Kondur nedir, Kondur ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Yol yordama düşkün, çalımlı, kurumlu kimse.
Kondur ile ilgili Cümleler
- Ali Mary'ye sarıldı ve yanağına küçük bir öpücük kondurdu.
- Tahta döşetmek değil ya, üstüne bir de kuş kondurursan yine de burada oturulmaz.
- Avucunun içine çikolata kokulu buz gibi bir dudak, bir öpücük kondurdu.
- Sana elveda öpücüğü kondurmak istiyorum.
- Ona elveda öpücüğü kondurmak istiyorum.
- Toz kondurmadığı devletinin kendisini hatırlamasını sabırla bekliyor.
- Ali Mary'ye elveda öpücüğü kondurdu.
- Ali Mary'nin yanağına bir öpücük kondurdu.
- Ona hızlı bir öpücük kondurdu.
Kondur ile ilgili Atasözü veya Deyim
(bir şeyin, kimsenin) üstüne toz kondurmamak : bir şeyin veya kimsenin kusurlu olabileceğini kabul etmemek.
fiske kondurmamak (veya dokundurmamak) : bir kimse veya nesneyi en küçük bir tehlikeden bile korumak, titizlikle savunmak.
kuş mu konduracak : yapacağı şey görülmemiş bir sanat eseri mi olacak? anlamında kullanılan bir söz.
namusuna sinek kondurmamak : kollamak, gözetlemek namusuna, onuruna laf söylettirmemek.
öpücük kondurmak : hafifçe öpmek.
toz kondurmamak : bir şeyde herhangi bir kusurun varlığını kabul etmemek, bir şeyi kusursuz göstermek.
üstüne kuş kondurmak : olağanüstü, o ana kadar görülmemiş bir şey yapmak.
üzerine toz kondurmamak : üstüne toz kondurmamak.
Kondur kısaca anlamı, tanımı
Kond : Koyun bacağından çıkan, hiç aşınmamış taze aşık kemiği
Kondu : Gecekondu.
Kondura : Ayakkabı, kundura. Kundura.
Kondurabilme : Kondurabilmek işi.
Kondurabilmek : Kondurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Kondurak : Bir işin ehli, becerikli, iş adamı, udumlu.
Kondurtma : Kondurtmak işi.
Kondurtmak : Kondurma işini yaptırmak.
Kondurucu : Seferde padişah tuğlarının ikisini bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisine verilen san. bk. göçürücü.
Konduruverme : Konduruvermek işi.
Konduruvermek : Ansızın veya çabucak kondurmak.
Kondurma : Kondurmak işi.
Kondurmak : Konma işini yaptırmak. Birden yapıvermek ya da söyleyivermek. Gelişigüzel takmak, iliştirmek. Yakıştırmak, haksız yere birtakım eksiklikler isnat etmek, üzerine yormak.
Yol yordam : Uygun olan davranış biçimi, adap, adap erkân.
Kurumlu : Kurum (II) tutmuş olan. Gururlanarak kasılan, mağrur, dikbaşlı.
Yordama : Yordamak işi.
Çalımlı : Gösterişli, kurumlu, afralı tafralı. Başı yüksek, yapısı dar gemi.
Yordam : Yatkınlık, alışkanlık, yeti, meleke. Çeviklik, çabukluk. Yöntem. Kılavuz, yardımcı. Çalım.
Düşkün : Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.
Kurum : Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.
Diğer dillerde Konduktor anlamı nedir?
İngilizce'de Konduktor ne demek ? : conductor

Bu kısımda Kondur nedir? Kondur ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kondur tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kondur hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.