri ya da çekinleri yüksek erkelere dek hızlandırmaya yarayan aygıt. Fizik, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Uygun elektrik ya da mıknatıs alanları yardımıyla, yükünleşmiş temel parçacıkları, atomlar ve molekülleri yüksek hızlara çıkararak, çarpışmalarla yeni çekirdek tepkimeleri sağlayan aygıt. Sempatik sinir. İvdireç. Akseleratör.

 

Kerosene synonyms : naphtha, gasoil, hydrocarbon, gaseous, alkane, bump start, gas oil, kerosenes, paraffined, fuel, kerosone, flatulence, fumes, rock oil, alkanes, mineral jelly, coal oil, flatulences, aeros, lamp oil, paraffin, paraffin wax, kerosine, petroleum, gas, paraffins, burning oil, paraffine.

Kerosene ingilizce tanımı, definition of Kerosene

Kerosene kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An oil used for illuminating purposes, formerly obtained from the distillation of mineral wax, bituminous shale, etc., and hence called also coal oil. It is now produced in immense quantities, chiefly by the distillation and purification of petroleum. It consists chiefly of several hydrocarbons of the methane series.