Ladders türkçesi Ladders nedir

Ladders ingilizcede ne demek, Ladders nerede nasıl kullanılır?

Acrosome bladders : Akrozom kesecikleri. Spermatozoon başının ön kısmında plazma zarı ile dış akrozomal zarın erimesi sonucu meydana gelen, zona pellusidanın delinip geçilmesine yardımcı olan enzimlerle dolu iri kesecikler.

Bladders : İdrar kesesi. İç lastik. Kese. Sidik torbası. Mesane. Torbacık. İç lastik (top). Sidiktorbası. İdrar torbası.

Gallbladders : Ödkesesi. Karaciğere bağlı ödün saklandığı kese. Safra kesesi.

Stepladders : Ayaklı merdiven. Portatif merdiven.

Ladder accommodation : Borda iskelesi. Ana iskele.

Ladder truck : Sürgülü merdivenle donatılmış olan itfaiye arabası. Merdiven kamyonu. Merdiven aracı.

Ladder function : Adım işlevi. Basamak fonksiyonu. Adım fonksiyonu.

Bucket ladder excavator : Kepçeli tarak ekskavatörü.

Unsupported ladder act : Hiçbir yere dayanmayan merdiven üzerinde yapılan denge hareketlerinden tümü. Desteksiz merdiven gösterisi.

Ladder stitch : İğneardı teyel. Çapraz teyel.

İngilizce Ladders Türkçe anlamı, Ladders eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ladders ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spoke : Fren düzeni. Portatif merdiven basamağı. Tekerlek parmağı. Tekerlek parmaklığı. Parmak (tekerlek). Parmak (teker). Jant teli. Tekerleğe çomak sokmak. Seyyar merdiven ayağı. At arabası tekerine dönmemesi için sokulan çomak.

 

Hackneys : Bayağı. Koşum atı. At. Körletmek. Kira arabası. Binek atı.

Rope ladder : Kaytan iskele. İp merdiven.

High command : Bir askeri veya başkaca bir otoritenin üst komutası. Baş kumandanlık. Üst komuta.

Dampens : Tavlamak. Islatmak. Azaltmak (titreşimi). Söndürmek. Gölge düşürmek. Nemlenmek. Köreltmek. Kırmak. Nemlendirmek.

Stepladder : Seyyar merdiven. Ayaklı merdiven. Süllüm. Merdiven. Geniş basamaklı olan. Portatif merdiven. Taşınabilir merdiven. Destekli seyyar merdiven.

Rome : Roma.

Gave off : Neşretmek. Koku vb'ni yaymak. Yaymak. Dışarı çıkartmak. Bırakmak. Terk etmek. Çıkarmak. Saçmak. Dışarı vermek (ısı veya ışık).

Fretting : Endişelenmek. Üzülmek. Telli çalgılara perde boğumu takmak. Kendi kendini yemek. Aşındırmak. Kızmak. Yenme. Aşınma. Yeme. Titreşimli aşınma.

Supreme headquarters : En önemli karargah. Üst komuta. Başkomutanlık karargahı.

Ladders synonyms : jacob's ladder, monkey ladder, jack ladder, sea steps, pilot ladder, articulated ladder, antiquate, given off, age, hackneying, abducts, fret, beat to a frazzle, get out, step ladder, sea ladder, frets, stairs, outwear, laddering, hackney, extension ladder, dampen, frighten away, steps, exudes, bleed off, antiquating, laddered, body, antiquates, abducting, abduct.