Kettles türkçesi Kettles nedir

Kettles ingilizcede ne demek, Kettles nerede nasıl kullanılır?

Teakettles : Çay ibriği. Çaydanlık.

Kettle drum : Yarım küresel şekli olan büyük vurmalı çalgı. Timbal. Orkestra davulu.

Kettle of fish : Karmaşık iş. Kargaşa.

A fine kettle of fish : Güç durum. Can sıkıcı biçimde ters durum. Utandıran durum. Zor durum.

A pretty kettle of fish : Güç durum. Zor durum.

Kettledrum : Timbal. Kös. Orkestra davulu. Büyük orkestra davulu.

Fish kettle : Balık pişirmek için uzun tava veya tencere.

Tea kettle : Çaydanlık.

Kettledrummer : Timbal çalan kimse.

Kettle : Güğüm. Ketıl. Su ısıtıcısı. İbrik. Çaydanlık. Tencere. Tava. Kazan.

İngilizce Kettles Türkçe anlamı, Kettles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kettles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Kier : Boya kazanı. Çamaşır teknesi.

Teapots : Demlik. Çay demliği.

Sediment : Telve. Birikinti. Sediment. Posa. Tortul tabaka. Çözünmeyen özdeklerin oluşturduğu yığışım. (bu terim daha çok yerçekimi etkisi ile çökelmiş yığışımlar için kullanılır.). Tortu. Öğelerinin boyutları ne olursa olsun, karalar üzerindeki eğimsiz yerlerde, çanak biçimli çukurlarda, sığ deniz ve göl diplerinde yığılan özdekler. bk. tortu, tortulaşma. Çökel. Bir sıvının bekletilmesi veya santrüfüj edilmesi sonucu dibe çöken madde.

 

Homesteader : Gecekondu yapan kimse. Toprak almak umuduyla bir araziye yerleşen kimse. Arazi talebinde bulunan kimse. Bir araziden hak iddia eden kimse. Bir arazide hak iddia eden kimse (özellikle de abd arazi yasası'na dayanarak). Gecekonducu.

Friers : Kızartmalık piliç.

Nester : Yuva yapan (özellikle kuş). Çiftlik kurmak için devletten otlak arazi kiralayan kimse. İç içe olan kimse veya şey. Yuvada yaşayan şey.

Pilgrim : Hacı. Kutsal bir yeri dini sebeplerle ziyaret eden kimse. Yolcu. Seyyah.

Billycans : İçinde çay yapılan teneke. Emaye çaydanlık. (britanya) kamp ateşinde su kaynatma veya yemek pişirmek için kullanılan met al kap.

Cooker : Yemek pişirme kabı. Ocak. Fırın (üstü ocak altı fırın olan mutfak aleti). Pişirilmeye uygun meyve. Gaz ocağı. Pişirme kabı. Mutfak (ocak). Fırın.

Escallop : Televizyondaki dalgalı görüntü. Çentik. Oyma. Fisto. Bir tür midye. Bir sıvı içerisinde yemek parçalarını pişirmek (genellikle ekmek kırıntıları malzemesi ile). Deniz tarağı.

Kettles synonyms : pioneer, migrator, pilgrim father, frier, set, broiler, place, fryer, seether, fry pan, lay, butter churn, braiser, position, fried food, kettle, caldrons, water bug, billycan, pose, pitcher, put, escallops, hydria, cookers, ewers, stewpot, migrant, frypan, stewpan, saucepans, frying pan, tea kettle.

Kettles zıt anlamlı kelimeler, Kettles kelime anlamı

Begin : Çığır açmak. Önayak olmak. Doğmak. Koyulmak. Vücut bulmak. Girişmek. Meydana gelmek. Start almak. Adım atmak. Başlamak.

Stay : Erteleme. Geciktirmek. Kalmak. Kalma süresi. Bastırmak. Geçiştirmek. Oyalanmak. Sürdürüp tamamlamak. Durmak. Alıkoymak.