Kesinti nedir, Kesinti ne demek
- Kesilen parça, kırpıntı

- Bir işin bir süre için durması, inkıta.
- Ödenen bir paradan herhangi bir sebeple kesilen bölüm.
"Kesinti" ile ilgili cümleler
- "Gerçi çeviri kitaplarda, çevirilerin özensizliği, kesintiler hoş görülecek gibi değil." - A. Ağaoğlu
- "Bu ücretin hiçbir kesintisi yoktur."
- "İşimiz hiçbir kesintiye uğramadan yürüyor."
Yerel Türkçe anlamı:
Kesilmiş süt.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Bir filmde yapımcı ya da yönetmenin isteği dışında, genellikle denetleme sonucu, bazen de dağıtımcı ya da oynatımcılarca yapılmış olan budama.
Tiyatro'daki terim anlamı:
Oyunun içinde yazar ve yönetmenin isteği dışında dramaturg ya da yönetmen tarafından yapılmış olan kesme
Diğer sözlük anlamları:
Kıta, parça
Alay
Bilimsel terim anlamı:
Bir süreç ya da oluşumun sürekli olmaktan çıkması durumu.
İngilizce'de Kesinti ne demek? Kesinti ingilizcesi nedir?:
cats, intermission
Almanca'da Kesinti ne demek?:
überspringen
Kesinti hakkında bilgiler
Kesinti (oranı), marj oranı, tıraşlama veya risk marjı, teminatın değer kaybetme ihtimaline karşılık borç verenin mağdur olmaması için ödenen risk primi.
Kesinti ile ilgili Cümleler
- Dün gece on iki saat kesintisiz uyumama rağmen hala oldukça yorgun hissediyorum.
- "Kesinti" sözü bir hakarettir.
- Birçokları, savunma bütçesindeki kesintilerin ordunun etkinliğini baltalayacağından korkuyorlar.
- Kesinti için sizden özür diliyorum.
- O, kesintilere izin vermez.
- Birkaç elektrik kesintisi ihbarı oldu.
- Ali kesintide rahatsız oldu.
- Kısa bir kesintiden sonra tartışma yeniden başladı.
- Kesintisiz yağmur yağıyor.
- Kesintiyi bağışlayın.
- Biz herhangi bir kesintiye izin veremedik.
Kesinti anlamı, kısaca tanımı:
Kesintiye almak : Biriyle sezdirmeden alay etmek.
Kesintiye uğramak : Bir süre için durmak.
Ön kesinti : Ücretlerde, serbest meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar, stopaj.
Kesintili : Ara verilerek yapılan. Kesintisi olan (para).
Kesintisiz : Aralıksız. Hiçbir vergi kesilmeden verilen (para).
Kesintisiz güç kaynağı : Bilgisayarda elektrik kesildiğinde devreye giren, bilgisayar ile ona bağlı donanımlara belirli bir süre güç sağlayan araç.
Kesintisizlik : Kesintisiz olma durumu.
Parça : Müzik eseri. Tane. Nesne. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Pasaj. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Güzel, alımlı kız veya kadın. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz.
Kırpıntı : Kırpılan şeyden kalan küçük parça.
Durma : Durmak işi.
İnkıta : Kesilme, kesinti.
Para : Kazanç. Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.
Bölüm : Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
Oran : Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin. Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo. İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp. İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı.
Kesintili anımsatma : Bir görüşmede görüşülenlere, soruları izleyen yanıt seçeneklerinin, tek tek ve duraklayarak, her birine yanıtlanma olanağı tanınarak sunulması.
Kesintili değişken : Ancak belli değerler alabilen ve iki değeri arasında başka değerleri bulunmayan değişken, bk. kesintisiz değişken.
Kesintili evirim : Herhangi bir filmin, yapımcı ya da yönetmenin isteği dışında kesintilere uğramış biçimi. Özellikle denetleme sonucu kesintilere uğramış film.
Kesintili gelir : Bir filmin oynatılması sırasında satılan biletlerin bedelinden oluşan ve vergi, eğlence resmi, salon sahibi payı, yapımcı payı, tanıtı giderleri, çeşitli harcamalar çıktıktan sonra kalan kazanç tutarı.
Kesintili ısıtma : Aşırı sıcaklık eğimlerini önlemek ereğiyle, kimi alaşım çelikleri ve büyük parçaları, işleme sıcaklığına ya da ısıl işlem sıcaklığına dek ara sıcaklıklarda durarak ısıtma işlemi.
Kesintili suverme : Birden soğuma sonucu doğabilecek çatlamaları ön keskilemek ereğiyle, Mb- sıcaklığı üstünde tutup sonuçlandırılan su verme işlemi.
Kesintisiz anımsatma : Bir görüşmede soruları izleyen yanıt seçeneklerinin duraklamadan ve ardı ardına sunulması.
Kesintisiz değişken : Kuramsal olarak iki değeri arasında bir başka değer alabilen nicel değişken.
Kesintisiz evirim : Kesintiye uğramamış film.
Kesintisiz gelir : [Bakınız: gayrisafî gelir] Bir filmin oynatılması sırasında satılan biletlerin bedelinden oluşan ve vergi, eğlence resmi, salon sahibi payı, yapımcı payı, tanıtma giderleri gibi çeşitli harcamaların hesaba katılmadığı kazanç tutarı.
Diğer dillerde Kesinti anlamı nedir?
İngilizce'de Kesinti ne demek? : n. interruption, stoppage, cut, deduction, wage cut, dock, dockage, subtraction
Fransızca'da Kesinti : coupure [la], fragment [le]
Almanca'da Kesinti : n. Abzug, Pause, Schnitzel, Unterbrechung
Rusça'da Kesinti : n. обрезок (M), отрезок (M), вычет (M), отчисление (N), приостановка (F)

Bu kısımda Kesinti nedir? Kesinti ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kesinti tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kesinti hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.